Arşiv | Kasım, 2008

PUDİNGLİ PRATİK KURABİYE

27 Kas
Dışarda dün akşam saatlerinden beri devam eden yağmur var. Bu koşullarda yapılacak en güzel şey; pencere önüne oturup, elimizde çay, kahve yanında kurabiyeler ve kitabımızı okuyarak, yağmurun sesini dinlemek ve dışarıyı izlemek. Ama çoğumuz benim gibi işe gitme telaşı içinde…
Pudingli kurabiye yeni bir tarif değil, blogda da daha önce kaynak adresi (Bir porsiyon öykü-Zeynep) ile birlikte yeralmış bir tarif. Tarifin güzel yanı istediğiniz şekilde zenginleştirmenize imkan tanıması, çünkü toz halde olan hazır puding karışımları ile yapılıyor ve istediğiniz aromada yapma imkanınız var, hatta içine konulacak, rende kabuklar (portakal, limon) ceviz, fındık, damla çikolata ile güzel tatlar elde etmemiz mümkün.
Bu tarifi ilk denememde muzlu pudingle yapmıştım, Bozcaada da yine muzlu yaptık, özellikle çocuklar olmak üzere herkes çok beğendi. Bu defa ise vanilyalı puding ile limon kabuğu rendesi ilave ederek hazırladım. Süslü gül kalıbım ile şekil verdim ve Hatsum’a gönderdim. Kurabiyelerin çok lezzetli olduğunu, beyaz çikolata ile yapıldığını düşündüğünü söyledi. Aynı tarifi, kakaolu puding-damla çikolata, çilekli puding-hindistan cevizi uyumu ile de yapabilirsiniz. Gerisi size kalmış:) Pratik tarifimiz ise şöyle;

Malzemeler:

-1 paket vanilyalı puding

-250 gr tereyağ (oda sıcaklığında)
-15 yemek kaşığı un
-1 limonun kabuğunun rendesi
Yapılışı:
Un harici malzemelerimizi yoğurma kabımıza alıp, karıştırıyoruz ve parça parça unumuzu ekleyerek hamurumuzu yoğuruyoruz. ( Ben unu 3’er kaşık koyup, hamurun kıvamına bakıyorum ve genelde 1-2 kaşık kadar fazla un ilave etmem gerekti ) Hamurumuzdan ceviz büyüklüğünde parçalar alıp yuvarlayarak şekil veriyoruz. (Eğer kalıbınız varsa, benim yaptığım gibi hamur toplarını kalıba bastırarak da şekil verebiliriz) Önceden ısıtılmış 150-160 derece fırında 10-15 dakika beyaz kalacak şekilde pişiriyoruz. Afiyet olsun…

LORLU KURABİYE

24 Kas

Lorlu kurabiye denemelerine Mayıs ayında başlamıştım, bu kurabiyeleri ise daha önce birkaç kez yapmama rağmen, beğenmediğim veya çekilemeyen fotoğraflar nedeniyle, bloga yazma fırsatım olmamıştı. Aslında bu kurabiye daha çok bir Ege kurabiyesi tatile gittiğimiz zamanlarda yediğimiz bir kurabiye, bu yaz tatilini Alaçatı’da geçirdik ve kaldığımız butik otelde, pastanelerde bolca lorlu kurabiye yedik. Ben de evde daha sık yapmaya başladım hatta Bozcaada’da kaldığımız otelde bile yaptık. Handan Hanım yemek günlüğüm olduğunu bildiği için benden lezzetli ve pratik olan, kahvaltıda da yenebilecek kurabiye tarifleri istedi ve vakit olursa beraber yapmayı önerdi, ben de hamurla uğraşmayı bir dinlenme metodu kabul ettiğim için zevkle kabul ettim önerisini ve böylece lorlu kurabiyelerden ve pudingli kurabiyelerden yapıp, gün ışığında çektiğim güzel fotoğraflar elde etmiş oldum. Bu kurabiyenin en lezzetli hali fırından çıktığı zamanlar, o nedenle tavsiyem az yapıp, kısa sürede tüketmeniz, bir de kurabiyenin lezzetli olması için lor peynirimizin tamamen yağsız olmaması. Kurabiyenin hamuru çok klasik bir hamur, ancak son denememde ben evde yoğurt kalmadığını farkettiğimde çok geç olması nedeni ile biraz kaymak ve süt ile yaptım, bu şekilde de çok lezzetli olduğunu söylemeliyim. Siz iki şekilde de yapabilirsiniz. Tarifimiz ise şöyle;

Malzemeler:

-1 yumurta (sarısı içine, akı üzerine)

-3 yemek kaşığı şeker
-200 gr eritilmiş tereyağ
-1 su bardağı yoğurt (veya 1 rulo kaymak+2 yemek kaşığı süt)
-1 paket vanilya
-1 paket kabartma tozu
-3 su bardağı un
-200 gr tatlı lor (kahvaltılık)
-2 yemek kaşığı toz şeker (lor için)

Yapılışı:

Kurabiyemizin içini hazırlamak için 2 yemek kaşığı toz şeker ve tatlı lorumuzu karıştırıp, şekerin erimesi için bekletiyoruz. Kurabiyemizin hamurunu hazırlamak için ise yumurta sarısı, eritilmiş tereyağ, yoğurt veya kaymak+süt karışımı ve toz şekeri karıştırıyoruz ve unumuzla birlikte kabartma tozu ve vanilyamızı ekleyip, yumuşak bir hamur hazırlıyoruz. Hamurumuzdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp, ortalarına lor karışımından 1 tatlı kaşığı kadar koyup, yuvarlayarak kapatıyoruz. Kurabiyeleri önce yumurta akına, sonra toz şekere batırarak, tepsimize diziyoruz. Önceden ısıtılmış 150-160 derece fırında hafif pembeleşecek şekilde pişiriyoruz. Afiyet olsun…

BOZCAADA KALESİ VE DOMATES REÇELİ

20 Kas

Bozcaada’ya gidipte, çeşit çeşit reçellerden yemeden dönülmez, 2 sene önceki gezimizden sonra eve dönünce hemen üzüm reçeli yapmıştım, o kadar beğenilmişti ki, çekirdeksiz üzümler bitmeden 3 kere daha yapıp, sevenlere götürmüştüm. Bu yıl da yine bol reçelli kahvaltılar yaparken, geçen yıl sözleştiğimiz üzere Panaroma Otel’in sahibesi Handan Hanım ile domates reçeli yapmaya karar verdik, ama gezimizin bayrama denk gelmesi nedeniyle, domates temin etmek zor oldu, temin edildiğinde de zamanımızın daralması nedeniyle, biz adayı keşiflerimize devam etmeyi tercih ettik. Böylece Handan Hanım’ın reçellerini yedik ve tarifi de ondan aldım. Bozcaada’da domates, üzüm, incir, karadut, ayva gibi meyvelerin reçellerini bulmak mümkün, gelecek yaz için Handan Hanım’ın da nefis reçellerini satışa çıkarmak düşüncesi var. Bozcaada’ya özgü bu nefis reçelin tarifi şöyle;

Malzemeler:

-40 adet domates (cevizden biraz daha ufak boyutta, sert domates)
-40 adet badem

-1,5 kg şeker
-1 yemek kaşığı limon tuzu
-5 kaşık kireç
-3 litre su

Yapılışı:

Kireç kaymağını hazırlayarak başlıyoruz reçelimiz yapmaya, kireci ve suyu karıştırıp 3-4 saat bekletiyoruz. Kireç dibe çöküyor ve üzerinde kalan suyu kullanıyoruz. Bu süre zarfında bademlerimizi ve domateslerimizi hazırlayabiliriz. Bademlerimizi haşlayarak, kabuklarını soyuyoruz ve bekletiyoruz. Domateslerimizin de kabuklarını soyuyoruz ve alt taraflarından minik birer delik açıp, elimizle sıkarak çekirdeklerini çıkarıyoruz. (Bu aşamada dikkat edilmesi gereken domateslerin fazla sıkılmaması, çünkü patlayabiliyorlar) Domateslerimizin üzerini kapatacak şekilde kireç kaymağı ile doldurup 2-3 saat kadar bu suda bekletiyoruz. Sonra domatesleri çıkarıp, 2 kez, kaynamış suda bekletip (veya direkt kaynatarak), kireçten iyice arındırıyoruz. Suyunu iyice süzdüğümüz domateslerin altındaki ufak deliklerden bademlerimizi, domateslerin içlerine yerleştiriyoruz. Tüm domateslerimizi hazırlayınca, şekerini ekleyip, bekletmeden kaynatıyoruz ve reçel kıvamını almasına yakın limontuzunu ekleyip, ocaktan alıyoruz. Oda sıcaklığına gelince kavanozlara boşaltabiliriz. Afiyet olsun…

HAVUÇLU TARÇINLI KEK VE "ISSIZ ADAM"

17 Kas

Şu günlerin beni en fazla etkileyen şeyi “Issız Adam” filmi, son günlerde izlediğim, ne anlatmak istediği belli olmayan birkaç filmden sonra, çok iyi geldi. Çok çok güzel bir film, çıktığımdan beri çok yoğun bir şekilde filmin etkisinde yaşıyorum, arşivi zengin bir arkadaşım sayesinde film müziklerini de edindim ve sürekli dinliyorum. Filme gitmeden önce elimden geldiğince yazılan yorumları okumak istemedim, etkilenmemek adına, bu yazıda da filmin tanıtım sayfasında yeralanlardan daha fazla bir şey olmayacak.

Filmi ilk defa bayram dönüşü evde hasta yatarken, Çağan Irmak ile yapılan bir röportaj sırasında duydum, filmin final sahnesini çektikleri yerde(neresi olduğunu yazmıyorum) konuşuyorlardı. Filmlerini, dizilerini çok beğendiğim Çağan Irmak’ın bu filmine de giderim dedim ama gösterime girdiği ilk günlerde biraz ilgisizdim, geçen akşam sinema planı yaparken, filmin ana karakterlerinden Alper’in kendi restoranının şefi olduğunu okuyunca ( film de yemekler de vardı demekki) tamam hemen gidiyoruz dedim ve eşimle gittik. İkimiz de filmi çok beğendik, öyleki ben aradan sonra, film bitecek sıkıntısını üzerimden atamadım, bu nedenle tekrar gitmeyi bile düşünüyorum. Filme ilgili paylaşacağım tek ipucu bu kek, yapılma sebebi tamamen film, tadı da film kadar zevk verdi bize. Bir de önerim olacak, mümkünse filmi Beyoğlu civarında izleyin, ben yapamadım, pişmanım…

Daha önce yaptığım havuçlu kekten biraz farklı olarak, filmin yarattığı aşkla yaptığım lezzetli kekimin tarifi şöyle;

Malzemeler:

-3 yumurta

-1 su bardağı esmer şeker
-1 büyük boy çay bardağı (aida) sıvıyağ (ben kanola kullandım)
-1 su bardağı yoğurt
-2 yemek kaşığı krema(koymayabilirsiniz)
-3 adet rendelenmiş havuç
-1 yemek kaşığı tarçın
-1 paket vanilya
-1 paket kabartma tozu
-2 su bardağı un

Yapılışı:

Kekimizin malzemelerini önceden hazırlayarak, oda sıcaklığına getiriyoruz. Yumurtalarımızla, şekerimizi krema kıvamına gelene kadar çırptıktan sonra, yoğurt, sıvıyağ ve kremamızı ekliyoruz. Sonra kabartma tozu ve vanilya ile karıştırdığımız unumuzu 3-4 parçada ekleyerek çırpmaya devam ediyoruz. Tarçınımızı da ekledikten sonra, son olarak rendelenmiş havucumuzu da ekleyip çırpmayı bırakıyoruz. Yağlanmış kalıbımıza döktüğümüz kekimizi önceden ısıtılmış 150-160 derece fırında pişiriyoruz. Fırından çıkarınca, oda sıcaklığına gelene kadar bekleyip, kekimizi kalıptan çıkarıyoruz. Afiyet olsun ve iyi seyirler…

Not: Kekimi bütün 6-8 kişilik kalıbın yanısıra, fotoğraftaki minik kalıpla pişirdim. Şeker hamurundan yaptığım minik havuçlar ve çubuk tarçınla görüntüledim.

PRATİK POĞAÇA

15 Kas

Gelecek tarif bölümünde görülen nefis reçel, Bozcaada Kalesi’ni fon yapmış olarak biraz bekleyecek… Bayram tatilimizin 3 gününü yazın gidemediğimiz Bozcaada’ya ayırmıştık. İyi ki de öyle yapmışız, hava güzeldi ve Ada her zaman ki gibi bize çok iyi geldi. Geçen yıl olduğu gibi yine Handan Hanım’ın oteli Panaroma’da kaldık, kendimizi evimizde hissederek, öyleki mutfağa girip birşeyler bile yaptık… Handan Hanım’ın kahvaltı sofraları meşhur, önce gözü, sonra karnınızı doyuran, zevkli sunumlarla zenginleşen sofralar. Bu tarifte işte bu kahvaltı sofralarından, son derece pratik ve lezzetli.
Tarifimiz şöyle;
Malzemeler:
-1,5 su bardağı ılık süt
-1 yumurta (sarısı üzerine sürülecek)
-1 paket kuru maya
-1 çay bardağı sıvıyağ
-2 yemek kaşığı şeker
-1 tatlı kaşığı tuz
-5 su bardağı un
-7-8 dal doğranmış dereotu
-200 gr beyaz peynir
-Üzeri için çörekotu
Yapılışı:
Hamurumuzu hazırlamak için önce sıvı malzemelerimizi (yumurta sarısını üzerine sürmek için ayırıyoruz) karıştırıyoruz, sonra maya ile birlikte katı malzemelerimizi ekleyip, yoğuruyoruz ve 15 dakika dinlendirerek, içlerine beyaz peynir (isteğinize göre zeytin, patates, kıyma vs olabilir) koyup, kapatıyoruz. Üzerine yumurta sarısı sürüp, çörekotu serpiştirdikten sonra önceden ısıtılmış 160 derece fırında 25-30 dakika kadar pişiriyoruz. Afiyet olsun…

FRAMBUAZ VE ÇİKOLATALI MİNİ MUFFİNLER

4 Kas

Eşimin doğum gününden kalan son tariflerden biri, ne bereketli bir sofraydı, hem kalanları bitirmekte zorlandık(gelenlere ve çevremizdekilere dağıtmama rağmen) hem de tarifleri bir türlü yazıp bitiremedim. Neyse son bir tarif kaldı, onu sonraya bırakıp, daha yeni tarifler paylaşacağım yakın zamanda…
Bu arada yaşananlar bilgisayar başına geçmemi zorlaştırdı, hep birlikte yaşadık, biliyorsunuz Blogger bloglarına erişim engellendi, benim uzantım blogspot olmadığı için sayfa açılıyordu ama resimler görülemiyordu, panikle ne yapayım, taşınayım derken, neyseki üzüntümüz sona erdi ve özgürlüğe getirilen kısıtlama son buldu. Bir daha olmamasını dileyerek ve bekleyerek kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Bu lezzetli mini muffinler hem meyveli hem de çikolatalı, ayrıca lokmalık olduğu için yerken fazla yedim düşüncesiyle kötü hissettirmiyor. Siz isterseniz çilek, vişne ve böğürtlen gibi başka meyvelerle de yapabilirsiniz.Gelelim tarifimize;

Malzemeler:(20 mini muffin)

-2 yumurta

-1 çay bardağı yoğurt
-1 çay bardağından 1 parmak eksik sıvıyağ
-1 çay bardağı şeker
-2 çay bardağı un
-2 yemek kaşığı kakao
-1 paket vanilya
-1 paket kabartma tozu
-1 çay bardağı damla çikolata
-1 çay bardağı frambuaz
Yapılışı:
Yumurta ve şekerimizi, şeker eriyip, karışım kabarana kadar çırpıyoruz. Sonra yoğurt ve sıvıyağı ekleyip, çırpmaya devam ediyoruz. Sonra kakao, kabartma tozu ve vanilya ile karıştırdığımız unu karışıma azar azar ekliyoruz. Son olarak damla çikolataları ekleyip, bir spatula veya kaşıkla karıştırıyoruz. Yağladığımız veya kağıt koyduğumuz kalıplara karışımımızı paylaştırıyoruz, daha sonra üzerlerine 3-4 adet frambuaz yerleştirip, haififçe kekin içine batırıyoruz. Keklerimizi önceden ısıtılmış 160 derece fırında 25 dakika kadar pişiriyoruz.(Süre konusunda emin olmak için kürdan testini uygulayabilirsiniz) Mini muffin kalıbı yerine büyük muffin kalıbı da kullanabilirsiniz, bu durumda pişirme süresi biraz daha uzun olacaktır. Afiyet olsun…