Arşiv | Yemek Etkinliği RSS feed for this section

GERÇEK İTALYAN TİRAMİSU – TARİHİ VE TARİFİ (TİRAMİSU KUP)

24 Eyl

Arayı kapatmaya çalışırken zaman geçip gidiyor, yoğunluğum azalsa da bilgisayar başına geçemiyorum, sanırım “hayat siz gelecek için planlar yaparken başımızdan geçenlerdir” sözü doğru, ben ki son derece planlamacı bir yapıya sahibimdir, (başak burcu olmamdan kaynaklanıyor olabilir) yazdan beri planlarımı sürekli ertelediğimi farkediyorum, geçici bir durum olmasını dileyerek, beklemekte olan ve yazmayı planladığım bir tarifi yazmaya başlıyorum:)
Bu tarif Yaz Daveti Soframızın son tarifi ve oldukça pratik ve şık bir lezzet olması nedeniyle Bir Demet Fesleğen Eda’nın ŞipŞak Tarifler etkinliğine gönderiyorum. Ayrıca pratik tarifler ve çalışanlar için tarifler için sayfamda yeralan aşağıda bağlantı adresi yeralan tarifleri de inceleyebilirsiniz.

Tiramisu benim en sevdiğim hafif bulduğum tatlılardan biri, ancak gerçek bir italyan tiramisu bazen cheesecake sevgimin önüne geçebilir. Daha önceki tiramisu tariflerimde bu tatlının anlamından da bahsetmiştim. Kelime anlamı “beni yukarı çek- beni kaldır” olan tiramisunun pek çok tatlı gibi, mutlu edici etkisi olduğu kesin. Ayrıca bu tatlının ortaya çıkışı da ilginç, Donatella Piatti’nin kaleminden şöyle anlatılmış…
En yaygın hikayeye göre, tiramisu ilk kez 17’nci yüzyılın sonlarında yapılmaya başlanmıştır, bu tatlı, Toscana Dükü III. Cosimo De Medici’nin birkaç günlüğüne taşınmaya karar verdiği Siena şehrinde doğar. Sienalı pastacılar dükün onuruna, asaleti temsil eden özellikler taşıyan bir tatlı hazırlamayı kararlaştırırlar. Bu, içinde basit ama lezzetli malzemeler bulunan, asiller hayatın tatlarını çok sevdiğinden aynı zamanda gösterişli ve afrodizyak bir tatlı olmalıdır. Böylece o zamanlar dükün onuruna yapıldığından “dükün tatlısı” adı verilen ve şimdi tiramisu denilen tatlı ortaya çıkar. Dük, Sienalı pastacıların el becerilerine ve tatlının lezzetine hayran kalınca, tarifi Floransa’ya götürür. Böylece “dükün tatlısı” iyice ünlenir, hatta şöhreti Toscana sınırlarını aşıp Venedik’e, oradan da tüm İtalya’ya yayılır. Asırlar geçtikçe de oradan tüm dünyaya…

Gelelim klasik İtalyan Tiramisu’nun tarifine;

Malzemeler: (4 kişilik)

-400 gr. mascarpone
-80 gr. şeker (4 yemek kaşığı kadar)
-4 yumurta
-12 adet savoiardi bisküvisi (kedidili)
-2 fincan espresso veya sert nescafe
-1 fincan kahve likörü
-2 yemek kaşığı toz kakao
– Üzeri için rendelenmiş beyaz çikolata

Yapılışı:

Yumurtanın beyazını sarısından ayırıyoruz. Yumurtaların sarısını şekerin yarısını ekleyerek beyaz ve köpüklü bir krema elde edinceye kadar karıştırıyoruz. Yumurtanın beyaz kısmını kalan şeker ile birlikte katı bir kıvama gelene kadar çırpıyoruz. Yumurta sarısı ve şeker karışımımıza bir spatula ile mascorpone peynirini ekliyoruz ve yumurta aklarını da ekleyerek, iyice karıştırıyoruz. Servis için ben kokteyl kadehlerimi kullandım, ayaklı başka bir kadeh de kullanılabilir. ( Böylece servis kolaylığı ve görüntü şıklığı için tiramisu kup yapmış oldum) Kadehlerin altına 1 tatlı kaşığı peynirli kremadan koyduktan sonra, espresso veya nescafemize kahve likörümüzü ekleyip, bu karışımda ıslattığımız savoiardi bisküvilerini (Bisküviler yumuşamış olmalı ama tamamen ıslak olmamalı, aksi takdirde eriyebilirler) kremanın üzerine yerleştiriyoruz. Sonra tekrar krema ve tekrar bisküvi ve son kat krema şeklinde kadehlerimizi dolduruyoruz. Servis yapmadan önce 1 saat buzdolabında bekletiyoruz. Üzerini kakaomuz ve beyaz çikolatamız ile süsleyerek servis yapıyoruz. Afiyet olsun…

KABAK ÇİÇEĞİ DOLMASI

8 Ağu
Etkinliğimizin üzerinden 1 hafta geçti, benim tarifimde sayfadaki yerini aldı. Aslında ben de etkinlik için soğuk ve tatlı bir lezzet düşünmüştüm, ama tarifler ağırlıklı olarak tatlı gelince, yazın en güzel lezzetlerinden biri olan kabak çiçeği dolmasına karar verdim. Ailemi ziyaretim sırasında annemle yürüyüş yaparken, önünden geçtiğimiz bir bahçede bolca kabak çiçeği gördük ve izin alarak taze taze dalından topladık kabak çiçeklerini, gerçi ben durumu anneme önceden söylediğim için, komşusundan da istemiş, böylece çok miktarda kabak çiçeğimiz oldu, bu durumun tek sıkıntısı, çiçeklerin bekledikçe kapanması ve doldurma işinin zorlaşması. Ama pişince çıkan lezzet o kadar güzel ki verilen emeğe kesinlikle değiyor.

Kabak çiçeği dolmasını, annemin bildiği ve benim Bodrum tatilim sırasında yediğim (çok beğendiğim için tarifini sormuştum aşçıya-o zamanlar blogum yoktu ama yemek merakım hep vardı ) tarifi birleştirerek yaptık. Ama daha sonra öğrendim ki, kabak çiçeği dolması süt ve kaymak konularak hazırlanan bir içle yapılırmış, ilk fırsatta bu şekilde deneyeceğim, sanırım gelecek yaza fırsat bulurum ancak. Yanda görünen çiçeği burnunda kabak, araya karışmış, biz çiçeğini toplamak isterken kendisi de gelmiş…

Kabak çiçeği dolmasının püf noktası yukarıda da yazdığım gibi, toplandıktan sonra kısa sürede doldurulması gerekliliği, çünkü çiçekler kapanıyor ve açmaya çalıştığınızda çok ince olan yapraklar yırtılıyor. Kabak çiçeklerini toplayınca hemen ortalarındaki toz gibi olan bölümün koparılması sonrasında da yıkanarak ters çevrilip sularının süzdürülmesi işimizi kolaylaştırıyor. Tabi en önemli püf nokta ise dolma içinin önceden pişirilmiş ve soğutulmuş olması. Ön bilgilerden sonra gelelim tarifmize;

Malzemeler:

-3-4 adet kuru soğan
-2-3 adet iri domates
-1 çay bardağı zeytinyağı
-2 yemek kaşığı dolmalık fıstık
-2 su bardağı pirinç
-1 su bardağı bulgur
-1 yemek kaşığı kuru nane
-1’er tatlı kaşığı karabiber ve kırmızı biber
-9-10 dal maydanoz ve 7-8 dal dereotu
-2 tatlı kaşığı şeker
-2 yemek kaşığı kuş üzümü
-1 limonun suyu
-1 tatlı kaşığı tuz
-3 su bardağı kaynamış su
-40-50 adet kabak çiçeği


Yapılışı:

Öncelikle içimizi hazırlamak için kuru soğanları yemeklik doğrayıp 1/2 çay bardağı zeytinyağı ile hafifçe kavuruyoruz, dolmalık fıstığımızı ekliyoruz ve pembeleşene kadar kavurmaya devam ediyoruz, kabuklarını soyup çok küp şeklinde doğradığımız domatesimiz biraz piştikten sonra sırasıyla, nane, karabiber ve kırmızıbiberi ekleyip, yıkadığımız pirinci ilave ediyoruz. Pirincimiz biraz kavrulunca bulgurumuzu, şekerimizi, kuş üzümünu, limon suyumuzu ilave ediyoruz. Son olarak da tuzunu ve 2 su bardağı kaynamış suyu ilave edip, çok kısık ateşte pirinç ve bulgur suyu çekene kadar pişiriyoruz. Son olarak ince kıyılmış dereotu ve maydanozumuzuz ekleyip, ocaktan alıyoruz ve soğumaya bırakıyoruz.
Kabak çiçeklerimizi yukarıda bahsettiğim şekilde yıkayıp hazırladıktan sonra, içlerine soğumuş olan içimizden 1-1,5 tatlı kaşığı doldurup, çiçeğin yapraklarını üzerine kapatarak tenceremize diziyoruz, tüm çiçklerimiz ve dolma içimiz bitene kadar işlemi tekrarlıyoruz. Doldurma işlemi tamamlanınca kalan yarım çay bardağı zeytinyağını üzerine gezdirip 1 su bardağı kaynamış suyu da ekleyip, pişirmeye başlıyoruz, suyumuz kaynamaya başlayınca ateşi kısıp 10 dakika kadar pişiriyoruz. Bu aşamada dikkat edilmesi gereken nokta, kabak çiçeklerinin çok ince olması nedeniyle çabuk pişmesi, içimizden önceden piştiği için kontrol ederek, ocakta fazla tutmaka gerekiyor. Ocaktan aldığımız dolmalarımız ılınınca servis tabağına alıyoruz. Yanına limon dilimleri, domates, salatalık ile birlikte servis yapabiliriz. (tek başına da yeterince lezzetli) Afiyet olsun…

YAZLIK LEZZETLER ETKİNLİK TARİFLERİ

1 Ağu
Yazın güzel ayı Temmuzu geride bıraktık ve aynı zamanda etkinliğimiz de sona erdi. Etkinliğe katılan tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum, hepinizin ellerine sağlık…

Tariflerimizi bana ulaşma sırasına göre yayınlıyorum, hepimize afiyet olsun…

İlk tarifimiz Pastarda Burçin’e ait-Çikolatalı Parfe Dondurma

2. tarifimiz Serin Mavi’den- Limonlu Dondurma

Diyalog Yemekleri Süheyla bizlere serinlememiz için Buzlu Çay hazırlamış

Kuşadası’ndan Ezgi’nin tarifi- Patlıcanlı Köfte

Sihirli Mutfağım Betül’e ait olan etkinlik tarifi- Cappucino Aromalı Parfe

Aslı’nın mutfağı’ndan etkinliğimiz için Zeytinyağlı Kabak çıkmış


Çapan Kızı Mutfakta Blogundan Ümran bizlere Çilekli Tartoletler hazırlamış

Kekik sayfasından Hadiye Hanım’ın tarifi Buğday Salatası

Düşlerimin İncisi’nin yazarı Dilek bizlere Şeftali Rüyası yapmış

Özgül’ün Tarifleri’nden bizim için Creme Brulee’yi seçmiş Özgül Hanım

Yemek Bahane Mügecimin tarifi Patlıcan Salatası

Nurdan’ın Mutfağı’nda etkinliğimiz için 3 tarif hazırlanmış

Armutlu Çikolatalı Krema

Muhteremle Afiyetle bize Çilekli İrmik Tatlısı hazırlamış

Haydi Mutfağa diyen Gamze bizlere çileki başka bir lezzet olan Çilek Soslu Tavuk Göğsünü yapmış

Bahar Çiçeği Öznur’un Almanya’dan hazırladığı etkinlik tarifi Quarklı, Meyveli Tatlı

Anne Kedi bizlere Vişne Suyu hazırlamış

Türk Lokumumuz Aybike ise bize Çilekli Dondurma yapmış

Sevda Mavisi’nin tarifi ise güzel bir Yaz Salatası

Temmuz ayının diğer etkinlik sahibesi Burcu’da Chaplin Cafe’de iki tarif hazırlamış –Yalancı Tavuk Göğsü ve

Vişneli Supangle

Pelince Lezzeteler’in mutfağında etkinlik için Banana Split hazırlanmış

Not Defter’den Sinem bizlere yaza uygun Light Kızartma yapmış

Kara Kazan’da Serap bizler için Dondurmalı Meyve Suyu hazırlamış

Ganne bizlere Elma Kompostosu pişirmiş

Pasta Saati Gaye bizlere Limonlu Kek yapmış

Pelin’in Pastanesinin tarifi nefis görünen bir Vişneli Kup

Pasta Şehri- Funda bizlere Zencefilli Limonlu Cheesecake yapmış

Bülbülün Yeri Birgül’ün tarifi ise Bisküvili Pasta ve Dondurma

Anne kız Mutfakta olan Birsel bizlere Muhallebi Lokumu yapmış

Antalya’dan Hünerli Eller’in tarifi- Oraletli Pasta

Mutfak Sepetim- Merinda etkinliğe cupcakeleri ile katılmış –Vanilyalı Cupcake

Yeni bir blog olan Cadı Kazanı’nın yazarı Bahar bizlere Ahududulu Parfe yapmış

Bir Dilim Düş-Evren’in etkinlik tarifi- Meyve Salatası

Papatya Gülrizcim bizlere dondurma yapmış- Portakallı Dondurma

Semaver Hatice bizler için 2 tarif hazırlamış – Cevizli Muzlu Parfe ve

Yemeklik Blogundan Hatice’nin tarifi- Meyveli Jöle Pasta

Sofra Şenliği etkinliğimize 2 grupta topladığı tarifleri ile katılmış- yaz mezeleri

Kakaolu Pasta’nın yazarı Gökçe etkinliğimizin son tarifini Vişneli Turta olarak belirlemiş oldu.

Etkinliğimizin sonu ama ev sahibi olarak benim tarifim ise Kabak Çiçeği Dolması, tarif eklendi…

YAZLIK LEZZETLER

30 Haz

Bir yıl ne çabuk geçmiş, etkinlik sırası bana gelince anladım. Ayşe‘nin başlattığı YAMAN ETKİNLİKLER için ev sahipliği talebinde bulunduğumda, gelecek yıl Temmuz, çok var, düşünür taşınır, güzel bir konu bulurum demiştim. Bir yıl büyük bir hızla geçti, Yaman Etkinliklerde 12. durağına geldiğine göre o da 1. yaşını kutluyor. Etkinlik konusunu seçmeye çalışırken düşündüğüm 1-2 konu diğer arkadaşlarım tarafından yapılınca mevsimine uygun olarak “Yazlık Lezzetler” konusunu işlemeye karar verdim. Aklımdaki 1-2 şey içinde seçim yapmama yine Yaman Ayşe yardımcı oldu.
Yazlık lezzetler kapsamında, yazın tüketilen herşeyi paylaşabilirsiniz. Dondurmalar, soğuk tatlılar, yaz salataları, buz gibi içecekler, yaz zeytinyağlıları ve hatta soğuk çorbalar gibi….

Etkinliğimizin logosu için kodumuz şöyle;

Ve etkinliğimize son katılım tarihi 31.07.2008. Bu tarihe kadar tariflerinizi yazliklezzetler@gmail.com adresine, isim, bulunduğunuz şehir, blogunuz varsa adresi ile birlikte bekliyorum. Hepimize afiyet olsun….

ÇİLEKLİ VE KREMŞANTİLİ ÇİKOLATALAR

29 Haz
Bu ayın 2. etkinliğinin konusu çikolata, Sevda Mavisi’nde gerçekleşen etkinliğe, eşimin doğumgünü partisi için hazırladığım pratik bir çikolatalı tarif ile katılıyorum. aynı tarifi tüm ev partileri, davetler ve bayramlar için farklı şekillerde hazırlayarak uygulayabilirsiniz. Mevsimine göre çilek, vişne, kiraz, muz, kivi, kayısı, şeftali, elma… hepsi ile çok güzel olur. Ben bu pratik ve ölçüsü olmayan tarif için evde bulunan kare çikolataları kullandım, siz yuvarlak ile de yapabilirsiniz. Kare çikolatalarımın üzerine 1 bardak soğuk süte 1 paket olacak şekilde hazırladığım kremşantileri sürüp, üzerlerine çileklerimi yerleştirdim. Aslında vakit sıkıntım olmasaydı, kremşantiyi süslü uçlarla sıkmayı planlamıştım, sizler elinizde varsa duylarla da yapabilirsiniz. Hazırladığımız çikolataları serin bir ortamda bekleterek servis yapabiliriz. Afiyet olsun…

VİŞNELİ, ÇİKOLATALI CUPCAKE FESTİVALİ

28 Haz
Nerelerdeyim sorularına cevap vermeden önce etkinlik tariflerimi paylaşmak istiyorum. Cupcake Festivali, Hayatın Tatları Zerrin’in ev sahipliğinde gerçekleşti bu ay. Ben en sevdiğim muffinlerimi çikolata ve süsleme şekerleriyle etkinlik için hazırladım. Tarif için aşağıdaki bağlantıyı tıklayabilirsiniz. Tamamen tarifteki gibi pişirdiğim muffinlerimin üzerine çikolata ve krema ile hazırladığım (1’e 1 ölçü ile) ganajı sürüp, minik kalp ve balık şekerleri ile süsledim. Afiyet olsun…

TABBULE

26 May

Tabbule aslında falafel ve humus denemelerin sırasında yine yabancı ve yerli kitap, internet araştırmalarıyla uyguladığım tariflerden biriydi, tam o sırada bulgur etkinliği başlayınca bu tarifi etkinlik için bekletmeye karar verdim. Ye etkinliklerinin 34.’sü Deryadan Lezzetler’de , ben de etkinliğe Lübnan mutfağına ait bu sağlıklı ve hafif tarifle katılıyorum. Humusu eskiden beri sever ve çok sık olamasa da yaparım, ama falafel ve tabbule arasında seçim yapmam gerekse, tadının ferahlığı nedeniyle tabbuleyi seçerdim. Yapılışı farklı olmakla birlikte kısır sevenlerin çok beğeneceği bir tarif olduğunu düşünüyorum. Tarifimiz şöyle;

Malzemeler:

-1 su bardağı ince bulgur
-1 yemek kaşığı çam fıstığı (kavrulmuş veya fırınlanmış)
-2-3 dal taze soğan (bizi rahatsız ettiği için ben kullanmadım)
-Yarım demet maydanoz
-1/3 demet taze nane
-2 adet limonun suyu
-2 adet domates
-3 adet salatalık
-3 yemek kaşığı zeytinyağı
-Tuz
-Servis için göbek yaprakları

Yapılışı:

Bulgurumuzu derin bir kaba alıp üzerini geçecek kadar su koyuyoruz. Tabbulenin kısırdan ayrılan en büyük özelliği bu, suyu sıcak değil soğuk olarak koyuyoruz. Yarım saat kadar sonra bulgurumuz suyu hemen hemen çekmiş olacaktır, eğer fazla gelmişse, bir süzgeçten geçirerek fazla suyu alabiliriz. Bu şekilde hazırladığımız bulgurumuzu geniş bir kaseye alıyoruz. Maydonozu, nanemizi ince ince doğrayıp ekliyoruz. Limon suyu, zeytinyağını ve tuzumuzu ilave edip, salatamızı karıştırıyoruz. Domateslerimizin çekirdeklerini çıkartıp küçük küçük doğruyoruz. Salatalıklarımızı da küp küp doğrayıp ilave ettikten sonra, kavrulmuş çam fıstığımızı ekleyip karıştırarak salatamızı hazırlıyoruz. Göbek yaprakları yerleştirdiğimiz bir tabağın içinde servis yapıyoruz. Eğer vaktiniz varsa tadının oturması için 1-2 saat buzdolabında bekletmenizi tavsiye ederim. Afiyet olsun.

HOŞGELDİN BEBEK VE LOHUSA ŞERBETİ

30 Nis
Hoşgeldin Bebek etkinliğimizde anne adayı Yumurta Sepeti Aslı’nın blogunda gerçekleştiriliyor. Bu etkinlik için ne hazırlayacağıma bir türlü karar veremedim. Pek çok arkadaşım gibi ben de süslü kurabiyeler yapmayı istedim, biliyorum ki herkesin yorumu farklı, zevki farklı ve ortaya aynı tarifler bile olsa çeşit çeşit kurabiyeler çıkacaktı ama sonradan farklı birşeyler yapayım istedim ve aklıma 3 sene kadar önce doğum yapan iki arkadaşım için güzel bir lohusa şerbeti tarifi arayışım geldi. Arkadaşlarım doğum yaptığında adet yerini bulsun diye ve biraz da duruma espri katmak amacıyla aramıştım bu tarifi ve pek çok tarife rastlamıştım ve bir kaçını harmanlayıp, şerbetimi yapmıştım. Bu nedenle benim gibi lohusa şerbeti tarifi arayan ve yapmak isteyenlere denenmiş, başarılı bir tarif vermek istedim. Ayrıca eskiye dayanan bu geleneğin özelliklerinden de bahsetmek istedim.
Lohusa şerbeti doğumdan sonra kaynatılır ve doğumu müjdelemek için sürahilerle akrabalara, yakın dostlara, komşulara gönderilirmiş. Bebek erkek ise sürahinin boynuna kırmızı kurdele, kız ise ağzına gaz boyaması denilen kırmızı tülbent bağlanırmış, daha sonraki günlerde gözaydına gelen konuklara da gümüş zarflı bardaklarla ikram edilirmiş. Şerbet tatlı olduğu için yanında peksimet veya galeta ikram edilirmiş. Bebek bekleyen arkadaşlara duyurulur:)
Biz bu kadarını yapmadık ama lohusa şerbetini de tatmış olduk.
O günlerde hava sıcak olduğu için lohusa şerbetini soğuk içmiştik, ama geçen kış doğum yapan bir arkadaşımın annesinin hazırladığı sıcak şerbeti daha çok sevmiştim. Gerçi sıcak olması ve üzerine serpiştirilmiş badem, ceviz haricinde, yapılışında pek fark yoktu, ama artık doğum yapan arkadaşlar mevsimine göre istedikleri tarifi kullanabilirler. Aşağıda verdiğim ölçülerle kullanılacak bardağa göre değişecektir ama yaklaşık 15-20 kişilik şerbet hazırlayabilirsiniz. Ben ölçüyü azaltarak yaptım. Tarifimiz şöyle;

Malzemeler:

– 250 gr lohusa şekeri
– 2,5 su bardağı toz şeker
– 10 bardak su
– 10 tane karanfil
– 2-3 parça çubuk tarçın
– 1 çay bardağı kabukları soyulmuş badem içi
– 1 çay bardağı dövülmüş ceviz
– Toz tarçın

Yapılışı:

Suyumuzu uygun bir tencereye alıp, içine toz şeker ve lohusa şekerimizi ekliyoruz. Ufak bir tülbente bağladığımız çubuk tarçın ve karanfillerimizi de içine atıp, kaynayana kadar pişiriyoruz. Kaynayıp, biraz kıvam alınca-koyulaşma olmayacak- içine bademlerimizi ekleyip, ocaktan alıyoruz. Tülbentimizi içinden alıp, gerekiyorsa süzgeçten geçiriyoruz. Bundan sonra şerbetimizi eğer sıcak ikram edeceksek, üzerine dövülmüş ceviz serpiştiriyoruz. Soğuk ikram edeceksek, isteğe bağlı olarak cevizin yanısıra tarçın serpiştirebiliriz. Afiyet olsun…

Not: Kız bebek içinde erkek bebek içinde kırmızı kullanıldığı için ben de sürahimi kırmızı kurdele ile süsledim.

PASTAKOLİK VE ÇİKOLATALI PASTA

30 Mar
Yaman Ayşe’nin harika tasarımıyla logosu sayfalarımızı şenlendiren, Sevgili Özlem’in ev sahipliğini yaptığı Pastakolik etkinliği için son gün ve bu nedenle tarifim kenarda bekleyen ekmek tarifinin önüne geçti. Gerçi ekmek biraz daha bayatlayacak, çünkü sırada iki davet sofrası var. Biri bizim evden, diğeri blogcular buluşmasından. Etkinlik için şeker hamurlu bir pasta yapmayı düşündüm önce ama sonra pasta kitaplarımı karıştırırken çikolata ile çalışmaya karar verdim. Tabi itiraf etmeliyim ki düşündüğüm pasta bu değildi, cuma akşamı evimizdeki davete hazırlanırken versiyon değiştirip, pratik bir pasta haline dönüştü. Limonlu ve kahveli bir kek hazırlayarak, ganaj ile krema yaptım, arasına kahveli drajeler ile fıstık üzerine ise hazır süslemelerden serpiştirdim. Detaylı tarif ise şöyle;
Malzemeler:
– 5 iri yumurta
-1+ 1/4 su bardağı toz şeker
-1 su bardağı süt
-1 çay bardağı sıvıyağ
-1.5 su bardağı un
-2 yemek kaşığı kakao
-1 limonun kabuğunun rendesi
-1 paket kabartma tozu
-1 çay kaşığı vanilya aroması
-1 yemek kaşığı nescafe
-1/2 su bardağı kahveli, çikolatalı draje
-1/2 su bardağı antep fıstığı
-1 yemek kaşığı süsleme şekeri
Krema için:
-300 ml krema
-200 gr bitter çikolata
-200 gr sütlü çikolata
Yapılışı:
Önce kekimizi hazırlıyoruz. Bunun için oda sıcaklığında tuttuğumuz malzemelerimizden yumurtaların beyaz ve sarılarını ayırıyoruz. Sarılara şekerimizi ekleyip, iyice çırptıktan sonra, ayrı bir kapta kabarana kadar çırptığımız yumurta aklarımızı ilave ediyoruz. Karışımımızı tekrar çırptıktan sonra, süt ve sıvıyağımızı ekliyoruz. Ayrı bir kapta unumuzu ve kabartma tozumuzu karıştırıp, yavaş yavaş karışımımıza ilave ediyoruz. Sıvı vanilyamızı da ekledikten sonra karışımımızın 1/3’ünü ayırıp, kalan kısmına 2 yemek kaşığı ılık suda erittiğimiz neskafeyi ve kakaomuzu ilave ediyoruz. Ayırdığımız 1/3’lük kısma ise limon kabuğu rendemizi ekliyoruz.
Kek karışımımız hazır, ben keki iki ayrı kalıpta pişirdim amacım kekte ekoseli bir hava yaratmaktı, ama başaramadım, bu nedenle size tavsiyem kakaolu kısmı tek kalıpta, limonlu kısmı ayrı kalıpta pişirmeniz ve bu şekilde iki renkli ve lezzetli yapmanız, benimkisi alttaki fotoğrafta görebileceğiniz gibi karışık renkli oldu:( Tabi isterseniz sadece limonlu veya sadece kakaolu, kahveli kek hazırlayabilirsiniz. Kekimizi yağladığımız 22cm’lik kalıplara boşalttıktan sonra önceden ısıtılmış 160 derece fırında 40 dakika kadar, kürdan testi yaparak pişiriyoruz. Kekimiz oda sıcaklığına gelince kalıptan çıkarıyoruz. Gerekiyorsa dengesiz kabaran kısımlarını düzeltmek için bıçak yardımıyla traşlıyoruz. Kakaolu keki yanlamasına keserek iki kat olmasını sağlıyoruz. Ben keki bir gün buzdolabında beklettim, ama isterseniz soğuduktan sonrada kremasını kaplayabilirsiniz.
Krema için kaynama noktasına kadar ( kaynamasına izin vermeden) ısıttığımız sıvı kremanın içine parçalara ayrılmış çikolatamızı ilave ediyoruz, sürekli karıştırarark çikolatalarımızın erimesini sağlıyoruz. Bu karışımdan pastanın üzerine dökmek için 1/3’ünü ayırıp, kalanını mikserle çırpıpkatılaşmasını sağlıyoruz. Kremamızı kakaolu kek katlarımızdan birinin üzerine sürüp, arasına kahveli drajelerimizden ve antep fıstığımızın yarısını serpiştiriyoruz. Sonra limonlu kekimizi koyuyoruz ve tekrar çikolatalı kremamızdan sürüp, kalan draje ve fıstığımızı serpiştiriyoruz. Kalan kakaolu keki kremanın üzerine yerleştirip, çırpmadan ayırmış olduğumuz çikolatalı ganajı pastanız üzerine döküyoruz. Ganajımız kendi kıvamıyla akıp, pastamızın üzerine ve kenarlarına yayılacaktır. Son olarak gerekirse boşluk kalan kenarlara gamaj sürüp, üzerine süslü şekerler serpiştirip, pastamızı tamamlıyoruz. Buzdolabında 2-3 saat dinlendirdikten sonra dilimleyerek servis yapıyoruz. Afiyet olsun….

TAHILLI YOĞURT ÇORBASI

23 Mar
Yeni anne Lama’nın, konusu hepimiz için faydalı olan etkinliğinin son günü de geldi, ben bu etkinliğe uzun süredir bekleyen bir tarifle katılmak istiyorum. Tarif yine annemden. Bizim evde özellikle kışları oldukça sık pişirilen yoğurt çorbası. Bu çorbanın yaygın ismi yoğurt çorbası ama içimden böyle demek gelmedi, çünkü o zaman basit bir çorba gibi düşünülebilir, oysa bu çorba oldukça lezzetli ve içindeki tahıllar nedeniyle besleyici bir çorba. Yapımı da biraz zahmetli olduğu için açıkcası ben pek yapmıyorum. Annem geldiğinde veya eve gittiğimde mutlaka istediğim bir yemek oluyor. Bu kadar reklam yaptıktan sonra gelelim çorbamızın tarifine;

Malzemeler:

Malzemeler: (6 kişilik)

-1 kg süzme yoğurt
-1 çay bardağı haşlanmış yarma (aşurelik buğday)
-1 çay bardağı haşlanmış nohut
-1 yumurta
-1 tatlı kaşığı un
-1 çay kaşığı tuz
-1 tatlı kaşığı nane
-1/2 çay bardağı haşlanmış yeşil mercimek
-5-6 bardağı soğuk su

Sosu için:

-1 yemek kaşığı zeytinyağı
-1 tatlı kaşığı nane
-1 yemek kaşığı salça
-1 yemek kaşığı su
Yapılışı:
Öncelikle malzeme listesinde bahsettiğim yarmanın ne olduğunu açıklayacağım. Yarma buğdayın kaynatılıp, kurutulmasından sonra, dövülmesi ile elde edilen bir tahıl, genellikle aşurelik buğday ismiyle tanınıyor ve keşkek yapımında da kullanılıyor. Çorbamızı yapmak için öncelikle yarma ve nohutumuzu haşlıyoruz ancak iyice yumuşamalarına izin vermiyoruz, çünkü çorbamızı pişirirken yumuşamalarını istiyoruz. Derin bir tencerede, süzme yoğurdumuzu, haşlanmış yarmamızı, nohutumuzu ve yumurtamızı karıştıyoruz. Sonra unumuzu, tuzumuzu ve nanemizi ekleyip, tekrar karıştıyoruz ve suyunu ilave edip, pişirmek üzere ocağa alıyoruz. Çorbanın biraz zahmetli olduğundan bahsetmiştim, zahmeti pişirme aşamasında önümüze çıkıyor. Çorbamız kaynayana kadar, sürekli karıştırıyoruz, kaynadıktan sonra yarma ve nohut iyice yumuşayana kadar pişirmeye devam ediyoruz. Bu aşamada daha önceden haşladığımız mercimeğimizi de ekliyoruz. Tüm malzemeler yumuşayıp, çorbamız kıvam alınca ocaktan alıyoruz. Ocaktan alırken taze nanemiz var ise biraz daha doğranmış taze nane ilave edebiliriz. Bundan sonrası için dikkat etmemiz gereken şey çorbanın soğuma süreci, çünkü yoğurt çorbası olduğu için kesilme ihtimali var, bunu önlemek için yine karıştırarak soğutmamız gerekiyor. Annem bu süreci hızlandırmak için, çorba tenceresini, soğuk su dolu bir kaba alır ve karıştırmaya devam eder. Çorba oda sıcaklığına geldikten sonra korkmaya gerek yok. Tabi biz çalışan hanımlar için biraz vakit alacaktır ama bir kere olsun denemenizi tavsiye ederim, eminim lezzetini beğeneceksiniz. Ayrıca bu çorbanın çocuklar için de faydalı olduğunu söylemeye gerek yok sanırım, içindeki tahıllar sayesinde besin değeri yüksek bir yemek oluyor. Çorbamızın sosu ise klasik, az yağ ile nanemizi ve salçamızı kavurup, suyunu ilave edip, kıvamını ayarlıyoruz. Benim fotoğrafımda sos yok maalesef, o gün böyle çekmişim fotoğrafı. Siz damak tadınıza göre ister sosla isterseniz sade olarak hazırlayabilirsiniz. Afiyet olsun…
Çorba meraklıları ayrıca ÇORBALAR bölümünü ziyaret edebilirler.