Arşiv | Dünya Mutfakları RSS feed for this section

TİRAMİSU ve ZABAGLIONE KREMASI

31 May
Tiramisu…. Yani beni neşelendir, daha iyi hissettir. İtalyan klasiği olan bu tatlının tam kelime karşılığı “beni yukarı çek”, pek çok tatlı gibi insanı mutlu etmesi beklenen, bu amaçla yediğimiz bir lezzet. Blogda yeralan daha eski tiramisu tariflerinde bundan ve tiramisunun çıkışından bahsetmiştim. En son tarifi 2008’de yayınladığımı farkedince, tiramisunun tarihçesine bu yazıda da yervermeye karar verdim.
En yaygın hikayeye göre, tiramisu ilk kez 17’nci yüzyılın sonlarında yapılmaya başlanmıştır, bu tatlı, Toscana Dükü III. Cosimo De Medici’nin birkaç günlüğüne taşınmaya karar verdiği Siena şehrinde doğar. Sienalı pastacılar dükün onuruna, asaleti temsil eden özellikler taşıyan bir tatlı hazırlamayı kararlaştırırlar. Bu, içinde basit ama lezzetli malzemeler bulunan, asiller hayatın tatlarını çok sevdiğinden aynı zamanda gösterişli ve afrodizyak bir tatlı olmalıdır. Böylece o zamanlar dükün onuruna yapıldığından “dükün tatlısı” adı verilen ve şimdi tiramisu denilen tatlı ortaya çıkar. Dük, Sienalı pastacıların el becerilerine ve tatlının lezzetine hayran kalınca, tarifi Floransa’ya götürür. Böylece “dükün tatlısı” iyice ünlenir, hatta şöhreti Toscana sınırlarını aşıp Venedik’e, oradan da tüm İtalya’ya yayılır. Asırlar geçtikçe de oradan tüm dünyaya…

Tabi bu yayıylamalar sırasında tarif de farklılıklar göstererek, değişik şekillerde yapılmaya başlanmış. Ama sanıyorum ki, tüm farklı yorumlara rağmen klasik tiramisu hiç bir zaman tahtından inmeyecek:) Ben de daha önce pandispanyalı, çilekli versiyonlarını yapmıştım, ama restoranlarda yediğimiz lezzetteki bir tiramisuyu yapmayı da hep istedim. Son yazdığım, buradan ulaşabileceğiniz tarif de bu lezzete çok yakındı. Bugün paylaştığım tarifle krema hazırlama süreci dışında oldukça benzerlik gösteriyor. Bugünkü kremanın adı “zabaglione”. Zabalione yumurta sarısı, şeker, marsala şarabı (tatlı bir şarap çeşidi, yurtdışından almıştım, yerine rom veya tatlı bir şarap veya likör kullanabilirsiniz) ve süt kremasından oluşan bir tarif. Bazı kaynaklarda limon kabuğu rendesi de kullanılıyor. Benmari yöntemi ile hazırlanan pürüzsüz kıvamı ile hem pratik, hem de lezzetli bir krema olduğunu söyleyebilirim. Bu tarife mascarpone peyniri ekleyince tiramisu için harika bir krema oluyor. Peynirsiz hazırlayarak (peynirli de tercih edilebilir tabi) pek çok tatlı için, özellikle meyveliler için kullanabilirsiniz. Tarifimiz gelince;

Malzemeler: (8 kişilik)

Zabaglione Kreması için:

– 6 adet yumurta sarısı
– 2/3 su bardağı toz şeker
– 1/2 su bardağı marsala şarabı
– 200ml süt kreması (1 kutu)

Tiramisu için:

– 2 fincan espresso
– 1 yemek kaşığı şeker
– 1 su bardağı sıcak su
– 300 gr kedi dili bisküvi (savoiardi)
– 500 gr mascarpone peyniri
– 1/2 çay bardağı kahve likörü veya viski
– 1 yemek kaşığı kakao
– Süslemek için beyaz pul çikolata, nane yaprağı

Yapılışı:

Öncelikle kremamızı hazırlıyoruz. Bunun için yumurta sarılarımızı iyice köpürüp, kabarana kadar çırpıyoruz. Sonra şekerimizi ve şarabımızı ekliyoruz. Bir benmari kurarak (derin bir tencereye kaynamış su koyup, ocakta altı açık tutuyoruz ve kabımızı tencerenin üzerine sıcak suya direkt temas etmeyecek şekilde yerleştiriyoruz) kremamızı, koyulaşıp kıvam alana kadar karıştırarak (karıştırma işleminde tahta veya silikon bir spatula kullanıyoruz) pişiriyoruz. Kaynamaya başlayınca ocaktan alıyoruz ve peynirimizi ekleyip, karıştırmaya devam ediyoruz. Ayrı bir kapta kremamızı köpürüp, kabarana kadar çırpıyoruz. Ilınmış olan peynirli kremamıza, çırpılmış süt kremamızı da ekliyoruz ve homojenleşene kadar karıştırıyoruz. 
Derin bir kaseye espresso, şeker ve sıcak suyu ve tercihimize göre likör veya viskimizi ekliyoruz. (İsteğinize göre alkolsüzde hazırlayabilirsiniz.) Tatlımızı hazırlayacağımız kaba kremadan 1-2 yemek kaşığı koyup, üzerine hazırladığımız kahveli karışıma  batırıp çıkarttığımız kedidili bisküvilerden diziyoruz. Krema, kedidili sıralamasını tekrarlayarak kabımızı dolduruyoruz, en üst tabaka krema olacak şekilde. Tatlımızı hazırlayınca üzerine kakaomuzu da serpiştirip, buzdolabında 4-5 saat dinlendirdikten sonra servise çıkarıyoruz. Servis öncesi benim yaptığım gibi beyaz çikolata ve nane yapraklarıyla süsleyebilirsiniz. Tatlıyı ayrıca porsiyonluk kaplarda, tek tek de hazırlayabilirsiniz. Afiyet olsun….

Bu fotoğrafta tatlının en final hali….
Reklamlar

İTALYAN TRİFLE (ITALIAN TRIFLE)

11 May

İtalyan trifle

Sayfamın takipçileri İtalyanca grubumla olan buluşmalarımızdan haberdar, blogger grubum kadar düzenli olmasa da bu grubumla da mümkün olduğunca görüşmeye çalışıyoruz. Bazen bir eğlence mekanın da, bazen bir etkinlikte, bazen de içimizden birinin evinde toplanıyoruz. Bizim evde gerçekleşen daveti yazmıştım burada, bu buluşmadan sonra bir kahvaltı buluşması yaptık, Sena ve Kurtça’nın evinde ve daha düzenli buluşalım diye hemen o gün bir sonraki buluşmayı kararlaştırdık. 1 Mayıs günü Tanju ve Kerem’in hazırladığı harika yemek masasının etrafında buluştuk. Çok eğlendik, çok yedik, çok keyifle geçen o günün esprisi “en güzel işçi bayramı kutlaması” idi aramızda.

İtalyanca-01.05.2011

Keyifli soframızın ufak bir kolajı yukarıda. Ufak diyorum çünkü, yeyip, gülmekten deniz ürünleri ağırlıklı menünün diğer yemeklerini (ıspanaklı ve somonlu penne makarna, fırında balık, kremalı fırın patates, limonlu sorbe) çekememişim. Tabi masada en çok puanı çok pratik olmasına rağmen ızgara kabaklar aldı, hatta yemeğe gecikenlere bırakmayı bile düşünmeden bitiriverdik:) Azizeciğimin sardığı yaprakları da unutmamak gerek, özel istekti, ellerine sağlık:)

Ben de genelde yaptığım gibi buluşmaya bir tatlı ile gittim; İtalyan trifle…

Trifle krema, meyve, sünger kek ve krem şanti (veya çırpılmış krema) ile hazırlanan bir tatlı, benim yaptığımı İtalyan yapan ise Marsala şarabı ile hazırlanan bir şurubun kullanılması ki bu şarap tiramisuda da kullanılan şaraptır. Trifle çok farklı şekillerde hazırlanmaya uygun, değişik meyveler, değişik aromalarda şuruplar ve keklerle, üzerine kremşanti, dondurma gibi eklemelerle, görselliği ve lezzeti zenginleştirilebilecek bir tatlı. Tabi bu görsellik için benim kullandığım gibi ayaklı olmasa bile şeffaf camdan derin bir kase seçmenizi öneririm. Ben tatlıyı hazırlarken üzerine ayrıca krem şanti eklemedim, vaktim azalmıştı ve kalorisini arttırıp, ağırlaştırmak istemedim. Bir dahaki sefere süsleme için az miktarda yapmak niyetindeyim. Tarif kaynağından farklı olarak bir de evde bulunmasına rağmen şurubumu Marsala şarabı yerine yine tatlı bir İtalyan şarabı olan İl santo ile hazırladım. Orjinal tarif buradan, ben bazı farklılıklarla uyguladım ve tarifim şöyle;

Malzemeler (8-10 kişilik):

Kreması için:

-1 litre süt
-4 yumurta sarısı
-1,5 su bardağı toz şeker
-1/3 su bardağı mısır nişastası
-1 çay kaşığı vanilya özütü*

Şurubu için:

-1/3 su bardağı toz şeker
-2 adet portakalın kabuk rendesi (ince rendelenmiş)
-1 su bardağı portakal suyu
-1/2 su bardağı il santo veya marsala şarabı*

Kek ve süsleme için:

– 1 adet sade veya kakaolu hazır pastaban*
-8-10 adet çilek
-Beyaz çikolata rendesi
-Taze nane yaprakları

* Vanilya özütü yerine 1 vanilya çubuğunu uzunlamasına 2’ye kesip içini çıkararak sütü ısıtırken ekleyip, daha sonra süzebilirsiniz.

*Şarap olarak marsala veya il santo yerine aynı miktarda bir tatlı şarap veya yarısı kadar portakal likörü kullanabilirsiniz. Alkol istemezseniz koymayabilirsiniz.

*Kek olarak hazır kek yerine kendi yapacağınız bir sünger keki veya kedidili bisküvilerini kullanabilirsiniz.

Yapılışı:

Trifle yapımına kremamızı pişirerek başlıyoruz. Derin bir tencerede sütümüze, yarım su bardağı şekerimizi ve vanilya özümüzü ekleyip şeker eriyene kadar orta ateşte ısıtıp ocaktan alıyoruz ve soğumaya bırakıyoruz. (Vanilya çubuğu kullanmışsak, sütümüz tekrar oda sıcaklığına gelince vanilya tohumlarını süzerek çıkarıyoruz)

Ayrı bir karıştırma kabında yumurta sarılarını, nişastamızı ve kalan şekerimizi mikser ile çırpıyoruz, süt karışımımızdan 1 su bardağı alıp, yumurtalı karışıma ekleyip çırpmaya devam ediyoruz. Daha sonra bu karışımı tenceredeki süt karşımına ekleyip, sürekli karıştırarak pişiriyoruz. Kremamız kıvam alıncaya kadar pişirip ocaktan alıyoruz ve ısıya dayanıklı bir kaba alıp soğumaya bırakıyoruz. (Tencerede bırakmıyoruz pişmeye devam etmemesi için) Üzerinin kabuk tutmaması için ise streç filmi direkt kremanın üzerine koyup, en az 3 saat vakit varsa 1 gece buzdolabında dinlendiriyoruz.

Kremamız soğuyup, dinlenirken eğer hazır kek kullanmayacaksak keki hazırlayabiliriz. (Yakın zamanda sayfayı sünger kek tarifi ekleyeceğim, bu tarifi kullanabilirsiniz)

Tatlımızın şurubu için tüm malzemeleri bir sos tenceresinde şeker eriyip, şurup kaynayana kadar pişiriyoruz ve soğumaya bırakıyoruz. Nefis portakal kokulu ve lezzetli bir şurup oluyor, bu tarif dışında da pek çok tatlıya uygulanabilir. (şurubun kıvam almasına gerek yok, normal sıvı kıvamında olması yeterli)

Trifle tatlımızı bir araya getirmek için, kekimizi 3’er santimlik kareler halinde kesip, hazırlıyoruz. Derin bir cam kaseye önce az miktarda kremamızdan koyuyoruz üzerine şurubumuza batırdığımız kek karelerimizden 3-4 adet koyup, bu şekilde malzemelerimiz bitene kadar en üst kat kremadan oluşacak şekilde devam ediyoruz. Üzerini dilimlenmiş çilekler (sap kısmı kesilmeden), beyaz çikolata kırıntıları ve nane yapraklarıyla süsleyip, soğumaya bırakıyoruz. Kaselerle servis ediyoruz. Afiyet olsun…

Not: Bu tatlıyı, 1 porsiyonluk ufak cam kaseler veya ayaklı uygun bardaklarla da hazırlayıp, servis yapabilirsiniz. Büyük kase kullanacaksanız, keki kasenin çapında kesip, kat kat olacak şekilde hazırlayabilirsiniz, ayrıca çilek yerine başka meyveleri (muz, böğürtlen, frambuaz gibi) tercih edebilir ve meyveleri de tatlının katları arasına koyabilirsiniz. Üzerini süslemek için de çırpılmış kremanın yanısıra, hindistan cevizi, kakao, bitter çikolata rendesi, file badem veya fındık da kullanabilirsiniz.
Fotoğraflarda cam kase buğulu çünkü buzdolabından çıkarıp çektim, masada bekleyenler olduğu için etrafını silmeye fırsatım olmadı:)

İtalyan trifle

TABBULE

26 May

Tabbule aslında falafel ve humus denemelerin sırasında yine yabancı ve yerli kitap, internet araştırmalarıyla uyguladığım tariflerden biriydi, tam o sırada bulgur etkinliği başlayınca bu tarifi etkinlik için bekletmeye karar verdim. Ye etkinliklerinin 34.’sü Deryadan Lezzetler’de , ben de etkinliğe Lübnan mutfağına ait bu sağlıklı ve hafif tarifle katılıyorum. Humusu eskiden beri sever ve çok sık olamasa da yaparım, ama falafel ve tabbule arasında seçim yapmam gerekse, tadının ferahlığı nedeniyle tabbuleyi seçerdim. Yapılışı farklı olmakla birlikte kısır sevenlerin çok beğeneceği bir tarif olduğunu düşünüyorum. Tarifimiz şöyle;

Malzemeler:

-1 su bardağı ince bulgur
-1 yemek kaşığı çam fıstığı (kavrulmuş veya fırınlanmış)
-2-3 dal taze soğan (bizi rahatsız ettiği için ben kullanmadım)
-Yarım demet maydanoz
-1/3 demet taze nane
-2 adet limonun suyu
-2 adet domates
-3 adet salatalık
-3 yemek kaşığı zeytinyağı
-Tuz
-Servis için göbek yaprakları

Yapılışı:

Bulgurumuzu derin bir kaba alıp üzerini geçecek kadar su koyuyoruz. Tabbulenin kısırdan ayrılan en büyük özelliği bu, suyu sıcak değil soğuk olarak koyuyoruz. Yarım saat kadar sonra bulgurumuz suyu hemen hemen çekmiş olacaktır, eğer fazla gelmişse, bir süzgeçten geçirerek fazla suyu alabiliriz. Bu şekilde hazırladığımız bulgurumuzu geniş bir kaseye alıyoruz. Maydonozu, nanemizi ince ince doğrayıp ekliyoruz. Limon suyu, zeytinyağını ve tuzumuzu ilave edip, salatamızı karıştırıyoruz. Domateslerimizin çekirdeklerini çıkartıp küçük küçük doğruyoruz. Salatalıklarımızı da küp küp doğrayıp ilave ettikten sonra, kavrulmuş çam fıstığımızı ekleyip karıştırarak salatamızı hazırlıyoruz. Göbek yaprakları yerleştirdiğimiz bir tabağın içinde servis yapıyoruz. Eğer vaktiniz varsa tadının oturması için 1-2 saat buzdolabında bekletmenizi tavsiye ederim. Afiyet olsun.

FALAFEL – (NOHUT KÖFTESİ) ve HUMUS

7 May
Lübnan Mutfağı’na ait bu iki lezzeti yapmamın temel sebebi, Aşçı Yamağı’nın okuduğu bir dergide falafel, tabbule ve humusun fast food kültürünün içine sağlıklı alternatif olarak girdiğinden bahseden yazı oldu. Humusu ikimizde çok seviyoruz, falafeli de evde hiç yapmamıştık, hadi deneyelim dedik. Bunun için hemen interneti karıştırdım ve elimdeki ve kitapevlerindeki kitapları inceledim ve 4-5 farklı tarifin aynı malzemelerinin yanına, kendimce daha uygun gördüğüm malzemeleri seçerek nohut köftemizi hazırladım. Nohut köftesi için pişirme alternatifi olarak fırını kullandım ama tariflerin tamamında yağda kızartılarak pişiriliyordu, sebzeli bir köfte olduğu için çok yağ çekmediği ve hafif olduğu yazılmıştı, siz isterseniz bu şekilde de pişirebilirsiniz. Falafel için farklı tarifleri harmanladım, humusu ise her zaman ki tarifimle yaptım. Bu lezzetli yiyecekleri yapmanın tek zorluğu haşlanan nohutların kabuklarını soymak, bana eziyetli gelen bu işlem için pratik bir çözümünüz varsa bekliyorum:)
Humus ve falafelin yanısıra Lübnan mutfağından bir de tabbule denemesi yaptım, onun tarifi de yakında…
Falafel ve humus tariflerimiz ise şöyle;

FALAFEL

Malzemeler:

-1,5 su bardağı nohut
-1 adet soğan
-2 diş sarmısak
-1/4 demet maydanoz
-3-4 dal taze kişniş (Bulamazsanız olmadan da yapabilirsiniz)
-1 adet yumurta
-1 çay kaşığı kabartma tozu
-2 yemek kaşığı un veya galeta unu
-1 tatlı kaşığı kimyon
-1 tatlı kaşığı tuz
-1 çay kaşığı toz kişniş
-1 çay kaşığı pul biber
-1 yemek kaşığı tahin

Yapılışı:

Nohutlarımızı 1 gece ıslattıktan sonra, haşlıyoruz ve soğuduktan sonra kabuklarını soyuyoruz. Nohutlarımızı ve sarmısağımızı mutfak robotundan geçirip, un haline getiriyoruz. Diğer malzemelerimizi unumuzu ve kabartma tozunu sona bırakarak, karıştırma kabımıza ekleyip, hepsi iyice birbirine karışana kadar yoğuruyoruz. Son olarak un ve kabartma tozunu ekleyip, cevizden küçük parçaları yuvarlayarak köftelerimizi hazırlıyoruz. Fırın tepsimize dizerek, üzerlerine fırça ile çok az zeytinyağı sürüyoruz ve önceden ısıtılmış 200 derece fırında 20 dakika kadar pişiriyoruz. Pişirme yöntemi olarakkızartmayı tercih ederseniz, kanola yağını kullanmanızı tavsiye ederim. Falafelimizi salatalık, domates, yeşillik ve humus eşliğinde servis yapabiliriz…

HUMUS

Malzemeler:

-1,5 su bardağı nohut
-1 su bardağı tahin
-4 diş sarmısak
-3 limonun suyu
-1 tatlı kaşığı kimyon
-Tuz, kırmızı biber
-1/2 çay bardağı zeytinyağı
-1/2 çay bardağı su

Yapılışı:

Nohutlarımızı falafelde yaptığımız gibi, 1 gece ıslattıktan sonra, haşlıyoruz ve soğuduktan sonra kabuklarını soyuyoruz. Nohutlarımızı ve sarmısağımızı mutfak robotundan geçirip, un haline getiriyoruz. Daha sonra nohutların üzerine tahini ekliyoruz ve zeytinyağı ile limonunu yavaş yavaş, karıştırarak ekliyoruz . Sonra kimyon ve tuzunu ekleyip, kıvamı çok katı olmuşsa çok az su ekleyerek açıyoruz. Servis yaparken üzerine 1 yemek kaşığı zeytinyağında kızdırdığımız kırmızı biberimizi ekliyoruz. Afiyet olsun…

PRATİK TİRAMİSU

16 Kas
Yan tarafta birkaç haftadır boy gösteren tiramisunun tarifini nihayet yazabiliyorum. Bu tiramisuyu arkadaşım Selda yaptı. Seldalara gittiğimizde bize harika bir boşnak böreği ile bu nefis tiramisuyu ikram etti. Farklı bir tiramisu tarifi daha önce vermiştim ve bu tatlı hakkında düşüncelerimi ve kelime anlamını paylaşmıştım. Selda’nın tarifi ise bana biraz daha pratik geldi. Kedidilleri yerine pandispanya kullanmıştı ve bol peynirli, çok güzel bir tatlı olmuştu. Tarif şöyle;

Malzemeler:

-3 katlı, kakaolu hazır pandispanya
-300 gr labne peyniri
-2 yumurta sarısı
-2,5 su bardağı süt
-3 tepeleme yemek kaşığı un
-3 küçük çay bardağı şeker
-1 su bardağı süt(keki ıslatmak için)
-3 tatlı kaşığı nescafe
-1 tatlı kaşığı toz şeker
-1 paket vanilya
-1 tatlı kaşığı kakao

Yapılışı:

Labne peynirimizi 2 yumurta sarısı ile iyice çırpıyoruz. Unu, şekeri, sütü karıştırıp krema kıvamını alana kadar pişiriyoruz ve vanilyayı ekliyoruz. Kremamız biraz ılınınca (çok soğumayacak hafifçe sıcak gibi olacak, yumurta ve peynirin sıcağında pişeceği kadar), peynirli karışımımızı ekleyip iyice karıştırıyoruz ve soğumaya bırakıyoruz. Ayrı bir kapta, keki ıslatmak için, 1 bardak sütü, nescafeyi ve 1 tatlı kaşığı şekerimizi karıştırıyoruz. Kekimizin 1. katını servis tabağımıza alıp, kahveli karışımla iyice ıslatıyoruz, ve kremamızdan sürüyoruz, 2. kat için de aynı şeyi yapıyoruz ve son katımızı koyunca, keki yine ıslatıyoruz ve kalan kremayı üzerine döküp, kenarlarından akmasını sağlıyoruz. Buzdolabında 1-2 saat dinlendirdikten sonra, üzerine kakao serpip servis yapıyoruz. Afiyet olsun…

AŞÇI YAMAĞI’NIN ELİNDEN RATATOUILLE

11 Kas

Tatile çıktığımız haftaonu, Bozcaada’da Mitos’da güneşlenirken, Hürriyet’in Pazar ekinde her zaman yaptığım gibi Arman Kırım’ın yazısını okuyordum. Yazı Ratatouille isimli film hakkındaydı. Filmden daha önce Yaman Ayşe bahsetmişti. Arman Kırım’ın yazısını da okuyunca İstanbul’a dönüş ilk iş filme gideceğim diye karar verdim ve öyle de yaptım. Filmi izlerken aşçı yamağı filme ismini veren yemeğin nasıl yapıldığını sordu, ben de ona tatilde okuduğumuz yazıyı hatırlatınca, en kısa zamanda yapalım dedi, ama o kısa zaman bir türlü geçmedi:) Durum böyle olunca ben de aşçı yamağının elinden yemek yiyeyim dedim ve onu mutfağa kapattım:) Malzeme listesini verdim ve pişirme sürecinde yardımcı oldum ve mis kokulu yemeğimizi birlikte hazırladık. Evi saran koku tarifsizdi, lezzeti de bir o kadar güzeldi, sağlıklı, lezzetli bir yemek daha menümüze girmiş oldu.
Ratatouille, güney Fransa’nın Akdeniz kıyılarında bulunan Provence mutfağına ait bir yemek. Tek başına tüketilebileceği gibi ızgaraların yanına da çok yakışacağını düşünüyorum. Arman Kırım’ın tarifiyle ratatouille aşağıda;

Malzemeler:

-2 çorba kaşığı zeytinyağı
-2 diş dövülmüş sarımsak
-1 büyük soğan, dörde bölünüp ince kıyılmış
-1 küçük patlıcan, küp şeklinde doğranmış
-2 dolmalık biber, irice doğranmış
-3-4 tane küçük kabak, temizlenip ince halkalar şeklinde doğranmış
-4 büyük domates, soyulup irice doğranmış
-1 tatlı kaşığı kuru fesleğen
-1 çay kaşığı kuru kekik
-2 tatlı kaşığı kıyılmış taze maydanoz

Yapılışı:

Büyükçe bir tencerede orta ateş üzerinde zeytinyağını ısıtıp, sarmısak ve soğanı ekleyip yumuşayana dek 6-7 dakika kavuruyoruz. Patlıcanları ekleyip her taraflarına zeytinyağı değecek şekilde karıştırarak biraz kavuruyoruz. Biberleri de ekleyip karıştırmaya devam ediyoruz. Bir defne yaprağı koyup kapağı kapalı olarak kısık ateşte 10 dakika pişiriyoruz. Domates, kabak, kekik ve fesleğeni ekleyip, iyice karıştırıyoruz ve kısık ateşte patlıcanlar pişene dek (yaklaşık 15 dakika) pişiriyoruz. Ocaktan alınca veya servis yaparken doğranmış maydanozları ekliyoruz. Afiyet olsun…

# 24 LİMON YE- LİMONLU RİSOTTO ve LİMONLU TART

15 Tem

Bu ayki etkinliğimizin konusu limon ve ev sahibimiz limon çiçeği . Süheyla’ya kolay gelsin diyorum ve yazın sıcak günlerinde ferahlık veren limon konusu için ve içimizi açan logo için teşekkür ediyorum.

Limon herşeye konabilecek az sayıdaki yiyecekten biri, tatlılara, tuzlulara, salatalara, yemeklere, içeceklere, herşeye yakışıyor. Ben de bu ayki etkinlik için hazırlanırken yeni bir şeyler denemek istedim. Daha önce başarısız olan bir risotto denemem vardi, o zamandan beri limonlusunu yapmayı düşünüyordum ve etkinlik o itici gücü verdi ve mutfağa girdim:) Geçen sefer hataları anladığım için bu defa son derece lezzetli bir risotto elde ettim. Ayrıca yine uzun süredir yapılmayı bekleyen limonlu tart düşüncem ve buzlukta bekleyen tart hamurum vardı, biraz araştırma yaptıktan sonra kendi tarfimi uydurarak limonlu dolgumu da hazırladım ve tartımı da pişirdim. Bunların yanısıra blogumda yeralan ve lezzetli bulduğum 3 limonlu tarifin linkini aşağıda veriyorum.
Yeni tarifler şöyle;

LİMONLU RİSOTTO

Risotto bildiğimiz gibi italyan mutfağına ait bir pilav. Özelliği Arborio pirincinden yapılıyor olması ve pişirme yöntemi. Pişirme yönemi ile pirincin içindeki nişastanın kendini salmasıyla oluşan kremayla lezzetlenen bir yemek. Arborio İtalya’nın kuzeyinde yetişen bir pirinç, bu pirinci ben Macro Market’ten aldım, ama bu pirinci bulamazsanız kırık pirinç kullanılabilirsiniz ama yine de bu özel yemeği kendi pirinci ile yapmakta fayda var. Pirinci koyduktan sonra saydam bir renk alana kadar karıştırarak pişirmek ve bu aşamadan sonra etsuyunu azar azar ekleyip, sürekli karıştırarak pişirmeye devam etmek diğer önemli noktalar.Bunlara dikkat ederek, istediğimiz malzemeyi ekleyerek risotto yapabiliriz. Patlıcanlı, sebzeli, tavuklu, deniz mahsüllü, mantarlı, peynirli, ıspanaklı vs. Bu malzemeleri pirinç tüm suyu çektinden sonra eklemek gerekiyor, tabi koyacağımız malzemenin pişmesi gerekiyorsa, önceden hazırlamalıyız. Etsuyu konusu da son derece önemli, ben bulyon kullanmanızı tavsiye etmem eğer mecbur değilseniz, bunlar yerine kendi yapacağımız etsuyu ile risottomuz çok daha lezzetli olacaktır.

Malzemeler:

-1 su bardağı arborio pirinci
-1 orta boysoğan
-1 yemek kaşığı tereyağ
-1 adet kırmızı biber
-1 limonun kabuğunun rendesi
-Yarım limonun suyu
-1/2 su bardağı et suyu
-1,5 su bardağı su
-1/2 çay bardağı beyaz şarap
-1/2 su bardağı rendelenmiş ve servis için 2 yemek kaşığı parmesan peyniri
-1 çay kaşığı deniz tuzu

Yapılışı:

Öncelikle su ve etsuyu karışımımızı kaynatıyoruz ve kısık ateşte kaynamaya devam etmesi için bırkıyoruz. Etsuyu su karışımımız hazırlanırken, soğanımızı ufak ufak doğrayıp, tereyağ ile kavuruyoruz ve yine ufak doğradığımız kırmızı biberi ekliyoruz. Kırmızı biberlerimiz pişince, pirincimizi ekliyoruz ve yukarda anlattığım gibi saydamlaşana kadar karıştırarak pişiriyoruz. Sonra kaynamakta olan etsuyundan 2 kepçe alıyoruz ve pirincin üzerine döküyoruz ve su kalmayana kadar karıştırarak pişiriyoruz, su çekilince, yeniden 2 kepçe etsuyu koyuyoruz ve yine pirinç tamamını çekene kadar yine karıştırarak pişirmeye devam ediyoruz. Bıu işlemi suyumuz bitene kadar yapıyoruz, yalnız son seferde şarap ve limonsuyunu da ekliyoruz. Son seferde koyduğumuz suyu çekince pirincimiz limon kabuğu rendesini ve parmesan peynirini ve tuzumuzu ekleyip, ocaktan alıyoruz ve sıcak olarak, üzerine tekrar parmesan peyniri serpiştirerek servis yapıyoruz. Afiyet olsun…

LİMONLU TART

Limonlu diğer tarifim ise limonlu tart. Uzun zamandır limonlu tart yapmak istiyordum, birçok yerden tarif baktım ama hepsi çok yumurtalı idi, bir türlü içime sinmedi. En son yine kitapları karıştırırken nişasta ile yapılan limon kreması tarifini görünce iki tarifi karıştırarak daha hafif olması için yumurta miktarını azaltarak bir dolgu hazırlamaya karar verdim. Görüntü olarak hayal ettiğim gibi olmadığını itiraf etmeliyim ama son derece lezzetli olması bu kusurunu görmememizi sağladı. Tarif şöyle;

Malzemeler:(20 cm’lik kalıp için)

-Toz fındık ile hazırlanmış tart hamuru (Linkdeki tart hamurunu aynen hazırladım ama sadece badem yerine fındığı çekerek toz haline getirdim)
-2 yumurta
-50 ml krema
-1 tatlı kaşığı tereyağ
-1 tatlı kaşığı mısır nişastası
-2 limonun kabuğunun rendesi
-1 su bardağından az eksik toz şeker
-1,5 limonun suyu
-1 paket tart jöle(isteğe bağlı)

Yapılışı:

Tart hamurumuzu linkdeki gibi hazırlayıp, kalıbımıza yerleştiriyoruz ve 15 dakika 160 derecede ısıtılmış fırında pişiriyoruz. Fırınımız ısınırken dolgu kremamızı hazırlıyoruz. Yumurta, şeker, tereyağ ve nişastayı mikserle karıştırdıktan sonra, tart jölesi hariç tüm malzemelerimizi ekleyip, tekrar karıştırıyoruz ve hafif pişmiş olan tart hamurumuzun üzerine dikkatlice döküyoruz ve fırın aynı ısıda iken 15 dakika daha pişiriyoruz ve sonra fırın ısısını 100 dereceye düşürüp, 20 dakika daha pişiriyoruz. Isı düşürerek pişirme kısmını benim tartın üzeri kızarmaya başlayıp, hala çıvık olması nedeniyle yaptım, eğer sizin fırınınızda böyle bir sorun olmazsa ısıyı düşürmeden toplam 25 dakika pişirerek fırından alabilirsiniz. Soğuduktan sonra eğer daha parlak bir görünüm isterseniz paketeki tarife göre tart jölesi hazırlayıp, üzerine dökebilirsiniz. 2 saat buzdolabında beklettikten sonra servis yapabiliriz. Afiyet olsun…