Arşiv | Ekim, 2008

YOĞURTLU KABAK VE HAVUÇ SALATASI VE ARKADAŞLIK ÖDÜLÜ

23 Eki

Eşimin doğum günü partisinden kalan pratik bir tarif, hazırlıkları kendim yapmayı istesemde yetişemeyeceğimi anlayınca annemin yardım teklifini geri çevirmeyip, epeyce destek almıştım. Arkadaşımız Semanur’da bana yardım konusunu sorunca hemen bu salatayı tarif edip, “sen yapabilir misin?” demiştim. (Gerçi Semanur hediye konusunu sormuş ama ben yanlış anlayınca salata ihalesine ona kalmıştı:) Sonuçta Semanur’un elinden bu lezzetli salatayı yemiş olduk, o günden kalan kısmını da eşim ve ben keyifle bitirdik. Hem meze, hem salata olarak masalarımızda yeralabilecek tarifimiz şöyle;

Malzemeler:

– 3 adet kabak
– 3 adet havuç
– 2 su bardağı süzme yoğurt
– 2-3 diş sarmısak
– 1 yemek kaşığı mayonez (koymayabilirsiniz)
– 2 yemek kaşığı zeytinyağı
– Tuz
– Süslemek için frenk maydonozu veya dereotu

Yapılışı:

Yıkayıp kabuklarını soyduğumuz kabak ve havuçlarımızı rendeliyoruz. Rendelenmiş havuç ve kabakları ayrı ayrı olmak üzere 1’er yemek kaşığı zeytinyağında hafifçe kavuruyoruz. Ezilmiş sarmısak, tuz ve süzme yoğurdumuzu karıştırıyoruz, istersek mayonezi de ilave ettikten sonra, soğumuş olan kabak ve havucumuzu ekliyoruz. Servis tabağımıza alıp, frenk maydanozu veya dereotu ile süslüyoruz. Afiyet olsun…

Son günlerde bloglar arasında uluslararası arkadaşlık ödülü dolaşıyor, beni de bu ödüle Hayatın Tatları Zerrin layık görmüş, ödülün amacı arkadaşları tanıtmak. Ben de Zerrin’e teşekkür edip, ödülümü Peçete’den Notlar Ayşem, Bir Demet Papatya Gülriz, Yanya-Evenez Selen ve Klubem Pınar’a devrediyorum.

Reklamlar

ÇOCUKLUĞUMUZUN ELMALI KURABİYESİ

16 Eki
Yazımın başlığı benim için çok anlamlı, çünkü biliyorum ki, çoğumuzun çocukluğunun favori kurabiyelerinden biridir “elmalı kurabiye”. Gerçi benim için elmalı pastadır, bu kurabiye, küçükken oyundan eve geldiğimde ortalığı sarmış olan mis gibi kokulardan anlardım annemin “elmalı pasta” yaptığını, pek çok tatlı hamur işi pasta idi o zamanlar benim için. Son günlerde Hatsum’unda en çok bahsettiği kurabiyeler bunlar. Annecim sürpriz doğumgünü partisi için hazırlayıp, göndermişti, ben de blogda bulunması ve bilmeyen veya farklı uygulayan varsa faydalanması için yazıyorum tarifi;

Malzemeler:

– 1/2 su bardağı sıvıyağ
– 1 su bardağı eritilmiş tereyağı (tereyağ ve sıvıyağ oranını istediğiniz şekilde değiştirebilirsiniz)
– 1 su bardağı yoğurt
– 1 su bardağı pudra şekeri
– 1 yumurta
– 1 paket kabartma tozu
– Aldığı kadar un (annem 4-5 su bardağı arasında olacağını söyledi)
– Üzeri için pudra şekeri

İç Malzemesi:

– 3-4 adet rendelenmiş elma
– 2 yemek kaşığı şeker
– 1 tatlı kaşığı tarçın
– Dövülmüş ceviz veya fındık (isteğinize bağlı)

Yapılışı:

Kurabiyemizin hamuruna geçmeden önce, soğuması için elmalı içini pişiriyoruz. Bunun için rendelenmiş elmalarımızın üzerine şekerimizi ekleyip, kısık ateşte pişiriyoruz ve tarçınımızı ve ceviz veya fındığımızı ilave ediyoruz. Elmalarımız soğurken hamurumuzu hazırlıyoruz. Un ve kabartma tozu haricindeki tüm malzemelerimizi yoğurma kabımıza alıp, karıştırıyoruz ve kabartma tozu ile azar azar eklediğimiz unumuz ile kulak memesi yumuşaklığında bir hamur hazırlıyoruz. Hamurumuzu, istediğimiz kurabiye büyüklüğüne göre 4 veya 5’e bölüp, merdane ile mümkün olduğu ölçüde yuvarlak açarak, bıçakla 8 eşit üçgene kesiyoruz. (Sigara böreği gibi) Üçgenlerin geniş parçalarına 1 tatlı kaşığı kadar elmalı içimizden koyup, geniş tarafından başlayarak sarıyoruz. Tüm hamurumuzu bu şekilde hazırladıktan sonra, önceden ısıttığımız 160 derece fırında hafif pembeleşip, çok renk almadan kalacak şekilde pişiriyoruz. İsterseniz, elmalı kurabiyeleri, poğaça gibi, ceviz büyüklüğünde parçalar alıp, içini koyup, yuvarlayarak veya yan kapatarak veya benim lorlu kurabiyelerde yaptığım gibi kese şeklinde hazırlayabilirsiniz. Fırından çıkıp, soğuyunca üzerine pudra şekeri serpiştiriyoruz. Afiyet olsun…

PATATESLİ VE PEYNİRLİ KOL BÖREĞİ

12 Eki

Bayramla birlikte Eylül ayını da geride bıraktık ve hava değişmeye, gece gündüz sıcaklık farkı artmaya başladı, yani yavaş yavaş kış geliyor. Bu yıl ayva ağaçlarının meyvelerini taşıyamaz durumda olmasını kışın çok yoğun yaşanacağının habercisi olarak yorumladık, büyüklerimiz öyle söylüyor, ayva çok, palamut bol olursa, kış çok soğuk ve sert geçermiş. Gerçi son yıllarda güzel yağan bir kara, yağışa hasret kalsakta, İstanbul’da yaşamı felç ettiğini düşünürsek, bizi zor günler bekliyor olabilir. Neyse önümüzde 1-2 ay var sonbaharın tadını çıkaralım. Ben Eylül doğumlu olduğum için hep sevmişimdir sonbaharı, yaz bitti diye üzülsemde çabuk toparlanır, doğumgünüm ve sonbaharın eşsiz renkleri için sevinirim. Ağaçlardaki yeşillerin azaldığı, sarı, kahve ve kızılların çoğaldığı şu günler için sizlere, eşimin doğumgünü davetinden kalmış olan ve tarifi beklenen kol böreğini öneriyorum.

Böreğimizi daha önce de yazdığım gibi annemin elinden, pek çoğumuzun annesi gibi hamurişlerini çok güzel yapar. Kol böreği de yumuşacık hamuru ile özel tatlarından biridir. Püf noktası hamuru yoğururken yumuşak kalmasını sağlamak, böylece puf puf kol böreklerimiz oluyor. Aşağıda ölçü 1 tepsilik börek için annem bizim davet kalabalık olduğu için ölçüyü 2 katı yapıp, yarısını peynirli, yarısını patatesli hazırlamıştı. Gelelim tarifimize;

Malzemeler: ( 1 tepsilik)

– 1 su bardağı sıvıyağ
– 2 su bardağı süt
– 1 yumurta
– 1 paket maya (toz olanlardan)
– 1 çay kaşığı tuz
– 1 tatlı kaşığı şeker (isteğe bağlı)
– Aldığı kadar un (maalesef annem ölçü veremedi, kendim deneyince ekleme yapacağım)
– Üzeri için susam, çörekotu veya haşhaş

İç Malzemesi:

Patatesli İçin
– 3-4 iri patates (haşlanmış)
– 1 adet orta boy soğan
– 1 tatlı kaşığı kuru nane
– Tuz, karabiber, kırmızıbiber
– 5-6 dal dereotu
– 5-6 dal maydanoz
– 1 yemek kaşığı sıvıyağ

Peynirli İçin
– 200 gr beyaz peynir
– 9-10 dal maydanoz

Yapılışı:

Böreğimizi patatesli yapacaksak öncelikle içimizi hazırlayıp, soğumaya bırakıyoruz. Bunun için sıvıyağımızda doğranmış soğanımızı hafifçe kavurduktan sonra nanemizi ve baharatlarımızı ekleyip, haşlayıp, ezdiğimiz patateslerimizi ve tuzumuzu ekliyoruz. Bunları biraz kavurduktan sonra, doğradığımız dereotumuzu, maydanozumuzu ekleyerek ocaktan alıyoruz.
Hamurumuzu hazırlamak için yumurta sarısı hariç malzemelerimizi hazırlıyoruz. Ilık süt, sıvıyağ ve yumurta akını karıştırıp, kuru malzemlerimizi ve unumuzu parça parça ekleyerek yumuşak bir hamur hazırlıyoruz. Hamurumuzu 4 parçaya bölüp, oklava ile açıyoruz ve patatesli veya peynirli iç malzememizden koyup, rolu yaparak sarıyoruz ve 7-8 cm uzunluğunda dilimlere keserek fırın tepsimize diziyoruz. Bu aşamada isterseniz bütün bütün de tepsiye dizebilirsiniz, annem iç kısımlarınında iyice pişmesi ve servis kolaylığı için dilimlerek hazırlıyor. Tüm hamurumuzu bu şekilde hazırladıktan sonra, üzerine yumurta sarısı sürüp, önceden ısıttığımız 160 derece fırında üzeri kızarana kadar pişiriyoruz. Afiyet olsun…