Arşiv | Mayıs, 2013

TİRAMİSU ve ZABAGLIONE KREMASI

31 May
Tiramisu…. Yani beni neşelendir, daha iyi hissettir. İtalyan klasiği olan bu tatlının tam kelime karşılığı “beni yukarı çek”, pek çok tatlı gibi insanı mutlu etmesi beklenen, bu amaçla yediğimiz bir lezzet. Blogda yeralan daha eski tiramisu tariflerinde bundan ve tiramisunun çıkışından bahsetmiştim. En son tarifi 2008’de yayınladığımı farkedince, tiramisunun tarihçesine bu yazıda da yervermeye karar verdim.
En yaygın hikayeye göre, tiramisu ilk kez 17’nci yüzyılın sonlarında yapılmaya başlanmıştır, bu tatlı, Toscana Dükü III. Cosimo De Medici’nin birkaç günlüğüne taşınmaya karar verdiği Siena şehrinde doğar. Sienalı pastacılar dükün onuruna, asaleti temsil eden özellikler taşıyan bir tatlı hazırlamayı kararlaştırırlar. Bu, içinde basit ama lezzetli malzemeler bulunan, asiller hayatın tatlarını çok sevdiğinden aynı zamanda gösterişli ve afrodizyak bir tatlı olmalıdır. Böylece o zamanlar dükün onuruna yapıldığından “dükün tatlısı” adı verilen ve şimdi tiramisu denilen tatlı ortaya çıkar. Dük, Sienalı pastacıların el becerilerine ve tatlının lezzetine hayran kalınca, tarifi Floransa’ya götürür. Böylece “dükün tatlısı” iyice ünlenir, hatta şöhreti Toscana sınırlarını aşıp Venedik’e, oradan da tüm İtalya’ya yayılır. Asırlar geçtikçe de oradan tüm dünyaya…

Tabi bu yayıylamalar sırasında tarif de farklılıklar göstererek, değişik şekillerde yapılmaya başlanmış. Ama sanıyorum ki, tüm farklı yorumlara rağmen klasik tiramisu hiç bir zaman tahtından inmeyecek:) Ben de daha önce pandispanyalı, çilekli versiyonlarını yapmıştım, ama restoranlarda yediğimiz lezzetteki bir tiramisuyu yapmayı da hep istedim. Son yazdığım, buradan ulaşabileceğiniz tarif de bu lezzete çok yakındı. Bugün paylaştığım tarifle krema hazırlama süreci dışında oldukça benzerlik gösteriyor. Bugünkü kremanın adı “zabaglione”. Zabalione yumurta sarısı, şeker, marsala şarabı (tatlı bir şarap çeşidi, yurtdışından almıştım, yerine rom veya tatlı bir şarap veya likör kullanabilirsiniz) ve süt kremasından oluşan bir tarif. Bazı kaynaklarda limon kabuğu rendesi de kullanılıyor. Benmari yöntemi ile hazırlanan pürüzsüz kıvamı ile hem pratik, hem de lezzetli bir krema olduğunu söyleyebilirim. Bu tarife mascarpone peyniri ekleyince tiramisu için harika bir krema oluyor. Peynirsiz hazırlayarak (peynirli de tercih edilebilir tabi) pek çok tatlı için, özellikle meyveliler için kullanabilirsiniz. Tarifimiz gelince;

Malzemeler: (8 kişilik)

Zabaglione Kreması için:

– 6 adet yumurta sarısı
– 2/3 su bardağı toz şeker
– 1/2 su bardağı marsala şarabı
– 200ml süt kreması (1 kutu)

Tiramisu için:

– 2 fincan espresso
– 1 yemek kaşığı şeker
– 1 su bardağı sıcak su
– 300 gr kedi dili bisküvi (savoiardi)
– 500 gr mascarpone peyniri
– 1/2 çay bardağı kahve likörü veya viski
– 1 yemek kaşığı kakao
– Süslemek için beyaz pul çikolata, nane yaprağı

Yapılışı:

Öncelikle kremamızı hazırlıyoruz. Bunun için yumurta sarılarımızı iyice köpürüp, kabarana kadar çırpıyoruz. Sonra şekerimizi ve şarabımızı ekliyoruz. Bir benmari kurarak (derin bir tencereye kaynamış su koyup, ocakta altı açık tutuyoruz ve kabımızı tencerenin üzerine sıcak suya direkt temas etmeyecek şekilde yerleştiriyoruz) kremamızı, koyulaşıp kıvam alana kadar karıştırarak (karıştırma işleminde tahta veya silikon bir spatula kullanıyoruz) pişiriyoruz. Kaynamaya başlayınca ocaktan alıyoruz ve peynirimizi ekleyip, karıştırmaya devam ediyoruz. Ayrı bir kapta kremamızı köpürüp, kabarana kadar çırpıyoruz. Ilınmış olan peynirli kremamıza, çırpılmış süt kremamızı da ekliyoruz ve homojenleşene kadar karıştırıyoruz. 
Derin bir kaseye espresso, şeker ve sıcak suyu ve tercihimize göre likör veya viskimizi ekliyoruz. (İsteğinize göre alkolsüzde hazırlayabilirsiniz.) Tatlımızı hazırlayacağımız kaba kremadan 1-2 yemek kaşığı koyup, üzerine hazırladığımız kahveli karışıma  batırıp çıkarttığımız kedidili bisküvilerden diziyoruz. Krema, kedidili sıralamasını tekrarlayarak kabımızı dolduruyoruz, en üst tabaka krema olacak şekilde. Tatlımızı hazırlayınca üzerine kakaomuzu da serpiştirip, buzdolabında 4-5 saat dinlendirdikten sonra servise çıkarıyoruz. Servis öncesi benim yaptığım gibi beyaz çikolata ve nane yapraklarıyla süsleyebilirsiniz. Tatlıyı ayrıca porsiyonluk kaplarda, tek tek de hazırlayabilirsiniz. Afiyet olsun….

Bu fotoğrafta tatlının en final hali….
Reklamlar

YENİ BİR ÇAY SAATİ SOFRASI

29 May
Mart ayında evde büyük halamız için bir çay sofrası hazırladım. Bu sofranın görüntülerini de eklenen yeni tariflerle kısmen paylaşmıştım. Şimdi bütün daveti bu yazı ile bloga eklemiş oluyorum. Eksik olan 2 tarifi de önümüzdeki günlerde yazacağım.
Büyük halamız kızım Yağmur’u ilk defa görmek için gelmişti. Yağmur hariç altı kişilik bu davet için hazırlandım ben de. Uzun süredir davet sofrası hazırlamadığım için, biraz performans kaybı vardı, ama önümüzdeki günlerde yazacağım “blogger kızlar buluşması” için iyi bir idman oldu:)

Masayı hazırlarken, kelebekli yemek takımımın yanısıra, kelebek nakışlı bir masa örtüsü seçtim. Frezya çiçeklerinin bol günleriydi ve sarı-beyaz ikisini seçerek masayı çiçekler ve kokularıyla hareketlendirdim.

Servis için kullandığım çatal bıçakları dantel fiyonklarımla bağlayarak, tabaklara yerleştirdim. Kumaş peçete havası veren kalın kağıt peçeteleri de rulo yaparak, ince kurdele ile bağladım ve içlerine frezyalardan yerleştirdim.

Menüye karar verirken, tuzlu kısmını ağırlıklı tuttum. Tam öğle sonrası, öğlen ve akşam yemeklerinin birleştiği bir saat olduğu için ve davetlilerin hepsinin formuna dikkat ediyor olması sebepleriyle.

Masamızda yeralan lezzetler şunlardı;

Rudolph Van Veen’in hamur tarifi ile hazırladığım mercimekli börekcikler, tarifini geçtiğimiz günlerde burada yazmıştım.

Yine bloga son zamanlarda eklenen, peynirli top top börek, tarif burada.

Yazının başında bahsettiğim yeni tarfilerden ilki, yoğurtlu bulgur salatası, yakında yazılacak.

Yaprak sarması, çay sofralarının vazgeçilmez klasiği olarak masamızdaydı. Bu defa pirinçle beraber az miktadra bulgurda vardı içinde.

Közlenmiş kırmızı biberli, peynirli rulolarda kendi mutfağımda yeniden hatırladığım lezzetli tarfilerden biri, tarifi burada.

Pırasa köftesinin son zamanların gözdelerinden olduğunu yazmıştım. Tarife buradan ulaşabilirsiniz.

Menünün tatlı kısmı için, tadıyla hem yoğun, hem ferah olan limonlu barı seçtim, tarifi burada.

Final için hazırladığım tiramisu…..Blogda tiramisu tarifleri mevcut ama bu farklı bir tarifle hazırlandı, eklenecek tariflerden biri de bu…

Bu da masamızın kuş bakışı fotoğrafı…. Elinde tepsi tutan da benim, çay servisi için bardaklarımızı topluyorum, doğal bir fotoğraf olduğu için, anısı kalsın diye bunu seçtim…….

MOZAİK PASTA ve UZMAN TV İLE VİDEOLU TARİFLER

21 May

Mozaik pasta blogda yeralan birkaç tarif gibi bana çocukluğumu hatırlatır. Canımız tatlı istediğinde annemin hemen yapıverdiği bir tarifti. Çay saatlerinin, tatlı krizlerinin vazgeçilmez bir tarifidir, pratik ve lezzetlidir. Ben de şimdilerde çok olmasa da, eskiden sık yapardım.

Kızıma hamileliğim sırasında Uzman TV’den bana ulaşarak bazı tarifleri benimle çekmek istediler, mozaik pasta da bunlardan biriydi. Biraz gecikmeli oldu ama bu tarifle beraber bloga, videolu tarifler bölümünü de ekliyorum. Uzman TV’de mozaik pastanın yanısıra 11 tarifin daha kayıtları mevcut. Bunlar da zaman içinde bloga eklenecek. Mevcut tariflerin videolarını da sizlere yeni yazılarla duyuracağım. Bu kayıtları izlerken hamileliğimin ilerleyişini ve doğum sonrası halimi göreceksiniz. Ben kendimi izlerken çok güldüm, hamileliğim anlaşılmadığı günlerdeki kilolu halimi izleyenler “bu kız hem yapıyor hem de yiyor belli ki” diyecekler diye. Bu açıklamalardan sonra gelelim pratik tarifimize;

Malzemeler:

– 500 gr pötibör bisküvi

– 150 gr tereyağ

– 1,5 su bardağı süt
– 2 yemek kaşığı kakao
– 1 çay bardağı pudra şekeri
– 1 su bardağı iri kıyılmış ceviz
Üzeri İçin:
– 120 gr bitter çikolata
– 100 ml krema
– Hindistan cevizi

Yapılışı:

Bisküvilerimizi iri olacak şekilde elimizle kırıyoruz ve derin bir kaseye alıyoruz. Tereyağımızı eritiyoruz ve sütümüzü el yakmayacak kadar ısıtıyoruz. Her ikisiniz de bisküvilerimizin üzerine döküp, kakao, pudra şekeri ve cevizimizi de ekleyip, karıştırıyoruz. Kakao ve diğer malzemeler tamamen karışınca içini streç folyo ile kapladığımız bir kalıba döküp, üstünü de streç folyo ile kapatıp, buzdolabında 3-4 saat dinlendiriyoruz. Buzdolabından çıkardığımız mozaik pastamızı servis tabağına alırken streç folyodan ayırıyoruz. Ufak bir sos tenceresinde kremamızı kaynama noktasına gelmeyecek kadar ısıtıyoruz ve ocaktan alıyoruz. Çikolatalarımızı parça parça ekleyip, sürekli karıştırarak kremanın içinde erimesini sağlıyoruz. Çikolatalar tamamen eriyip, sosumuz ılık hale gelince mozaik pastanın üzerine döküyoruz. Üst kısmına hindistan cevizi serpiştirip, buzdolabında tekrar 1 saat dinlendiriyoruz. Dilimleyerek servis yapıyoruz. Afiyet olsun…

Not: Kalıp kullanmak istemezseniz folyo ile piramit şekli de verebilirsiniz.

Nasıl yapıldığını detaylı olarak aşağıdaki videoda izleyebilirsiniz.

PEYNİRLİ TOP BÖREK ( TOP TOP BÖREK)

16 May

Top börek, bundan birkaç ay önce Yasemin’in oğlu Sencer için hazırladığı doğumgünü partisinin lezzetlerinden biriydi. Böreğin nasıl yapıldığı hepimiz için merak konusu oldu, ben de biraz araştırma yapınca, “altın top” ve “top top börek” adlarıyla da bilinen bu böreğin tarifine ulaştım. Sofra Dergisi’nde yayınlanmış olan tarifin önemli olan kısmı, böreğin şeklinin verilmesi ve yufkaların yumuşatılması, bunun dışında istediğiniz iç malzeme ile yapabileceğimiz lezzetli bir börek. Bizim yediğimiz kıymalı idi. Ben peynirli yapmayı tercih ettim. Yaptığım böreği de bir sonraki buluşmamız olan Esra’nın kızı Elif Su’nun doğumgünü partisine götürdüm. Kıymalı, peynirli seçeneklerin yanısıra, patatesli, ıspanaklı, patlıcanlı yapılabileceği gibi bu malzemeler karıştırılarak da yapılabilir, kıymalı-patatesli, kaşarlı-patatesli, ıspanaklı-peynirli gibi.
Yukardaki fotoğrafta Esra’nın hazırladığı, Elif Su’nun çok sevdiği Dora ve dantel konseptli soframız yeralıyor. Danteller ve inci boncuklarla çok zarif görünen bu masayı sizlere de fikir vermesi amacıyla paylaşıyorum.
 
Malzemeler: (24 adet börek için)
– 3 adet yufka
– 200 ml krema (1 kutu)
Üzerine:
– 2 yumurta
– 1 su bardağı galeta unu
İçine:
– 400 gr beyaz peynir
– 6-7 dal ince kıyılmış maydanoz
Yapılışı:
Yufkalarımızı tek tek açarak aralarına birşey sürmeksizin üst üste diziyoruz ve bir paket kremayı fırça yardımıyla en üstteki yufkanın üzerine sürüyoruz. Bir kaç dakika yufkanın yumuşamasını bekledikten sonra, önce yufkamızı 4 eşit parçaya kesiyoruz. Her bir bölümü de tekrar 6 dilime kesiyoruz. İnce uzun üçgen parçalar elde etmiş olacağız. Her bir üçgenin geniş tarafına, ezdiğimiz ve maydanoz eklediğimiz peynirimizden 1 tatlı kaşığı kadar koyuyoruz. Yufka dilimini kenarlarını kapatarak, çeviriyoruz ve yuvarlak bir top elde ediyoruz. Tüm yufkayı bu şekilde hazırladıktan sonra, dinlenmeye bırakıyoruz.  (Böreğin püf noktası, hazırlandıktan sonra bir kaç saat dinlendirilmesi, bu süreçte, yufkalar kremayı iyice çekmiş oluyor. Ben 1 gün beklettim, ertesi gün galeta unu, yumurta karışımına buladım. Hatta ilk seferinde fazla hazırladığım börekleri buzluğa kaldırdım ve bir hafta sonra çıkarıp, donmuş haldeyken yumurta, galeta unu yapıp fırınladım.) Daha sonra her bir topu önce çırpılmış yumurtaya, sonra galeta ununa buluyoruz ve yağlı kağıt serilmiş bir fırın tepsisine diziyoruz. Böreklerimizi önceden ısıtılmış 180 derece fırında, üzerleri kızarana kadar 40-45 dakika pişiriyoruz. Afiyet olsun…

TAHİNLİ KEK

14 May
Tahin benim çok sevdiğim lezzetlerden biri, tahinli kurabiye, tahin pekmezli cheesecake, humus, tahinli kabak tatlısı blogda yeralan tahinli tariflerden…. Tahinli kek ise, geçen yıl doğum izni günlerimde yaptığım Ankara seyahatlerinden birinde, çocukluk arkadaşım Sema’nın bizim için yaptığı lezzetlerden biriydi. Sema da benim gibi mutfağa meraklı, eli lezzetli biri, biraraya gelince  de eski günleri anmanın yanısıra tarifler de konuşuldu ve ben de bu kekin tarifini aldım. Çok beğendiğim bu keki sıklıkla yapar oldum. Yağmur da kek yemeyi sevdiği için, besin değerini arttırmak için şeker oranını azaltarak ve/veya bal-pekmez ikamesi yaparak yapıyorum aynı tarifi. Un olarak ise biraz kabarma sorunu olmakla birlikte tam buğday unu, beyaz un karışık kullanmayı tercih ediyorum. Yağmur için oluşturduğum 1-2 kek tarifini “çocuk yemekleri” bölümüne eklemeyi planlıyorum. Çay saatine çok güzel eşlik edecek tarifimiz şöyle;

Malzemeler:
– 4 yumurta
– 1,5 su bardağı toz şeker
– 1 su bardağı yoğurt

– 3/4 su bardağı sıvıyağ

– 7 yemek kaşığı tahin

– 1 paket kabartma tozu

– 1 çay kaşığı karbonat

– 2,5 su bardağı un

Üzerine:

– 3 yemek kaşığı tahin
– İsteğe göre susam

Yapılışı:

Yumurta ve şekerimizi kabarana kadar çırpıyoruz ve sıvıyağ, yoğurt ve tahinimizi ekleyerek terar çırpıyoruz. Daha sonra unumuzu 3-4 parçada ekliyoruz ve yine çırpmaya devam ediyoruz. En son kabartma tozu ve karbonatı da koyup, karıştırdıktan sonra kekimizi pişmeye hazırlıyoruz. Pişirme için orta boy bir kalıp (fotoğrafda kullandığım gibi) veya klasik fırın tepsisini veya küçük fotoğraftaki gibi muffin kalıplarını tercih edebilirsiniz. Kullanacağımız pişirme kalıbını yağladıktan sonra, kalıptan kolay çıkarmak ve kabarma sırasında tutunmasını sağlamak için biraz un serpiştiriyoruz. İsteğe bağlı olarak susam serpiştirdikten sonra, kek harcımızı kalıbımıza boşaltıyoruz. Üzerine 3 yemek kaşığı tahini sürdükten sonra,  önceden ısıttığımız 180 derece fırında 45-50 dakika kadar pişiriyoruz. Afiyet olsun…

Not 1: Ters çevrilen bir kalıp tercih ederseniz benim yaptığım gibi, tahinli kısım ters tarafında kalacaktır, kalıbın içine sürmenin de pek paydası olmuyor, kek pişme sırasında tahini çekiyor. Bu nedenle muffin kalıpları veya düz tepsi veya kelepçeli kalıp tercih edilebilir tahinin yarattığı hareli görüntünün üst yüzeyde kalması için.

Not 2: Fırın ısısı ve pişirme süresini kendi fırınınızdaki kek pişirme deneyimlerinize göre ayarlamanızı tavsiye ederim. Kek kabarma ve sönme konusunda hashas bir yiyecek, kürdanla test (kürdanı keke batırıp, çıkardığımızda hamur bulaşmaması)  erken yapılırsa kekin sönmesine neden olabilir.

Not 3: Bu keke ceviz ve fındık da çok yakışıyor, bir de haşlanmış kestane ile denemeyi planlıyorum, lezzet olarak uyumlu olacağını düşünüyorum. Tahin nedeniyle rengi esmer bir kek oluyor.

PIRASA KÖFTESİ

10 May

Pırasa köftesi son iki yılın mutfağımdaki gözdelerinden biri. İlk defa Münevver Abla’da yemiştim. Eve dönerken yanıma da bir kaç tane vermişti, böylece lezzetini iyice anlamış oldum. O günden beri de defalarca evde yapılır oldu. Yerken pırasa tadını pek hissetmediğiniz lezzetli bir köfte çeşidi, ayırca sebze ve et birlikteliğine iyi örneklerden biri bence.
Pırasa köftesi Seferad Mutfağı’ndan bir tarif, köfteler bu şekilde hazırlandığı gibi, salçalı, ekşili bir sosla yemek gibi de yapılabiliyormuş. Bunları tarifi aldığım Münevver Abla’nın sayfasındaki yorumlardan öğrendim. Bizde de pişince hızla tükeniyor o nedenle sosla deneme fırsatım olmadı, bir daha ki yapışımda bu şekilde de deneyeceğim. Gerçi pırasanın vakti geçiyor ama bizim buzluğa sırf bu tarif için haşlanmış pırasalar yerleşti bile. Çünkü kızım Yağmur’da severek tüketiyor. Malum çocuklara sebze, et yedirmek zor, bu vesile ile bloga yeni bir etiket ekliyorum. Kendi deneyimlerimden yola çıkarak “Çocuk Yemekleri” bölümünü açıyorum. Bu bölümde Yağmur’a yaptığımız yemeklerin tariflerini ve onun sevdiği yiyeceklerin tariflerini yazacağım. Bu kadar sözün üzerine, son dönem davet sofralarımın da menüsünde yeralan pırsa köftesinin tarifi şöyle;

Malzemeler: (30-35 adet köfte için)

-1/2 kg pırasa
-300 gr kıyma
-1 demet maydanoz
-3 adet yumurta
-1 büyük haşlanmış patates
– Galeta unu
– Tuz ve karabiber
-Sıvıyağ (kızartmak için)

Yapılışı:

Pırasaları yeşil ve beyaz kısımlar dahil, küçük küçük doğrayıp kendi suyu ve tuz ile haşlıyoruz. Haşlama sırasında bıraktığı suyu iyice çektiriyoruz. Çektirme işlemi uzun gelirse, fazla suyu süzüp, çorba yapımında da kullanabiliriz. Pırsaları bu şekilde hazırladıktan sonra, haşlanmış patates ile birlikte, rondo veya blender yardımıyla püre haline getiriyoruz. Bir karıştırma kabının içinde, pırasa patates karışımı, 1 yumurta, kıyma, ince kıyılmış maydanoz, tuz, karabiber ve köfte kıvamına getirecek miktarda galeta ununu (1 ufak çay bardağı kadar) ekleyip yoğuruyoruz ve elimizle fotoğraftaki gibi şekillendiriyoruz. Hazırladığımız köftelerimizi önce çırpılmış yumurtaya, sonra galeta ununa bulayarak, ısıttığımız sıvıyağda kızartıyoruz. Köfteler ılık ve soğuk olarak yenebilir, afiyet olsun….

SARAY USULÜ LOHUSA ŞERBETİ

7 May

Blogu güncelleme hızımın devam etmesini dileyerek, blogda daha önce de yer alan lohusa şerbetinin farklı ve daha baharatlı bir tarifini paylaşıyorum. Lohusa Şerbetinin bugün yazılmasının özel bir nedeni var, sevgili arkadaşım Selen bu hafta 2. bebeğini doğuracak hayırlısıyla, ben de onun lohusa şerbetini kaynatacağım. Bu tarif benim doğumumda da kullandığımız tarif ve ayrıca geçen sene Sofra Dergisi’nin “Doğum Gelenekleri” konusuyla Yağmur ile birlikte yer aldığımız Şubat 2012 sayısında yayınlanmıştı.

Tarife geçmeden önce, bundan 5 yıl önce yazdığım tarifte de yazdığım geleneksel özelliklerinden bahsetmek istiyorum. Lohusa şerbeti, yeni doğan bebek için gözü aydın ziyaretine gelenlere ikram edilen bir içecek, anne için süt arttırıcı özelliğe sahip ve aynı zamanda da içindeki baharatlar nedeniyle bağışıklık sistemini de güçlendirir. Sıcak veya soğuk olarak ikram edilebilen şerbetin üzerine servis yapılırken, (daha yaygın olarak badem olmak üzere) dövülmüş veya file badem, fındık ve ceviz serpiştirilir. Eskiden eve gelen misafirler dışında akraba ve tanıdıkların evlerine de gönderilirmiş. Ayrıca şerbetin ikram edildiği sürahiye kırmızı tülbent bağlanırmış, tülbentin bağlama yeri bebeğin cinsiyeti kız ise kapağı, erkek ise boğaz kısmı olurmuş, günümüzde bu adet, sürahiye pembe veya mavi kurdele bağlanarak uygulanmakta. Ayrıca tatlı olan bu şerbetin yanında peksimet ikram edilirmiş. Benim doğumumda ise şerbetin yanında şurada tarifi yeralan kızım Yağmur’un isim harflerinden oluşan tuzlu kurabiyeyi ikram etmiştik.

Lohusa şerbetinin temel malzemeleri tarçın, karanfil, su, şeker ve lohusa şekeri denilen kızamık şekeri, benim tarifim ise daha çok baharatın kullanıldığı saray usulü lohusa şerbeti,  tarifimiz ise şöyle;

Malzemeler: (15-20 kişilik)

– 3 adet çubuk tarçın
– 12 adet karanfil
– 3 kök zencefil
– 2 kök havlucan
– 2 kök zerdeçal
– 2 adet muskat
– 5-6 adet karabiber
– 5-6 adet yenibahar
– Kibrit kutusu büyüklüğünde kızamık şekeri
– 1 su bardağı toz şeker
– 2 litre su
– Servis için dövülmüş badem

Yapılışı:

Tüm baharatları tozu gidecek şekilde yıkadıktan sonra, bir tülbent parçasına bağlayarak, derin bir tenceredeki 2 litre suyun içine atıp, 30-40 dakika kaynatıyoruz. Daha sonra toz şeker ve kızamık şekerini ilave ediyoruz. Şekerler eriyince ocaktan alıyoruz ve baharatları içinden çıkarıyoruz. Şerbetimizin içine baharat parçaları kaçmışsa süzüyoruz. Lohusa Şerbetini sıcak veya soğuk olarak, dövülmüş badem ile birlikte servis ediyoruz. Afiyet olsun…