Arşiv | Çay Keyfi RSS feed for this section

ÇİKOLATALI SÜRPRİZ PASTA

20 Ara

Çikolatalı sürpriz pasta, Yağmur’un 2. yaş günü partisinden bir tarif. Doğumgünü pastası nedeniyle, tatlı büfesini sınırlı tutmuş, 3-4 çeşit tatlı hazırlamıştım. Pastamız meyveli olunca, çikolata severleri memnun edecek bir lezzet eklemek gerekti menüye. Bende bir süredir yapmak için bahane aradığım çikolatalı pastayı hazırladım. Tarif tamamen benim daha önceki klasik kek ve krema tariflerimden yola çıkarak hazırladığım bir tarif oldu, pastanın çarpıcı tarafı, görüntüsüydü. Kakao ve çikolatalı kek ve krema ile toprak görüntüsü yaratarak, üzerlerine koyduğum nane dalları ile, saksıya dikilmiş nane görüntüsü yakalamaya çalıştım. Açıkcası oldukça zahmetliydi, hele 40 kusür kavanazu tek tek ve kat kat doldurmak düşündüğümden zor oldu, neyse ki parti öncesi son akşam evde bana yardım edebilecek sevdiklerim vardı.

Porsiyonluk hazırladığım pastalar için Yağmur’un hazır mama kavanozlarını kullandım. Ufak oldukları için tek kişi için uygun ölçüdeydi. Kekimi daha lezzetli olması için sünger kek yerine klasik kek tarifime yakın hazırladım. Kekimi önceden pişirip, hava almasını önleyecek şekilde sarıp, buzdolabına kaldırdım. Kremasını da klasik pastacı kremasını bol çikolata, fıstık ve kakaolu olarak parti öncesi son akşam hazırladım. Tarifimiz şöyle;

Malzemeler: (10 kişilik)

Kek için:

– 4 yumurta
– 1 su bardağı toz şeker
– 1 su bardağı yoğurt
– 100 ml krema
– 1 çay bardağı sıvıyağ
– 2 yemek kaşığı kakao
– 150gr bitter çikolata
– 1 paket kabartma tozu
– 1/2 çay kaşığı karbonat
– 2,5 su bardağı un

Kreması için:

– 1 litre süt
– 1,5 su bardağı şeker
– 4 yumurta sarısı
– 3 yemek kaşığı mısır nişastası
– 1 çay kaşığı vanilya özütü
– 200 ml krema
– 200 gr bitter çikolata
– 2 yemek kaşığı antep fıstığı içi
– 2 yemek kaşığı kakao

– Süslemek için nane dalları

Yapılışı:

Öncelikle kekimizi pişirmek için, kek harcını çırpmaya başlıyoruz. Derin ve büyük bir kasede yumurtalarımızı çırpıp, kabarttıktan sonra, şekerimizi ekleyip, yine çırpıyoruz. Karışım yine kabaracak, sonrasında sıvıyağ, yoğurt ve kremamızı ekliyoruz. Kakoumuzu, kabartma tozunu ve karbonatı, unumuzun içine ekleyip, karıştırdıktan sonra 3-4 defa da unumuzu ekleyip, karışımı çıprmaya devam ediyoruz. Çırpma işlemini, el mikseri veya mutfak robotu ile yapabilirsiniz. Kek harcımızı son olarak, ufak ufak kıydığımız(bıçakla) çikolatamızı ekleyip, yağlı kağıt serilmiş bir dikdörtgen tepsiye boşaltıyoruz ve önceden ısıtılmış 170 derece fırında 45-50 dakika pişiriyoruz.

Kremamız için; derin bir tencerede sütümüze, yarım su bardağı şekerimizi ve vanilya özümüzü ekleyip şeker eriyene kadar orta ateşte ısıtıp ocaktan alıyoruz ve soğumaya bırakıyoruz. Ayrı bir karıştırma kabında yumurta sarılarını, nişastamızı, kakomuzu ve kalan şekerimizi mikser ile çırpıyoruz, süt karışımımızdan 1 su bardağı alıp, yumurtalı karışıma ekleyip çırpmaya devam ediyoruz. Daha sonra bu karışımı tenceredeki süt karşımına ekleyip, sürekli karıştırarak pişiriyoruz. Kremamız kıvam alıncaya kadar pişiri yoruz ve krema ve çikoalatamızı ekleyip, iyice karışmalarını sağlıyoruz. Daha sonra ocaktan alıyoruz ve antep fıstığı içini ekliyoruz. Ilınması için farklı bir kaba alıp, kabuk tutmaması için aralıklı olarak karıştırıyoruz. Normal krema kıvamından biraz daha yumuşak olacak kıvam, çünkü kek arasına sürmek yerine kavanozlara dökeceğiz.

Kremamızı da hazırladıktan sonra, pastamızı yapmaya başlayabiliriz. Kavanozlarımıza önce 3 cm büyüklüğünde parçalara kestiğimiz kekimizden koyuyoruz, sonra kremamızdan, sonra yine kek ve tekrar krema koyarak kavanozlarımız üstlerinde 1 parmak boşluk kalacak şekilde dolduruyoruz. Bu kısmada keklerin dilimlenmesi sırasında oluşan kırıntılardan elimizle ezerek koyuyoruz. Bu işlem kavanozun üst kısmında toprak görüntüsü oluşturuyor. Tüm kavanozlarımızı bu şekilde hazırladıktan sonra, kavanozlarımıza son olarak nane dallarını yerleştiriyoruz. Bu işlem için de nane dallarının sap kısımlarını biraz uzun tutup, toprağa girmiş gibi görünmesi için, kavanoza saplıyoruz. Afiyet olsun…

Not: Nane dallarını önceden hazırladığım ve havalar sıcak olduğu için, fotoğrafı beklerken benim nanelerim biraz bayıldılar. Daha diri nanelerle daha net bir saksı görüntüsü yakalayabilirsiniz.

İKİ RENKLİ CHEESECAKE (VANİLYALI VE ÇİKOLATALI ZEBRA CHEESECAKE)

22 Kas

İki renkli cheesecake çok uzun süredir blogun yayınlanmayı bekleyen gelecek tarifi idi, nihayet okuyucularla buluşuyor….
Blogumun takipçileri cheesecake sevgimi bilirler, çok farklı aromalarla(gerçek meyvelerden), farklı şekillerde denediğim bir lezzettir. Güzel yaptığım da söylenir:)

Daha önceki cheesecake tariflerimde (linkden cheesecake dosyasına ulaşabilirsiniz.) kalp şeklinde bir kalının iki tarafını farklı aromlarla yapmıştım, aynı şekilde muffin kalıplarında da hazırlamıştım. Bu defa daha farklı bir görünüm için pek çoğunuzun bildiği zebra kek formunu kullandım. Bu kek kakaolu kek karışımı ile sade kek karışımının sıra ile yovarlak bir kalıp veya tepsiye dökülmesi ile elde edilen zebra görünümden alıyor ismini. Ben de çikolatalı cheesecake’i çok sevsemde ağır bulduğum için bu şekilde yapmaya karar verdim.

Tarifi hazırlarken görüntünün nasıl olacağına dair tereddütlerim olsa da, sonucu beğendim. Hazırlık aşaması biraz zahmet verse de özel bir şey yapmak isterseniz bu tarifi deneyebilirsiniz. Tarifimiz şöyle;

Malzemeler:

-600 gr. krem peynir
– 1 bardak toz şeker
-3 tatlı kaşığı mısır nişastası
-4 adet yumurta
-1 paket krema (200 ml)
-150 gr bitter kuvertür çikolata
– 1 tatlı kaşığı kakao
-1 çay kaşığı vanilya özü
-1,5 paket yulaflı bisküvi (240 gr)
-100 gr tereyağı

Yapılışı:

Öncelikle cheesecake’in bisküvi tabanını hazırlıyoruz. Bisküvileri mutfak robotunda ya da döverek kırıntı haline getiriyoruz ve erittiğimiz tereyağı ile iyice karıştırıyoruz. Kalıbının kenarlarını fırça yardımıyla yağlayıp, tabanına pişirme kağıdı yerleştiriyoruz. Bisküvi karışımını kek kalıbının tabanına boşaltıp, her tarafta eşit yüksekliğe gelecek şekilde bastırıyoruz ve buzdolabına kaldırıyoruz.
Karıştırma kabımıza krem peyniri, mısır nişastası ve toz şekeri ekleyip mikser ile çırparak kalın bir krema kıvamına getiriyoruz. Yumurtaları birer birer bu karışımın içine kırarak çırpmaya devam ediyoruz. Bu aşamada dikkat etmemiz gereken şey, yumurtaları çok fazla çırpmamak, aksi halde kekimizin üstünde pişerken çatlaklar oluşabilir. Son olarak kremayı, bu karışıma ekleyip karıştırdıktan sonra karışımımızı 2’ye bölüyoruz. Yarısının içine kakaomuzu ve benmari usulü erittiğimiz bitter çikolatamızı ekleyip, çok fazla çırpmamaya çalışarak homojen bir karışım haline getiriyoruz. Kelepçeli kalıptaki bisküvi tabanının üzerine sırayla önce vanilyalı, sonra çikolatalı olmak üzere karışımlarımızdan 1’er büyük kaşık kadar döküyoruz ve karışımlarımız bitene kadar devam ediyoruz. Tüm karışımı sırayla kalıba döktükten sonra, önceden 175 derece ısıya getirdiğimiz fırında yaklaşık 10 dakika kadar pişirip, 10 dakika dolunca fırının ısısını 90 dereceye düşürüyoruz ve bu düşük ısıda yaklaşık 60-70 dakika daha pişirmeye devam ediyoruz. Kekin tam ortası ıslak veya parlak değilse pişmiş demektir. Cheesecake’miz oda ısısına gelince buzdolabına koyup, üstünü kapatmaksızın bir gece bekletiyoruz. Afiyet olsun…

YENİ BİR ÇAY SAATİ SOFRASI

29 May
Mart ayında evde büyük halamız için bir çay sofrası hazırladım. Bu sofranın görüntülerini de eklenen yeni tariflerle kısmen paylaşmıştım. Şimdi bütün daveti bu yazı ile bloga eklemiş oluyorum. Eksik olan 2 tarifi de önümüzdeki günlerde yazacağım.
Büyük halamız kızım Yağmur’u ilk defa görmek için gelmişti. Yağmur hariç altı kişilik bu davet için hazırlandım ben de. Uzun süredir davet sofrası hazırlamadığım için, biraz performans kaybı vardı, ama önümüzdeki günlerde yazacağım “blogger kızlar buluşması” için iyi bir idman oldu:)

Masayı hazırlarken, kelebekli yemek takımımın yanısıra, kelebek nakışlı bir masa örtüsü seçtim. Frezya çiçeklerinin bol günleriydi ve sarı-beyaz ikisini seçerek masayı çiçekler ve kokularıyla hareketlendirdim.

Servis için kullandığım çatal bıçakları dantel fiyonklarımla bağlayarak, tabaklara yerleştirdim. Kumaş peçete havası veren kalın kağıt peçeteleri de rulo yaparak, ince kurdele ile bağladım ve içlerine frezyalardan yerleştirdim.

Menüye karar verirken, tuzlu kısmını ağırlıklı tuttum. Tam öğle sonrası, öğlen ve akşam yemeklerinin birleştiği bir saat olduğu için ve davetlilerin hepsinin formuna dikkat ediyor olması sebepleriyle.

Masamızda yeralan lezzetler şunlardı;

Rudolph Van Veen’in hamur tarifi ile hazırladığım mercimekli börekcikler, tarifini geçtiğimiz günlerde burada yazmıştım.

Yine bloga son zamanlarda eklenen, peynirli top top börek, tarif burada.

Yazının başında bahsettiğim yeni tarfilerden ilki, yoğurtlu bulgur salatası, yakında yazılacak.

Yaprak sarması, çay sofralarının vazgeçilmez klasiği olarak masamızdaydı. Bu defa pirinçle beraber az miktadra bulgurda vardı içinde.

Közlenmiş kırmızı biberli, peynirli rulolarda kendi mutfağımda yeniden hatırladığım lezzetli tarfilerden biri, tarifi burada.

Pırasa köftesinin son zamanların gözdelerinden olduğunu yazmıştım. Tarife buradan ulaşabilirsiniz.

Menünün tatlı kısmı için, tadıyla hem yoğun, hem ferah olan limonlu barı seçtim, tarifi burada.

Final için hazırladığım tiramisu…..Blogda tiramisu tarifleri mevcut ama bu farklı bir tarifle hazırlandı, eklenecek tariflerden biri de bu…

Bu da masamızın kuş bakışı fotoğrafı…. Elinde tepsi tutan da benim, çay servisi için bardaklarımızı topluyorum, doğal bir fotoğraf olduğu için, anısı kalsın diye bunu seçtim…….

PEYNİRLİ TOP BÖREK ( TOP TOP BÖREK)

16 May

Top börek, bundan birkaç ay önce Yasemin’in oğlu Sencer için hazırladığı doğumgünü partisinin lezzetlerinden biriydi. Böreğin nasıl yapıldığı hepimiz için merak konusu oldu, ben de biraz araştırma yapınca, “altın top” ve “top top börek” adlarıyla da bilinen bu böreğin tarifine ulaştım. Sofra Dergisi’nde yayınlanmış olan tarifin önemli olan kısmı, böreğin şeklinin verilmesi ve yufkaların yumuşatılması, bunun dışında istediğiniz iç malzeme ile yapabileceğimiz lezzetli bir börek. Bizim yediğimiz kıymalı idi. Ben peynirli yapmayı tercih ettim. Yaptığım böreği de bir sonraki buluşmamız olan Esra’nın kızı Elif Su’nun doğumgünü partisine götürdüm. Kıymalı, peynirli seçeneklerin yanısıra, patatesli, ıspanaklı, patlıcanlı yapılabileceği gibi bu malzemeler karıştırılarak da yapılabilir, kıymalı-patatesli, kaşarlı-patatesli, ıspanaklı-peynirli gibi.
Yukardaki fotoğrafta Esra’nın hazırladığı, Elif Su’nun çok sevdiği Dora ve dantel konseptli soframız yeralıyor. Danteller ve inci boncuklarla çok zarif görünen bu masayı sizlere de fikir vermesi amacıyla paylaşıyorum.
 
Malzemeler: (24 adet börek için)
– 3 adet yufka
– 200 ml krema (1 kutu)
Üzerine:
– 2 yumurta
– 1 su bardağı galeta unu
İçine:
– 400 gr beyaz peynir
– 6-7 dal ince kıyılmış maydanoz
Yapılışı:
Yufkalarımızı tek tek açarak aralarına birşey sürmeksizin üst üste diziyoruz ve bir paket kremayı fırça yardımıyla en üstteki yufkanın üzerine sürüyoruz. Bir kaç dakika yufkanın yumuşamasını bekledikten sonra, önce yufkamızı 4 eşit parçaya kesiyoruz. Her bir bölümü de tekrar 6 dilime kesiyoruz. İnce uzun üçgen parçalar elde etmiş olacağız. Her bir üçgenin geniş tarafına, ezdiğimiz ve maydanoz eklediğimiz peynirimizden 1 tatlı kaşığı kadar koyuyoruz. Yufka dilimini kenarlarını kapatarak, çeviriyoruz ve yuvarlak bir top elde ediyoruz. Tüm yufkayı bu şekilde hazırladıktan sonra, dinlenmeye bırakıyoruz.  (Böreğin püf noktası, hazırlandıktan sonra bir kaç saat dinlendirilmesi, bu süreçte, yufkalar kremayı iyice çekmiş oluyor. Ben 1 gün beklettim, ertesi gün galeta unu, yumurta karışımına buladım. Hatta ilk seferinde fazla hazırladığım börekleri buzluğa kaldırdım ve bir hafta sonra çıkarıp, donmuş haldeyken yumurta, galeta unu yapıp fırınladım.) Daha sonra her bir topu önce çırpılmış yumurtaya, sonra galeta ununa buluyoruz ve yağlı kağıt serilmiş bir fırın tepsisine diziyoruz. Böreklerimizi önceden ısıtılmış 180 derece fırında, üzerleri kızarana kadar 40-45 dakika pişiriyoruz. Afiyet olsun…

TAHİNLİ KEK

14 May
Tahin benim çok sevdiğim lezzetlerden biri, tahinli kurabiye, tahin pekmezli cheesecake, humus, tahinli kabak tatlısı blogda yeralan tahinli tariflerden…. Tahinli kek ise, geçen yıl doğum izni günlerimde yaptığım Ankara seyahatlerinden birinde, çocukluk arkadaşım Sema’nın bizim için yaptığı lezzetlerden biriydi. Sema da benim gibi mutfağa meraklı, eli lezzetli biri, biraraya gelince  de eski günleri anmanın yanısıra tarifler de konuşuldu ve ben de bu kekin tarifini aldım. Çok beğendiğim bu keki sıklıkla yapar oldum. Yağmur da kek yemeyi sevdiği için, besin değerini arttırmak için şeker oranını azaltarak ve/veya bal-pekmez ikamesi yaparak yapıyorum aynı tarifi. Un olarak ise biraz kabarma sorunu olmakla birlikte tam buğday unu, beyaz un karışık kullanmayı tercih ediyorum. Yağmur için oluşturduğum 1-2 kek tarifini “çocuk yemekleri” bölümüne eklemeyi planlıyorum. Çay saatine çok güzel eşlik edecek tarifimiz şöyle;

Malzemeler:
– 4 yumurta
– 1,5 su bardağı toz şeker
– 1 su bardağı yoğurt

– 3/4 su bardağı sıvıyağ

– 7 yemek kaşığı tahin

– 1 paket kabartma tozu

– 1 çay kaşığı karbonat

– 2,5 su bardağı un

Üzerine:

– 3 yemek kaşığı tahin
– İsteğe göre susam

Yapılışı:

Yumurta ve şekerimizi kabarana kadar çırpıyoruz ve sıvıyağ, yoğurt ve tahinimizi ekleyerek terar çırpıyoruz. Daha sonra unumuzu 3-4 parçada ekliyoruz ve yine çırpmaya devam ediyoruz. En son kabartma tozu ve karbonatı da koyup, karıştırdıktan sonra kekimizi pişmeye hazırlıyoruz. Pişirme için orta boy bir kalıp (fotoğrafda kullandığım gibi) veya klasik fırın tepsisini veya küçük fotoğraftaki gibi muffin kalıplarını tercih edebilirsiniz. Kullanacağımız pişirme kalıbını yağladıktan sonra, kalıptan kolay çıkarmak ve kabarma sırasında tutunmasını sağlamak için biraz un serpiştiriyoruz. İsteğe bağlı olarak susam serpiştirdikten sonra, kek harcımızı kalıbımıza boşaltıyoruz. Üzerine 3 yemek kaşığı tahini sürdükten sonra,  önceden ısıttığımız 180 derece fırında 45-50 dakika kadar pişiriyoruz. Afiyet olsun…

Not 1: Ters çevrilen bir kalıp tercih ederseniz benim yaptığım gibi, tahinli kısım ters tarafında kalacaktır, kalıbın içine sürmenin de pek paydası olmuyor, kek pişme sırasında tahini çekiyor. Bu nedenle muffin kalıpları veya düz tepsi veya kelepçeli kalıp tercih edilebilir tahinin yarattığı hareli görüntünün üst yüzeyde kalması için.

Not 2: Fırın ısısı ve pişirme süresini kendi fırınınızdaki kek pişirme deneyimlerinize göre ayarlamanızı tavsiye ederim. Kek kabarma ve sönme konusunda hashas bir yiyecek, kürdanla test (kürdanı keke batırıp, çıkardığımızda hamur bulaşmaması)  erken yapılırsa kekin sönmesine neden olabilir.

Not 3: Bu keke ceviz ve fındık da çok yakışıyor, bir de haşlanmış kestane ile denemeyi planlıyorum, lezzet olarak uyumlu olacağını düşünüyorum. Tahin nedeniyle rengi esmer bir kek oluyor.

PIRASA KÖFTESİ

10 May

Pırasa köftesi son iki yılın mutfağımdaki gözdelerinden biri. İlk defa Münevver Abla’da yemiştim. Eve dönerken yanıma da bir kaç tane vermişti, böylece lezzetini iyice anlamış oldum. O günden beri de defalarca evde yapılır oldu. Yerken pırasa tadını pek hissetmediğiniz lezzetli bir köfte çeşidi, ayırca sebze ve et birlikteliğine iyi örneklerden biri bence.
Pırasa köftesi Seferad Mutfağı’ndan bir tarif, köfteler bu şekilde hazırlandığı gibi, salçalı, ekşili bir sosla yemek gibi de yapılabiliyormuş. Bunları tarifi aldığım Münevver Abla’nın sayfasındaki yorumlardan öğrendim. Bizde de pişince hızla tükeniyor o nedenle sosla deneme fırsatım olmadı, bir daha ki yapışımda bu şekilde de deneyeceğim. Gerçi pırasanın vakti geçiyor ama bizim buzluğa sırf bu tarif için haşlanmış pırasalar yerleşti bile. Çünkü kızım Yağmur’da severek tüketiyor. Malum çocuklara sebze, et yedirmek zor, bu vesile ile bloga yeni bir etiket ekliyorum. Kendi deneyimlerimden yola çıkarak “Çocuk Yemekleri” bölümünü açıyorum. Bu bölümde Yağmur’a yaptığımız yemeklerin tariflerini ve onun sevdiği yiyeceklerin tariflerini yazacağım. Bu kadar sözün üzerine, son dönem davet sofralarımın da menüsünde yeralan pırsa köftesinin tarifi şöyle;

Malzemeler: (30-35 adet köfte için)

-1/2 kg pırasa
-300 gr kıyma
-1 demet maydanoz
-3 adet yumurta
-1 büyük haşlanmış patates
– Galeta unu
– Tuz ve karabiber
-Sıvıyağ (kızartmak için)

Yapılışı:

Pırasaları yeşil ve beyaz kısımlar dahil, küçük küçük doğrayıp kendi suyu ve tuz ile haşlıyoruz. Haşlama sırasında bıraktığı suyu iyice çektiriyoruz. Çektirme işlemi uzun gelirse, fazla suyu süzüp, çorba yapımında da kullanabiliriz. Pırsaları bu şekilde hazırladıktan sonra, haşlanmış patates ile birlikte, rondo veya blender yardımıyla püre haline getiriyoruz. Bir karıştırma kabının içinde, pırasa patates karışımı, 1 yumurta, kıyma, ince kıyılmış maydanoz, tuz, karabiber ve köfte kıvamına getirecek miktarda galeta ununu (1 ufak çay bardağı kadar) ekleyip yoğuruyoruz ve elimizle fotoğraftaki gibi şekillendiriyoruz. Hazırladığımız köftelerimizi önce çırpılmış yumurtaya, sonra galeta ununa bulayarak, ısıttığımız sıvıyağda kızartıyoruz. Köfteler ılık ve soğuk olarak yenebilir, afiyet olsun….

RUDOLPH VAN VEEN’İN MUHTEŞEM HAMURUYLA MERCİMEKLİ BÖREK

3 May

Mart ayının ilk günlerinde harika bir etkinliğe davetliydim. Kitchen24 kanalının dünyaca ünlü şefi Rudolph Van Veen konuk ettiği Gaggenau‘nun muhteşem showroomunda çok keyifli bir deneyim yaşadım. Hollandalı şef Rudolph son derece sıcak, içten, eğlenceli ve tevazu sahibi bir insan. Benimle birlikte davetli olan blogger arkadaşlarıma kendi deneyimlerini paylaşırken anlattıkları keyifli olmanın yanısıra, eğiticiydi.
Rudolph mesleğini aşkla yapan bir insan, konuşması sırasında hayatta mutluluğu sağlayan 3 şeyi müzik, sevgi ve yiyecek olarak sıraladı. Buna katılmamak mümkün değil sanırım. O gün Rudolph Vaan Veen’in sıcak sohbeti eşliğinde Gaggenau’nun hayranlık veren(mümkün olsa tüm mutfağı değiştirecek kadar) fırınıyla, tek hamurla hem tatlı hem tuzlu pişirdik, yedik ve eğlendik. Ben de çok beğendiğim bu hamuru hemen haftasonu misafirlerim için hazırladığım börek için kullandım.

Bu böreği normalde milföy hamuru ile yapıyorum ama bu defa bu hamuru kullandım ve yiyenlerden tam not aldı. Milföye alternatif olacak lezzetteki hamurun ve böreğin tarifi şöyle;

Malzemeler:

– 285 gr un
– 130 gr krem peynir
– 170 gr soğuk tereyağı
– 3 yemek kaşığı soğuk su
– 1,5 yemek kaşığı sirke
– 1 çay kaşığı kabartma tozu
– Az tuz

İç Harcı İçin:

– 1 su bardağı haşlanmış yeşil mercimek
– 1 orta boy soğan
– 1 yemek kaşığı zeytinyağı
– 1 tatlı kaşığı salça
– Tuz, karabiber

Üzeri İçin:

– 1 yumurta sarısı
– Haşhaş tohumu

Yapılışı:

Hamurumuz için, unumuzu derin bir kaba alıp, ortasını havuz gibi açarak tüm malzemelerimizi ekliyoruz ve yoguruyoruz. Hamur bütünleştiği zaman streç filme sarıp, buzdolabında 1 saat dinlenmeye bırakıyoruz. (Ben hamuru akşam hazırlayıp, sabah kullandım)
Böreğin iç harcı için; ufak küp şeklinde doğradığımız soğanı zeytinyağında soteliyoruz, sonra salçamızı ekleyip, daha sonra da haşlanmış mercimeğimizi ilave ediyoruz. Son olarak tuz ve karabiberle lezzetlendirdiğimiz harcımızı ocaktan alıyoruz ve soğumaya bırakıyoruz.
Dinlendirdiğimiz hamurumuzu, merdane yardımıyla, 1cm kalınlığında açıyoruz. Yuvarlak bir kalıp veya büyük bir su bardağını kullanarak hamurdan yuvarlaklar kesiyoruz. Her bir hamur parçasının bir kenarına, mercimekli harcımızdan koyuyoruz ve hamurun boş kalan kısmını harcın üzerine kapatarak, kenarlarını elimizle bastırıyoruz. Fırın tepsisine aldığımız minik böreklerimizin üzerine, yumurta sarısı sürüp, haşhaş tohumu serpiştirdikten sonra, önceden ısıtılmış 180 derece fırında 30 dakika, üzeri kızarana kadar pişiriyoruz. Afiyet olsun…

ZEYTİNLİ, PEYNİRLİ OTLU ÇÖREK

30 Mar

Otlu Zeytinli çörek

Otlu çörek blog buluşmalarımızın vazgeçilmezlerinden biri, Selen’e ait bu tarifi Selen olmazsa içimizden biri genelde yapıyor. Hepimizin beğendiği ekmekle poğaça arası bir tarif olan bu çöreği ben de blogdaki son davet sofrasında biraz değiştirerek hazırlamıştım. (Tarifte taze soğan vardı, ben kullanmadım, ay çekirdeği ve zeytin ekledim ve unu farklılaştırdım, benim tarifi aynen uygulayıp taze soğan da ekleyebilirsiniz, kesinlikle yakışır. ) Çörek bu haliyle de yiyenlerden tam not aldı ve tarif hemen yazıldı. Hatta ben kendim için hazırladığım tarif notlarımı kaybedince, o gün tarif alanlaradan tekrar istedim:)

Oldukça pratik olan bu çörek, yoğurmadan, şekillendirmeden hazırlandığı için malzemeleriniz varsa son dakikada yapılabilecek bir tarif. Ben o gün son dakikaya pişirmek istediğim için hamurunu hazırlayıp, streçleyerek buzdolabına koymuştum, ertesi sabahta çıkarıp, oda ısısına gelince fırın tepsisine alıp, misafirler gelmeden pişirmiş sıcak sıcak ikram etmiştim. Kolay tarifimiz şöyle;

Malzemeler:

– 3 yumurta (bir yumurtanın sarısı üzeri için ayrılacak)
– 1 su bardağı yoğurt
– 1/2 su bardağı fındık yağı
– 200 gr beyaz peynir
– 1/2 su bardağı dilimlenmiş zeytin
– 1 yemek kaşığı ay çekirdeği
– 1 paket kabartma tozu
– 7-8 dal dereotu
– 4-5 dal taze nane
– 9-10 dal maydanoz
– 1,5 su bardağı beyaz un
– 1,5 su bardağı tam buğday unu
– 1-2 yemek kaşığı mısır unu

Yapılışı:

Yumurtalardan 1’inin sarısını hamurun üzerine sürmek için ayırıyoruz ve diğer yumurtalar, sıvıyağ ve yoğurdu karıştırıyoruz. Karışımımıza önce normal unumuzu, sonra tam buğday unumuzu ve mısır unumuzu son olarak kabartma tozumuzu ekliyoruz. Dereotu, maydanoz ve naneyi doğruyoruz, peynirimizi eziyoruz. Bu malzemelerimizi de çörek hamurumuza ekleyip, ay çekirdeğimiz ve dilimlenmiş zeytinimizi de ilave ediyoruz ve tüm malzemelerimizi hamura karıştırıyoruz. Fırın tepsimize yağlı kağıt serip, hamurumuzdan 1 yemek kaşığı kadar alıp, aralarında 2 cm boşluklar bırakarak koyuyoruz. Üzerine ayırmış olduğumuz yumurta sarısını fırça yardımıyla sürdükten sonra, önceden ısıtılmış 180 derece fırında 30 dakika üzeri kızarana kadar pişiriyoruz. Afiyet olsun…

masa-2

PEYNİRLİ VE KEKİKLİ KARNIYARIK BÖREK

28 Mar

Karnıyarık Börek

Bir önceki yazım olan çay daveti sofrasından, blogda yeralmayan bir tarif, karnıyarık börek. Karnıyarık börek aslında ismine uygun olarak daha çok kıymalı yapılan bir börek, ben sofrada başka bir kıymalı tarifim olması nedeniyle, peynirli bir iç ile yaptım. Böreğin şeklini kullandım demek daha doğru olur sanırım. Börek içi hazırlarken klasik bir karışım yapmak istemedim, 1-2 çeşit peynir, taze kekik ve kurutulmuş domates kullandım. Kolay tarifimiz şöyle;

Malzemeler:

– 3 adet yufka
– 1 fincan soda (Türk Kahvesi)
– 1 fincan sıvıyağ (zeytinyağı veya fındık yağı)
– 1 yumurta sarısı
– 3-4 adet sivri yeşil biber
– 2 adet domates

İç Harcı İçin:

– 200 gr beyaz peynir
– 150 gr lor peyniri (tuzsuz ve kaymak loru denilen yağlı çeşidinden)
– 4-5 adet kurutulmuş domates
– 3-4 dal taze kekik yaprağı
– 1/2 çay kaşığı tuz

Yapılışı:

Börek harcı için, kurutulmuş domateslerimizi 2-3 dakika sıcak suda bekletip, süzdükten sonra, ufak küpler halinde doğruyoruz. Peynirlerimizi ezip, domatesler ve kekik yapraklarını (eğer büyükse doğrayabilirsiniz benim kullandıklarım ufaktı, o nedenle doğramadan kullandım) ve tuzu karıştıyoruz.

Yufkalarımızdan birini kare olacak şekilde 8 eşit parçaya bölüyoruz. (Pratik olması için 3 yufkayı üst üste koyup kesebilirsiniz) her bir parçanın üzerine bir kasede karıştırdığımız soda ve yağ karışımdan fırça yardımı ile sürüyoruz ve peynirli harcımızdan koyup kenarlarını kıvırarak rulo yaparak sarıyoruz. Tüm yufkaları bu şekilde sararak yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine diziyoruz. Böreklerimizin orta kısmına resimde görüldüğü gibi 4-5 cm büyüklüğünde bir kesik yapıyoruz. Daha sonra ise yumurta sarısı sürüyoruz ve dilimlediğimiz domatesleri kesiğin bir kenarına, biberleri diğer kenarına diziyoruz. Önceden ısıttığımız 180 derece fırında üzeri kızarana kadar 30 dakika pişiriyoruz. Afiyet olsun…

karnıyarık börek 1

GEÇMİŞ BİR ÇAY DAVETİ

23 Mar

mass

Blogunu ihmal eden blogger durumum devam ediyor…

Sessizliği güzel bir sofra ile bozayım istedim. Havalar güzelleşmişken, baharı hissettiren bu sofranın tam zamanı sanırım. Davet geçen yıldan, hamileliğimde hazırladığım sondan bir önceki (sonrasında baby shower partim için hazırlandım) davet sofrası, Mayıs’ın son günlerinden, kızıma yaklaşık 6 aylık hamileyken…

masa

Havalar geçen yıl geç ısınmıştı hatırlarsınız belki ve kısa sürede sıcaklar başlamıştı, işte o günlerde renkli bir sofra ile sevdiklerimizi ağırladım evde, karnım burnumda, şimdi nasıl hepsini kendi başıma yaptım diye düşünüyorum. (demek ki annelik gerçekten çok zaman alıyor ama her dakikası keyifli) Mor çiçekler eve gelince uygun peçete halkalarıyla beraber bir masa hazırlayıvermiştim en sevdiğim kelebekli tabaklarımla.

mass-1

Masanın menüsü tuzlu ağırlıklıydı. Aşağıda gördüğünüz peynirli ve kekikli karnıyarık börekler vardı.

Karnıyarık Börek

Tahin ve fıstıkla yapılan değişik bir bulgur tarifi olan batırık köftesi,

Batırık Köftesi

Anneciğimin yaptığı kabak çiçeği dolmaları. Tarifi burada

Kabak Çiçeği Dolması

Kerem’den esinlenerek hazırladığım ızgara kabak ruloları.

Kabak rulo

Börek tarifleri arasında en beğendiklerimden biri olan avcı böreğim, o günlerde mutfakta uzun süredir pişmemişti, tarifi burada.

Avcı Böreği

Münevver Ablamın tarifinden yola çıkarak ufak eklemelerle yaptığım havuçlu rulo,

Havuçlu Rulo

Selenciğimin tarifinden yola çıkmış olan zeytinli-peynirli otlu çörekler vardı.

Otlu Zeytinli çörek

Masayı hazırlarken bahar havasını iyice yansıtmak için isim kartları olarak taze yaprakları kullanmıştım.

isim kartı

Masanın tatlı bölümünde ise krem peynirli kurabiyeler ve dondurmalı pasta vardı. Krem peynirli kurabiye favori kurabiyelerimden biri ve tarifi burada.

Krem Peynirli Kurabiye

Dondurmalı pastayı menü için, o günlerde havaların ısınmaya başlamış olması nedeniyle özellikle seçmiştim. Portakallı şurup ile ıslattığım kakaolu kek, fıstıklı ve kaymaklı dondurma ve en üstte çikolatalı ganaj ve çilekten oluşan tarifi havalar ısınmadan yazmayı istiyorum.

dondurmalı pasta

Fikir vermesi amacıyla, sofra hazırlıklarından oluşan bir kolaj. Bu sofrada yeralan yeni lezzetlerin ve bekleyen diğer lezzetlerin tarifleriyle blogumu da bahar enerjisi gelecek…. Afiyet olsun….

Masa Kolaj