Arşiv | Eylül, 2007

MAHLEPLİ POĞAÇA

27 Eyl
Annemin mahlepli poğaçası daha önceki yazılarımda( çay keyfi ve kahvaltı daveti) yeralmıştı. Tatil ve etkinlikler derken yazamadığım tarifi bugün paylaşıyorum. Beş çaylarına, kahvaltılara çok uygun bir tarif, bugünler de ise sahur için hazırlayabilirsiniz. Önceden yapıp buzlukta bekletebilirsiniz, ben anneme yaptırıp, buzluğa koyuyorum ve ihtiyaç duyduğum zamanlar ısıtarak yiyoruz, bu şekilde yeni yapılmış gibi taze kaldığını söyleyebilirim. Annemlerde yaptığımızdan biraz getirme şansı bulmuştum, onları kahvaltı davetinde ikram ettim ve çok beğenildi. Muğla’da tekrar yaptığımızda ise 1 tepsiyi soğumadan bitirdiğimizi itiraf etmeliyim. Fotoğraflarda o gün çekilmişti. Anneciğimin ellerine sağlık diyorum ve tarife geçiyorum.

Malzemeler: (2 tepsi için)

-1 paket yaşmaya
-3 adet yumurta
-2 su bardağı süt
-1 su bardağı sıvıyağ
-100 gr tereyağı (oda sıcaklığında)
-2 yemek kaşığı şeker
-1 tatlı kaşığı tuz
-1 tatlı kaşığı mahlep
-Alabildiği kadar un
-250 gr beyaz peynir
-1/2 demet maydanoz
-Çörekotu

Yapılışı:

Sütümüzün yarım bardağını ılıtıp, mayanın üzerine döküp, maya kabarana kadar sıcak bir ortamda bekletiyoruz. Mayamız eriyip, kabarınca, yoğurma kabımıza 2-3 su bardağı un koyup, ortasını havuz gibi açarak, 2 yumurta sarısı hariç, tüm malzemelerimizi ekleyip, karıştırıyoruz. Hamurumuz kulak memesi yumuşaklığına ulaşana kadar un ekleyerek yoğurmaya devam ediyoruz. Hazır olan hamurumuzu, yaz aylarında 30 dakika, kışın ise 1 saat kadar üzerini örterek dinlendiriyoruz ve hamurun mayalanmasını sağlıyoruz. Sonra hamurumuzdan ceviz büyüklüğünde parçalar alıp, içlerine peynir ve maydanozla hazırladığımız harçtan koyup, istediğimiz şekilde (yuvarlak, oval) poğaçalar yapıyoruz. Üzerlerine yumurta sarısı sürüp, çörekotu serpiştirip, önceden ısıttığımız 175 derece fırında kızarana kadar pişiriyoruz. Afiyet olsun…

Reklamlar

KAZ DAĞLARI, ÖNGEN COUNTRY HOTEL VE TATİLDEN KALANLAR

25 Eyl
Kaz Dağları….

Tatil yazılarıma ara vermiştim, şimdi diyeceksiniz bu kız çok gezdi, ama 1 hafta tatil yaptığımızı daha önce yazmıştım. Bozcaada tatilimiz günlüğümde yeraldı, Kaz Dağları’nı yazmamam olmazdı. Bu doğa harikası yeri görmenizi tavsiye ederim. Belki de bayramı sevdiklerinizle burada geçirmek istersiniz, sizlere fikir olur diye daha fazla geciktirmeyeyim dedim, hem belki doğumgünü meyvelerinden de sıkılanlar olmuştur. Kaz Dağları gerçekten yeryüzü cenneti, yeşilin her tonu mevcut, tertemiz hava, çeşit çeşit çam ağacı, buz gibi kaynak suları ve tarifsiz çam kokusu… Beni en çok fotoğrafını çekemediğim çam kokusu mutlu etti, aşçı yamağı ise buz gibi kaynak suyunu unutamıyor.
Kaz Dağları’nda Öngen Country Hotel’de kaldık. Verdiğim bağlantıdan otel, Kaz Dağları, Yeşilyurt Köyü, yakın çevrede görülebilecek yerler ve yapılabilecekler için detaylı bilgi bulabilirsiniz. Oteli Zuhal ve Mehmet Öngen çifti oğulları ile birlikte işletiyorlar. Otel ve Kaz Dağları için verdikleri yoğun çabanın hikayesini de siteden okuyabilirsiniz. Mehmet Öngen bölgenin korunması için mücadele veriyor, umarım onun ve arkadaşlarının çalışmaları sonuçsuz kalmaz ve Kaz Dağları zarar görmez. Niye böyle yazdım derseniz; Kaz Dağları’nda altın aranıyor ve yapılan sondajlarla doğal kaynak suları bulanıklaşmış bile ve üretim yapılacak olursa doğanın çok şey kaybedeceği çok açık…

Kaz Dağları’nda mutlaka yapmanızı tavsiye edeceğimiz milli park gezisi. Bu gezileri rehber olmadan yapamıyorsunuz, biz de Mehmet Bey tavsiyesi ile Durmuş Çakıcı’yı bulduk. Durmuş Bey son derece aydın, tarih ve bölge konusunda çok bilgili ve çok tatlı dilli bir insan. Telefon numarası 0 266 387 33 34, 0 266 388 10 67 ve 0 535 551 59 73, tura katılmak isterseniz mutlaka önceden arayıp, randevulaşın, yoksa Milli Park’a giremeyebilirsiniz. Bizim milli park turumuz ve rehberimiz Durmuş Bey ile yine bölgede gezebileceğiniz Yeşilyurt Köyü ile Adatepe Zeytinyağı Müzesi’nin fotoğrafı da aşağıda.

Aşağıdaki gün batımını ise kısacık Ayvalık gezisinde Şeytan Sofrası’ndan dönerken çektik. Ayvalık’ı çok şehir havasında bulmamıza rağmen bu fotoğrafı çok beğendiğimiz için paylaşmak istedim.


Eeeee yemek günlüğü, yemeksiz olmaz. Tatilde yediğimiz ve görüntülediğim birkaç lezzet de aşağıda. İlki Cunda’da yediğimiz rum böreği, ikincisi Yeşilyurt Köyü’ndeki nane reçelli lor tatlısı, diğerleri ise taze kekikli nefis salata ve bildiğimiz çupra…. Rum böreği ne derseniz; dilimlenip kızartılan patlıcan dilimlerinin üzerine dereotlu lor peyniri karışımı konulup, fırında üzeri kızartılan bir meze. Öngen Otel’in zarif sahibesi Zuhal Hanım’ın tarifi ile kabak borani ise çok yakında…Afiyet olsun….

İYİ Kİ DOĞDUM MU?

22 Eyl

Bugün benim doğum günüm, terzi ve söküğü hikayesi gibi kendime pasta yapamadım, ama kendime söz verdim, ilk fırsatta yapacağım, bu pastayı çoooook önce yapmıştım, doğumgünü pastam oldu, geçici olarak. Yukarıdaki süslü meyveleri ise aşçı yamağı gönderdi, eee tabi bu kadar yiyecekle meşgul olunca, çiçek yerine meyve geliyor….

RAMAZAN GELDİ, HOŞ GELDİ- SAKIZLI GÜLLAÇ

20 Eyl
Ne güzel oldu, bol bol etkinlik yapıyoruz, bu ayın 2. etkinliğinin ev sahibi Süheyla ve Diyalog Yemekleri. Etkinlik konumuz ise ramazan yemekleri, ben de ramazanın müjdecisi güllaç yaptım, ama bir farkla bu sakızlı güllaç. Damla sakızı sevenlerdenseniz, kesinlikle beğenirsiniz, sevmeyenlerdenseniz, tariften sakızı çıkartıp, aynen uygulayabilirsiniz.
Güllaç Osmanlı mutfağından günümüze gelmiş bir tatlı, içine eklenen gül suyundan almış ismini ve ramazan ayında tercih edilmesinin sebebi sütlü ve hafif bir tatlı olması.
Bu benim ilk güllaç denemem, çok sevmeme rağmen evde yapmayı düşünmemiştim, etkinlik vesile oldu. Güllaç yapımı kolay ve lezzetli bir tatlı, bu nedenle hep düşünürüm, yılın diğer zamanlarında neden olmaz diye. Tabi bize ramazanı hatırlatıp, lezzetini özletmesini de seviyorum. Gelelim tarife;

Malzemeler: ( 8 kişilik)

-6 adet güllaç yufkası
-4 su bardağı süt
-1 su bardağı şeker
-2 yemek kaşığı gülsuyu
-2 küçük damla sakızı
-File fındık, fıstık, badem
-Yarım marın teneleri

Yapılışı:

Sütü, şekeri, gülsuyunu ısıya dayanıklı bir kapta karıştırıp, ısıtıyoruz. Kaynamayacak, elimizi yakmayacak ama sıcak olacak şekilde ısıtacağız. Sütlü karışımdan 1/2 su bardağı kadar sütü bir çezveye alıp, içine sakızları atıp, sakız eriyene kadar kaynatıyoruz ve sakızlı sütü, tekrar gülsuyu eklediğimiz süte karıştırıyoruz. Böylece damla sakızı erimiş ve süte iyice karışmış oldu ve tüm sütü gerekenden fazla ısıtmadık. Sütümüzün 2,5 bardağını büyükçe bir tepsiye döküyoruz ve güllaç yufkalarını tepsiye batırıp, ters yüz çevirerek, servis kabımıza koyuyoruz ve üzerine 1 kepçe kadar kalan sütten döküyoruz. 3 güllaç yufkasını bu şekilde hazırladıktan sonra arasına fındık, fıstık, badem veya ceviz serpiştiriyoruz. (Ben ara kata file badem koydum.) Sonra kalan 3 güllaç yufkasını da aynı şekilde hazırlayıp, üst üste koyuyoruz. Kalan sütü üzerine döküp, çekmesi için yarım saat kadar bekletiyoruz. Sonra üzerini fındık, fıstık, badem, ceviz ve nar taneleriyle süslüyoruz. Ben servis tepsisine koyduğum güllacın üzerini verev olarak serpiştirdiğim, file fındık, fıstık, badem ve nar teneleriyle süsledim ve servis yaparken kalp şeklindeki kalıbımla kestim. Siz bu seçeneklerin yanı sıra ceviz, kiraz şekerlemesi veya hindistan cevizi kullanabilirsiniz. Ayrıca file yerine toz da olabilir kuruyemişler. Afiyet olsun…

KAHVALTI DAVETİ ve KİMYONLU DOMATES

18 Eyl
Herkes iftar daveti verirken, kahvaltı daveti nerden çıktı demeyin, çünkü bu da yayını gecikmiş bir sofra… Tatil dönüşü görüşemediğimiz arkadaşlarımız Ayşegül ve Levent’i Ramazan başlamadan kahvaltıya davet ettik, bu görüntüler de o masadan. Blog gezilerimde en çok sofra fotoğraflarını sevdiğim için, paylaşmak istedim. Belki bayram kahvaltısı için sizlere fikir verir, ne de olsa 1 aylık bir zamandan sonra, hem de özel bir günde, özel bir kahvaltı etmek keyifli olur…

Kahvaltı masamızda;

-Kapalı omlet
-Tahinli ve cevizli çörek
-Kimyonlu domates
Annemin meşhur mahlepli poğaçası
Karışık kızartma
-Edirne kurabiyesi ve
-Kahvaltılıklar vardı

Masamızda değişik olarak kimyonlu domates vardı, ben, aşçı yamağı ve ablam çok seviyoruz. Çok kolay ve lezzetli bir kahvaltılık, domatesleri doğrayıp, tuz, kimyon ve zeytinyağı ile karıştırıyoruz. Kapalı omleti, aşçı yamağı Ratatouille‘u izlerken Remy’nin yaptığını görünce kahvaltıya istedi, ben de biberli ve peynirlisini yaptım. Filmi izlemeyenlere kesinlikle tavsiye ederim. Annemin poğaçasının tarifini de en kısa zamanda vereceğim artık:) Afiyet olsun…

# 26 APERATİF VE MEZE YE- BİBERLİ, PEYNİRLİ DÜRÜM VE FESLEĞEN SOSLU KARIŞIK KIZARTMA

15 Eyl
Bu ayki etkinlik günü de geldi, zaman çok hızlı geçiyor, etkinlik konumuz “Aperatifler ve Mezeler”, etkinlik evsahibimiz ise Serpil. Serpil’e konu için teşekkür edip, kolay gelsin diyorum. Bu ay için 2 kolay tarif hazırladım, bir aperatif ve bir meze. Kızartma yeni bir tarif sayılmaz gerçi, sadece sosla zenginleştirdim. Dürüm ise tam bir aperatif ve hazırlaması kolay ve lezzetli. Tarifler şöyle;

FESLEĞEN SOSLU KARIŞIK KIZARTMA

Kızartma sevmeyen varmı bilmem ama ben küçüklüğümden beri çok severim, 3 öğün yiyebilirim, hele de güzel bir sos olursa yanında. Böyle yazınca sürekli kızartma yaptığım düşünülebilir ama pek sık yapıyorum diyemem, yazları daha çok yiyoruz, yaz kahvaltılarında ve akşamları meze olarak. En güzel mezelerden biri olduğunu düşündüğüm kızartmayı ben domates ve fesleğenli bir sos hazırladım, isterseniz yoğurt soslu da hazırlayabilirsiniz. Tarif şöyle;

Malzemeler:

-3 adet kabak
-3 adet patlıcan
-3 adet patates
-4 adet kırmızı biber ve 12 adet yeşil biber
-3-4 dak fesleğen
-2 diş sarmısak
-3 adet domates
-1/2 litre ayçiçek yağı

Yapılışı :

Kızartma tenceremize yağımızı koyup, ısınmaya bırakıyoruz. Öncelikle patlıcanları soyup, halka veya dikdörtgen şekilde doğrayıp, tuzlu suda bekletiyoruz. Bu arada patates ve kabaklarımızı soyup, istediğimizi şekilde doğruyoruz. Kırmızı biberlerimizi de doğruyoruz ve patlıcanlarımızı sudan alıp yıkıyoruz ve iyice kuruluyoruz. Isınan yağımızda sırayla sebzelerimizi kızartıyoruz. Kızartmamız tamamlanınca sosumuzu hazırlayabiliriz. Sos tavamıza 1 yemek kaşığı zeytinyağı koyup, dövülmüş veya çok küçük doğranmış sarmısaklarımızı ekliyoruz ve 2-3 kere karıştırıp, kabuklarınız soyup, küp küp doğradığımız domatesleri ilave ediyoruz ve suyunu biraz çekip sos kıvamına gelene kadar pişiriyoruz tuzunu ekliyoruz ve ocaktan almadan hemen önce fesleğen dallarını içine atıp, altını kapatıyoruz. Ben taze fesleğen dalları kullandım, siz isterseniz kuru fesleğen veya kekik kullanabilirsiniz. Servis tabağına alıp, sosu ortasına koyuyoruz. Afiyet olsun…

BİBERLİ VE PEYNİRLİ DÜRÜM

Biberli ve peynirli dürüm, yapımı çok kolay ve kısa zamanda hazırlanan, ayrıca da çok lezzetli bir aperatif oldu. Pratik bir şey hazırlayayım diye düşünürken aklıma geldi ve tahminimden çok daha lezzetli oldu ve ikram ettiğim herkes tarafından çok beğenildi. Acil durumlarda kendinize ve misafirlerinize hazırlayabileceğiniz kolay bir seçenek. Malzemelerden fesleğen sos ve közlenmiş biberleri evde hazırlayabilirsiniz veya hazırlarından kullanabilirsiniz, ben bu defa hazır malzemelerle yaptım. Tarif şöyle;

Malzemeler:

-4 adet dürüm ekmeği (lavaş)
-2 yemek kaşığı fesleğen sos(hazır pesto sos)
-1 paket krem kaşar
-8 adet közlenmiş kırmızı biber

Yapılışı :

Lavaşımızı tezgahımıza koyup, üzerine fesleğen sosumuzu sürüyoruz. Sonra 2 adet közlenmiş kırmızı biberlerimizin ortalarını açıp, tek kat olarak ekmeğin üzerine yerleştiriyoruz ve en üste krem kaşar sürüyoruz. Sonra rulo yapıp, istediğimiz büyüklükte dilimliyoruz ve kürdanla tutturup, servis yapıyoruz. Afiyet olsun…

BOZCAADA, PANAROMA OTEL ve ÜZÜM REÇELİ

12 Eyl
Bozcaada… Biz bu boz adaya aşık olduk, 2 senedir gidiyoruz ve gitmeye de devam edeceğiz sanırım. Tatil rotamızı Bozcaada’dan başlattık, çok sevdiğimiz arkadaşlarımızla 2 gün adada kaldık. 2 senedir adadaki adresimiz Panaroma Otel. Sahipleri Handan ve Ayhan Ermiş çifti oteli evleri gibi görüyorlar ve bizleri de evlerine gelmiş misafirler gibi ağırlıyorlar. Otel 6 odalı bir butik otel, baştan sona şık, ince bir zevkle dekore edilip, döşenmiş, kendinizi evinize gelmiş gibi hissediyorsunuz. Aşağıda otelin balayı odasının (odada kalma şansını yakaladığımızı da belirteyim) ve odanın balkonundan Bozcaada’nın fotoğraflarını görebilirsiniz. Verdiğim bağlantıda daha detaylı fotoğraf ve telefon numaraları mevcut. Otel adını adanın panoramasını gösteren konumundan alıyor, Bozcaada’ya gitme planınız varsa, Panorama’da yer aramanızı öneririm.

Gelelim üzüm reçeline; Handan Hanım, zevkli olduğu kadar becerikli de, kahvaltıdaki reçelleri, kurabiyeleri kendisi yapıyor ve çok lezzetli şeyler ortaya çıkıyor. Geçen seneki ziyaretimizde üzüm reçelinin tarifini vermişti bana ve İstanbul’a döner dönmez yapmıştım, ilk seferinde deneme amaçlı az miktarda yaptığım reçeli, beğenilmesi üzerine üzümler bitmeden 3 kere daha yaptım. Kolajda görülenler ise, domates reçeli, ayva reçeli, karadut reçeli ve portakal reçeli, ayrıca kurabiyeler ve zengin kahvaltı masası.

ÜZÜM REÇELİ

Malzemeler:

-1 kg çekirdeksiz üzüm
-1 kg toz şeker
-1 tatlı kaşığı limon suyu
-1 paket vanilya

Yapılışı:

Üzümleri salkımdan tek tek koparıp yıkadıktan sonra, bir tencereye koyup, kısık ateşte suyunu iyice bırakana kadar pişiriyoruz. Sonra suyunu süzüp, üzümleri ayırıyoruz ve üzümlerin üzerine şekeri ekleyip kaynayana kadar pişiriyoruz. Reçel kıvamını alınca limon suyu ve vanilyasını ekleyip ocaktan alıyoruz. Soğuyunca kavanoza koyup, kahvaltı masalarımıza çıkarıyoruz. Afiyet olsun…