Arşiv | Ekim, 2007

ETLİ LAHANA SARMASI

30 Eki

Cumhuriyetimiz 84. yıldönümü hepinizle beraber kutluyorum….
Bu tarifte bayramdan kalma ve yine anneme ait. Aşçı yamağı ile birlikte çok beğenerek yedik, çünkü annem hazılayıp, yanımıza koydu, ben de eve gelince pişirdim ve tadı damağımızda kaldı. Sanırım zevkle isteyerek yapılan yemekler çok daha lezzetli oluyor, hani bazı insanların elleri lezzetli bulunur, bence o kişiler severek yemek yapıyorlar ve yemekleri seviliyor… Gelelim tarifimize;

Malzemeler:(4 kişilik)

-9-10 yaprak lahana
-1 su bardağı pirinç
-250 gr kıyma
-1 yemek kaşığı salça
-1/2 çay bardağı sıvıyağ
-1 orta boy soğan
-7-8 dal maydanoz
-Tuz, karabiber, kırmızıbiber

Yapılışı:

Lahana yapraklarımızı yıkayıp, büyükçe bir tencerede kaynayan suda haşlıyoruz(tenceremizin aldığı adette) , sarabileceğimiz kadar yumuşayınca tencereden alıp soğumaya bırakıyoruz. Lahanalar soğurken içimizi hazırlıyoruz. Yıkayıp, süzdüğümüz pirince, kıymamızı, salçamızı, ince kıyılmış soğan ve maydanozumuzu, sıvıyağımızı, tuz ve baharatlarımızı ekleyip iyice karıştırıyoruz. Soğuyan lahana yapraklarını şekillerinin elverdiğince, sarılacak büyüklükte parçalara kesiyoruz ve her parçaya içten koyup, annemin yaptığı gibi uzun veya muska şeklinde sarıyoruz. Sardığımız lahanaları, pişireceğimiz tencereye sıkı sıkı dizerek yerleştiriyoruz ve 1,5 su bardağı suya 1 tatlı kaşığı salça ekleyip, üzerine dökerek orta ateşte 30 dakika kadar pişiriyoruz. Afiyet olsun…

KIYMALI VE PEYNİRLİ SU BÖREĞİ

27 Eki

Başlığı görünce benim yapmadığımı sanırım anlamışsınızdır, çünkü su böreği zahmetli bir börek ve bence pek de çalışan kadına göre bir tarif değil. Tabi özel zamanlarda yapılabilir:)
Su böreğini defalarca yememe rağmen sadece iki kere yaptım, ilk denememi annemle birlikte yaptım ve başımda usta olunca sonuç başarılı oldu. 2. denemem ise annemin şehir dışında olduğu sırada Amerika’dan yaz tatiline gelmiş ablamın canı isteyince yapmam oldu. Uzun zaman geçti ama hatırladığım ablamın sonuçtan memnun kaldığıydı. Bugünkü tarif ustaya ait. Tarifi 1 tepsi için yazıyorum ama annecim, biri kıymalı, diğeri peynirli olmak üzere iki tepsi yapmıştı. O nedenle istediğiniz içle hazırlayabilirsiniz her iki için malzemesini yazacağım. Tarif şöyle;

Malzemeler:(1 tepsi için)

-7 adet yumurta
-Tuz
-Sirke
-1 çay bardağı sıvıyağ
-Alabildiği kadar un
-500 gr beyaz peynir
-300 gr kıyma
-Yarım demet maydanoz

Yapılışı:

Yoğurma kabımıza yumurtalarımızı kırıyoruz, çok az (iki parmak arasına sığacak kadar) tuz koyup, karıştırıyoruz ve kulak memesi yumuşaklığına gelene kadar alabildiği miktarda un ekleyerek yoğuruyoruz. 12 beze yapıp, tepsi büyüklüğünden biraz fazla açıyoruz. Büyükçe ve yayvan bir tencerede kaynattığımız,içine çok az tuz, 1-2 damla sirke veya sıvıyağ eklediğimiz(hamurların haşlanırken yırtılmaması için) suya atıp, 1-2 dakika haşlıyoruz ve soğuk su koyduğumuz başka bir kabın içine alıyoruz. Soğuk suda 1-2 dakika bekletip, süzgece alıyoruz. 10 adet bezeyi açarak aynı şekilde haşlayıp soğuk suya alıp, süzüyoruz. 2 bezeyi açıyoruz ama haşlamıyoruz. Tepsimizin altını 1 tatlı kaşığı sıvıyağ ile yağlayıp, haşlamadığımız bezeyi yerleştiriyoruz. Sonra 5 tane haşlanmış bezelerden yerleştirip, ortasına beyaz peynir ve maydanoz karışımı veya önceden pişirdiğimiz kıyma, tuz, baharat ve maydanoz karışımını serpiştiriyoruz. İç malzemeden sonra haşlanmamış olan bezemizi yerleştiriyoruz ve diğer haşlanmış bezeleri yerleştiriyoruz. Hamurlarımız bitince 1 çay bardağı sıvıyağı tepsimizin üzerine döküyoruz, yalnız hamurun aralarından bıçak ucuyla minik delikler açıyoruz ki yağ alt katlara da inebilsin. Böreğimizi önceden ısıttığımız fırında üzeri kızarana kadar pişiriyoruz. Afiyet olsun…

KARNIYARIK

25 Eki

Siteyi güncellemem biraz uzun sürdü, sebebi malum, ülkemizin geçirdiği kötü günler…
Bu satırları okurken birçoğunuza yemek tarifi yazmak veya okumak anlamsız gelebilir, inanın ben de böyle düşündüm ama hayat devam ediyor, bütün üzüntülere rağmen…
Bu tarif anneciğim elinden. bayramda gittiğimizde bizler için yapmıştı, daha önceki yazılarımda bahsettiğim gibi ben patlıcanı çok seviyorum, eskiden yemememe rağmen karnıyarık da favori yemeklerimden biri. Bu nedenle, pek çoğunuz için yenilik olmayacak ama ben sitemde yeralmasını istedim. Tarif şöyle;

Malzemeler:

-1 kilo patlıcan
-1/2 litre sıvıyağ
-250 gr kıyma
-2 orta boy soğan
-2 adet domates
-3-4 diş sarmısak
-2 adet yeşil biber
-Yarım demet maydanoz
-1+1 tatlı kaşığı salça (eğer domates yetersizse)
-Tuz, karabiber, kırmızıbiber

Yapılışı:

Öncelikle patlıcanlarımızı alacalı soyup, yıkayıp, iyice kuruladıktan sonra,patlıcanların ortalarıncan ince bir çizgi şeklinde kesiyoruz ve ısınmış sıvıyağda hafifçe kızartıyoruz, sonra fazla yağının emilmesi için kağıt mutfak havlusunun üzerinde bekletiyoruz.
İçini hazırlamak için, önce kıymayı derince bir tavada kavuruyoruz, sonra ince kıyılmış soğanını, sarmısağı ekliyoruz. Sırasıyla ufak doğradığımız biberi ve kabuklarını soyup doğradığımız domateslerimizi ilave edip pişiriyoruz. İçimizin rengi açık olursaki kış domatesleri çin sözkonusu olabilir, çok az salça ekliyoruz. Son olarak baharat ve tuz ayarını yapıp, ince kıyılmış maydanozumuzu ilave edip ocaktan alıyoruz. Burada farkedeceğiniz gibi içi pişirirken yağ kullanmadık, çünkü patlıcanlar kızardığı için yemeğimizde yeterince yağ var ve kıymanın, soğanın, domatesin suyu yeterli geliyor iç harcın pişmesi için.
Patlıcanlar ve içimiz ılınınca patlıcanları kestiğimiz yerlerden hafifçe açıp, içlerine harcımızı koyuyoruz, istersek her bir patlıcanın üzerine kızartılmış yeşilbiber de koyabiliriz annemin yaptığı gibi. En son karnıyarıklarımızı fırında veya ocakta pişirebiliriz, annem fırında üzerlerine hazırladığı 1 tatlı kaşığı salçalı suyu gezdirip, yarım saat kadar pişirdi. Ocakta da aynı şekilde suyunu ilave edip, patlıcanlar yumuşayana kadar pişirebiliriz. Afiyet olsun…

MİNİK ELLER MUTFAKTA – MEYVE KURABİYELER

19 Eki

Meyve şeklinde kurabiye yapmayı uzun süredir planlıyordum, Alev doğumgünü için davet edince, yapmak için fırsatım oldu. Aynı zamanda çocuklarla yapması eğlenceli olacak diye düşündüm ve Selen’ciğimin etkinliğine bu tarifle katılmaya karar verdim. Yapması biraz zahmetli ama, hem çok lezzetli hem de görünüm olarak çok güzel. Ben henüz çocuğumun olmaması ve yeğenlerimin uzakta olmaları nedeniyle onlarla birlikte mutfağa giremedim. Bayramda eve gidince ellerinin fotoğrafını çektim, yani bu tombul eller tatlı kızlarıma ait.

Kurabiye hamurunu istediğimiz bir tarifle hazırlayabiliriz. Beğendiğiniz, çok yumuşak veya çok sert olmayan bir tarif olması yeterli. Ben puding karışımı ile yaptığım tarifi kullandım. Tarif şöyle;

Malzemeler:

-250 gr tereyağ
-1 paket puding karışımı
-15 yemek kaşığı un (+2/-1 olabilir ölçü)
-2 yemek kaşığı nutella
-1 yemek kaşığı fındık ezmesi
-20 adet çikolatalı draje
-Sarı, kırmızı ve yeşil gıda boyası
-3 yemek kaşığı toz şeker
-20 adet kiraz sapı
-10 adet karanfil

Yapılışı:

Oda sıcaklığındaki eritilmemiş tereyağımıza, puding karışımını ekliyoruz, biraz karıştırdıktan sonra, 3’e kaşık un ekleyerek yoğuruyoruz. Son bir kaç kaşık unu tek tek koymakta fayda var. Hamurun alacağı un, oda sıcaklığına göre farkedecektir ama ideal ölçü 15 kaşık. Benim hamurum 16 kaşık aldı. Hamurumuzdan ceviz büyüklüğünde parçalar alıp, yarım şeftali şekli vermek için yuvarlıyoruz ve fırın tepsimize yerleştiriyoruz. Kirazlar için ise fındık büyüklüğünde parçalar alıp, ortalarına draje koyarak yuvarlayıp, kiraz şekli veriyoruz ve üst kısmına hafifçe bastırarak kiraz saplarından yerleştiriyoruz. Hamurumuz bitene kadar istediğimiz kadar kiraz ve yapmayı düşündüğümüz şeftali adedinin 2 katı kadar yuvarlak kurabiye yapıyoruz. Önceden ısıttığımız 160 derece fırında, beyaz kalacak şekilde, 15-20 dakika kadar pişiriyoruz. Kurabiyelerimiz soğuduktan sonra, şeftali için yaptıklarımızın ortalarını hafifçe oyuyoruz. İçlerine nutella sürüp, iki kurabiyeyi biribirine yapıştırıyoruz. Tepelerine ise ters şekilde karanfil saplıyoruz. İçlerinden çıkanları ise iyice ezip, fındık ezmesi ve gerekirse 1 yemek kaşığı süt ile iyice karıştırıp, hafifçe yoğuruyoruz ve kayısı ve armut şekli vererek, tepelerine bu defa karanfilleri düz saplıyoruz. Mevyelerimiz hazır, renklendirme aşamasına geçebiliriz. 3 ayrı kasede 1/2 su bardağı kadar su ile kürdan ucuyla gıda boyalarımızı karıştırıyoruz. Kirazlarımızı kırmızı su karşımına batırıp, düz bir tabağa koyduğumuz tozşekere buluyoruz ve kurumaya bırakıyoruz. Şeftalilerimizin yarısını sarı, yarısını kırmızı suya batırıp, tozşekere buluyoruz. Armutlarımızı, yeşil ve sarı suya, kayısılarımızı ise sarı suya batırıp, yine tozşekere buluyoruz. Kurabiyelerimiz kuruyunca servise hazır oluyorlar. Afiyet olsun…

KAHVALTI DAVETİ VE PATATES GRATEN

16 Eki

Bayramdan önceki Cumaresi günü arkadaşım Alev’in doğumgünü nedeniyle gerçekleştidiği kahvaltı davetine gittim. Tabi giderken de Alev’den kahvaltı masasını görüntüleyip, sitede paylaşmak konusunda onay aldım. Alev bize çok güzel bir masa hazırlamış ve çok lezzetli yiyecekler yapmıştı. Keyifli bir sohbet eşliğinde, tanışmayan insanlar olarak, bu lezzetleri tadıp, Alev’in doğumgününü kutladık. Nice yıllara Alev…

Alev bizim için;

-Patates graten
-Menemen
-Soslu sosis
-Paçanga ve sigara böreği
-Çikolatalı muffin

yapmıştı. Hepsinin fotoğrafları aşağıdaki kolajda. Ben de giderken Alev’e meyve kurabiyelerden oluşan bir sepet götürdüm. Meyve kurabiyelerin tarifini yakında paylaşacağım, ama önce tadı damağımızda kalan, 2’şer defa servis aldığımız patates gratenin tarifini veriyorum. Tarif Alev’e ait ve kahvaltının yanısıra, et ve balık yemeklerininin yanına da yapabiliriz. Masamızdaki diğer lezzetlerden çikolatalı muffini, vişneli-çikolatalı muffin tarifininden, vişneyi çıkararak yapabilirsiniz. Graten tarifimiz ise şöyle;

Malzemeler: (4 kişilik)

-8 adet orta boy patates
-1 su bardağı süt
-1/2 su bardağı süt kreması
-1 su bardağı rendelenmiş kaşar peyniri
-1 sarmısak
-1 tatlı kaşığı tereyağı
-Tuz ve taze öğütülmüş karabiber

Yapılışı:
Öncelikle patateslerimizin kabuklarını soyup, mümkün olduğunca ince (neredeyse zar gibi) halka halka doğruyoruz. Sonra bir kaseye doğranmış patatesleri, sütü, kremayı, kaşar peynirin yarısını, baharatları koyup, karıştırıyoruz. Uygun ebatta bir fırın kabının içini, ikiye bölünmüş sarmısağın kesik yüzeyleriyle ovalıyoruz. Sonra tereyağıyla bütün kabı yağlayıp, patatesli malzemeyi içine koyuyoruz. Kalan kaşarı üzerine serpiştiriyoruz. Önceden 180 derece ısıtılmış fırında 1 saat pişiriyoruz. Burada iki önerim olacak, ki birini Alev uygulamıştı. Sarmısakla kabı ovduktan sonra kalan sarmısağı da patates karışımının içine doğramak. Diğeri ise kaşar peyniri rendesini pişme süresinin sonuna doğru ( son 10 dakika içinde) üzerine serpiştirmek. Böylece peynirler fazla pişmemiş olacaklar. Ben peynirlerin pişmiş halinin de çok lezzetli olduğunu söyleyebilirim. Afiyet olsun…

# 27 KARADENİZ YE- MİNİK MISIR EKMEKLERİ (PEYNİRLİ VE DEREOTLU)

15 Eki

Zamanın ne kadar hızlı geçtiğini etkinlik günleriyle anlıyorum. Yoğun geçen bir ayın ardından etkinlik günü geldi. Maalesef yoğun günler geçirdiğim için yeni bir şeyler hazırlayamadım ve arşivde yeralan tek Karadeniz tarifiyle karşınızdayım.
Aslında Karadeniz mutfağını araştırıp, yeni tarifler denemek istiyordum ama olmadı artık, Yeşim’in etkinliğine katılanların tarifleriyle öğreneceğim bu mutfağı. Yeşim’e teşekkür edip, kolay gelsin diyorum. Tarife ulaşmak için aşağıdaki bağlantıyı tıklayabilirsiniz. Afiyet olsun…

İYİ BAYRAMLAR

12 Eki

Ziyaretine gittiğim, gidemediğim, güzel dileklerini ileten tüm dostlara, günlüğümün varolmasını sağlayan herkese iyi bayramlar diliyorum.

FINDIKLI GÜL TATLISI

10 Eki

İftar davetimizin son tarifi annemin fındıklı gül tatlısı. Annecim, bu tatlıyı genellikle bayramlarda baklavanın yanısıra yapar. Ailece tatlı düşkünü olarak, baklavayı cevizli, bu tatlıyı fındıklı severiz. Tatlılar arefe gününden veya, 1 gün öncesinden yapıldığı için ilk olarak son iftar akşamında tadına bakarız. Ben, genel olarak alışık olduğumuz tadları sevip, özlediğimizi düşünürüm ama, annemin baklavasının lezzeti, çevremizde kabul görmüştür, o nedenle annemin tarifinin başarılı ve lezzet konusunda iddaalı olduğunu söyleyebilirim. Bugün annemin daha önceden yapıp, buzluğuma koyduğu tatlının tarifini paylaşacağım. Maalesef yapım aşamasının fotoğrafı yok. Mümkün olduğunca anlatmaya çalıştım ve en kısa zamanda yapım aşamasını ekleyeceğim. Bu arada fırsat bulursanız özellikle bayram için tavsiye ederim. Bayramın vazgeçemediğimiz lezzetinin tarifi şöyle:

Malzemeler: (1 tepsi için-40 adet)

-1 su bardağı yoğurt
-1 su bardağı süt
-1 su bardağı sıvıyağ
-2 yumurta
-1/2 paket kabartma tozu
-1 çay kaşığı tuz
-1/2 limon suyu
-Un
-1 su bardağı buğday nişastası
-1 su bardağı dövülmüş fındık
-125 gr tereyağ
-1/2 su bardak sıvıyağ
-4 su bardağı toz şeker
-3 su bardağı su
-2 küçük limon tuzu veya 1/2 limon suyu

Yapılışı:

Nişasta, fındık, tereyağ ve 1/2 su bardak sıvıyağ ve un haricindeki tüm malzemelerimizi karıştırıyoruz. Unumuzu azar azar ekleyerek hamurumuzu yoğuruyoruz. Kulak memesi kıvamına gelince 1 saat kadar üzerini kapatarak dinlendiriyoruz. Sonra hamurumuzu 10-12 beze yapıp, her bezeyi nişasta yardımıyla güllaç yufkası inceliğine gelene kadar açıyoruz. Yufkalarımızın çapı 40 cm’ye yaklaşık olacaktır. Her yufkayı 4 eşit parçaya kesiyoruz. Böylece 40 kadar üçgen yufka elde etmiş oluyoruz. Her üçgeni kenarlarından ortaya doğru pile gibi büzerek topluyoruz. Ortasına 1 çay kaşığı fındık koyup, oluşan yapraklardan birini kapatıyoruz, yine fındık içi koyup, yine kenarlardan birini üzerine kapatıyoruz. Yapraklar üst üste gelene kadar bu işlemi tekrarlıyoruz. Sonra ters çevirerek fırın tepsisine yerleştiriyoruz. Bütün hamuru bu şekilde bitirince, 125 gr tereyağını eritip, içine yarım su bardak sıvıyağını ekliyoruz ve sıcak olarak güllerin üzerine döküyoruz. Önceden 160 dereceye ısıttığımız fırında üzerleri kızarıp, sertleşene kadar pişiriyoruz. Bu arada 4 su bardağı toz şekeri, 3 su bardağı su ile kaynatıp, kıvam almaya başladığı sırada limon tuzu veya suyunu ekleyip, ocaktan alıyoruz ve soğumaya bırakıyoruz. Soğuyan şerbetimizi, fırından çıkardığımız sıcak tatlımızın üzerine kaşık yardımıyla döküyoruz ve tatlının şerbeti çekmesi için 2-3 saat bekletiyoruz. Servis yaparken yanına dondurma veya kaymak koyabiliriz. Hazırladığımız gül tatlıların, şerbetsiz de çok lezzetli olduklarını söylemeliyim. Afiyet olsun…

ISPANAKLI, PEYNİRLİ ÖRGÜ BÖREK

7 Eki

Örgü börek iftar soframızın en çok rağbet gören yemeğiydi. Sonrasında tarifi de çok soruldu. Maalesef, yapım aşamasını davet günü yaşadığım telaş nedeniyle görüntüleyemedim. Ama saç örgüsünü sanırım çoğumuz biliyordur. Böreği de aynı şekilde yaptım. Diğer böreklerden farkı da görüntüsü oldu. Ispanağımız varsa yapması çok kolay, yoksa da sadece peynirli, kıymalı veya patatesli yapabiliriz. Bu tarifle birlikte iftar sofrasından sadece annemin fındıklı gül tatlısı kalıyor. Onu da bayram öncesi yazacağım belki deneme fırsatı bulanlar olur. Börek tarifimiz şöyle;

Malzemeler:

-3 adet yufka
-1/2 kg temizlenmiş ıspanak yaprağı
-1 adet soğan
-300 gr beyaz peynir
-3 yemek kaşığı yoğurt
-1 yumurta
-4 yemek kaşığı sıvıyağ
-Çörekotu, tuz

Yapılışı:

Önce iç harcımızı hazırlıyoruz. Bunun için soğanımızı küçük doğrayıp, 1 yemek kaşığı sıvıyağda kavuruyoruz ve doğranmış ıspanaklarımızı ekliyoruz, hafifçe kavrulunca tuzunu ekleyip, tekrar karıştırıyoruz ve ocaktan alıp, soğumaya bırakıyoruz. Yufkamızı tezgahımıza seriyoruz. Yoğurdumuzu ve sarısını ayırdığımız yumurtanın akını iyice çırpıyoruz. Bu karışımı fırça yardımıyla, yufkanın yarısına sürüyoruz ve diğer yarısını üzerine kapatıyoruz. Elde ettiğimiz yarım dairenin üzerine yine fırçayla sıvıyağ sürüyoruz. Sonra ıspanaklı harcın ve beyaz peynirin 1/3’ünü serpiştiriyoruz ve geniş tarafından başlayarak, rulo şeklinde sarıyoruz. Aynı işlemi diğer 2 yufka için de tekrarlıyoruz. Böylece 3 adet rulo elde ediyoruz. Rulolarımızı saç örgüsü şeklinde örüyoruz. Üzerine yumurta sarısını sürüp, çörekotu serpiştiriyoruz ve önceden ısıttığımız 180 derce fırında 30 dakika, üzeri kızarana kadar pişiriyoruz. Afiyet olsun…

OTLU PİLAV

5 Eki
İftar davetinin sıradaki tarifi otlu pilav. İftar için etin yanına yakışacağı düşüncesiyle yaptığım pilav tek başına da yenecek, lezzetli bir deneme oldu. Genelde önceden kalan pilavlar ısıtılınca lezzetinden kaybeder, bu sorun bu pilav için geçerli değil, hatta bekleyince bana daha lezzetli geldi, dereotunun aroması iyice belli olmuştu. Aşçı yamağı da en az yakında tarifini paylaşacağım patlıcanlı pilav kadar güzel olduğunu söyleyerek, yeni denemeler için beni motive etmiş oldu:)
Gelelim tarifimize;
Malzemeler:(6 kişilik)
-2 su bardağı pirinç
-1 çorba kaşığı tereyağ
-3 su bardağı kaynamış su
-1 yemek kaşığı sıvıyağ
-4-5 dal yeşil soğan
-9-10 dal maydanoz
-9-10 dal dereotu
-1 yemek kaşığı çam fıstığı
-1 tatlı kaşığı kuş üzümü
-Tuz
Yapılışı:
Pirincimizi ayıklayıp, ılık suda tuz ile karıştırarak 30 dakika kadar bekletiyoruz. Sonra iyice yıkayarak, süzüyoruz. Büyükçe bir tavada tereyağını eritip, çam fıstıklarını kavuruyoruz ve pirincimizi ekliyoruz. 1-2 dakika kavurduktan sonra sıvıyağı ekliyoruz. (Bu annemin yöntemidir ve annemin pilavı her zaman tane tane olur.) 1-2 dakika daha kavuruyoruz ve ince doğradığımız taze soğan, maydanoz ve dereotunu ekliyoruz. Kuş üzümü ve tuzunu ekleyip, yeşilliklerin rengi değişinceye kadar pişiriyoruz. Son olarak 3 su bardağı sıcak suyumuzu ekleyip, karıştırıyoruz ve 10 dakika pirinçler suyunu çekene kadar, kapağını açmadan pişiriyoruz. Ocaktan alınca kapağını açmadan 10 dakika daha dinlendiriyoruz ve istediğimiz bir kalıpta şekil verip, domatesle süsleyerek servis tabağına alıyoruz. Afiyet olsun…