YOĞURTLU TAVUK SALATASI

2 Eki

Blog yazarından yeni tarif bekleyenlere…..

Tavuklu salata, Yağmur’un 2. yaşgünü partisi menüsünden, orada da yazdığım gibi eski ama blog için yeni bir tarif. Blog kızları buluşmalarımızın favori tariflerinden biri. Doğum günü partisinin yanısıra, diş buğdayı partimizin de menüsünde yer alıyordu bu lezzetli tarif. Ayrıca aşağıdaki fotoğrafta, 2 yıl önceki yeniyıl partimiz için hazırlanmış, çam ağacı şeklinde süslenmiş halini göreceksiniz. Tarifin kaynağı, Selen’in teyzesi. Ben bir iki ufak ekleme (kapari, sarmısak, defne yaprağı, maydanoz) yaptım. Buraya eklemeleriyle yazacağım. Tarifimiz şöyle;

Malzemeler:

– 500 gr tavuk göğsü
– 500 gr süzme yoğurt
– 2-3 tatlı kaşığı mayonez
– 2 yemek kaşığı kapari
– 12-15 adet kornişon turşu (Bir ufak cam kavanoz)
– 7-8 dal dereotu
– 3-4 dal yeşil soğan
– 2 diş sarımsak
– Tuz

Tavuğu haşlamak için:

– Tane karabiber, tuz
– 2 adet defne yaprağı
– 4-5 dal dereotu
– 7-8 dal maydanoz

Yapılışı: Öncelikle bütün halde tavuk göğüslerini, tuz, tane karabiber, defne yaprakları ve bütün halde maydanoz ve dereotunun saplarıyla birlikte derin bir tencereye koyup, üzerini geçecek kadar su ilavesi ile haşlıyoruz. Ilıdıktan sonra tavuk parçalarını alıp, ufak ufak doğruyoruz veya elimizle didikliyoruz:) Derin bir kaseye aldığımız süzme yoğurdu, ezilmiş sarmısakları, mayonezi ve ufak ufak doğradığımız kapariyi, kornişon turşuyu, yeşil soğanı, dereotunu ve tavuğumuzu ekliyoruz. Damak tadımıza göre tuz ekleyerek salatamızı iyice karıştırıyoruz. Servis tabağımıza alıp, dereotu, kapari ile süslüyoruz. Afiyet olsun…

Reklamlar

"YAĞMUR 2 YAŞINDA" PARTİMİZ

19 Eyl

Yağmur 2 yaşında artık…. Kızımın 2. doğumgününü yine sevdiklerimizle birlikte kutladık. Bu güzel günün fotoğraflarını bu yazımda paylaşıyorum. Partimizi evimize yakın bir cafede yaptık, çoluk çocuk 60 kişi olduk. Parti menüsü tamamen ev yapımı. Aşağıda tuzlu büfemizi görebilirsiniz.

Menüdekilerin çoğunu blogdan hatırlayacaksınız. Menüyü oluştururken dengeli, doyurucu ve lezzetli bulunan tarifleri seçmeye gayret ettim.

Favori lezzetlerden biri olan peynirli kırmızı biber rulo
Tarifine bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

Blog için yeni tariflerden biri, tahinli patlıcan salatası.

Lezzetli hamuru ile favoriler listesine giren mercimekli poğaça

Peynirli, zeytinli ve çörek otlu minik muffinler

Münevver Ablacığımın yaptığı el açması hamurdan ıspanaklı börek

Kızımın babaannesinin elinden kıymalı sigara börekleri (fırınlanmış) Börek tarifi için sigara böreği tarifimi ve iç harcı için sarıyer böreği iç harcı tarifimi kullanabilirsiniz.

Farklı bir lezzet olan pırasa köftesi

Son dönemde daha sık yaptığım batırık köftesi

Anneciğimin elinden kabak çiçeği dolması

Yine babaannemizin yaptığı yaprak sarma

Bloga ilk fırsatta eklenecek eski ama yeni tariflerden biri tavuklu salata

Kızımın teyzesinin elinden çörekotlu kurabiye

Büyük teyzemiz Hüner’in hazırladığı peynirli minik sandviçler

Benim için özel olan ve kızımın partileriyle klasikleşsin istediğim uğur böceği kanepeler

Büyük teyzemizin yaptığı çubukta muhammaralı ve peynirli kanepeler

Yine Hüner Teyze’nin yaptığı, görünü farklı çubukta sosisli milföy börekler

Bu kadar tuzlunun üzerine, tatlı büfesini pasta da olduğu için, hafif tuttum.

Nane saksıları görünümünde:) çikolatalı sürpriz. (sanırım bunlardan en çok kendim yedim:)

Ferah tadıyla özellikle seçtiğim limonlu barlar, bu defa hamurunu da, üzerinide biraz daha kalın yaptım.

Selenciğimin yaptığı tarçınlı, fındıklı kurabiyeler

Yine partilerimizle özdeşleşsin istediğim, çilekler

Ve tabi ki finalde Yaso’mun yaptığı harika pasta, şekliyle, süsleriyle, tadıyla harikaydı, pastanın üstündeki, tabiki Yağmur. İyi ki doğdun kızım…

GÜNDEM VE YOĞURTLU BULGUR SALATASI

18 Haz
2 haftadır sessiz blog, yeniden yazma heyecanı duyduğum günlerde ülkemizde yaşananlar enerjimi aldı, gelişmeleri takip ederken (tabi ki internet ve sosyal medya üzerinden) keyifle yapılacak şeylere sıra gelmedi. Yaşananlara tepkili, haksızlıklara kızgın, gelecek için kaygılı bir halde daha huzurlu, daha birlikte, daha eşit, daha özgür bir ülke diliyorum daha çok da bir anne olarak…..
Sonuç olarak çok şey düşünsem ve yazmak istesem de burası bir yemek blogu ve öyle kalmasını istiyorum, o nedenle yorum yayınlamak konusunda seçici olacağım.
Gelelim bugünkü tarifimize, yoğurtlu bulgur salatası, çay daveti sofrasının yazılmayı bekleyen son tarifi. Blogumu yeni açtığım günlerde öğrendiğim bir tarifti, bulguru çok seven biri olarak lezzetli bir alternatif olduğunu söyleyebilirim. Blogda yeralan diğer bulgur salatalarından farklılığını ise yoğurt sağlıyor. Meze olarak menüye eklenebilecek olan bu salata ile ilgili bir önerim de, hazırlayacağınız misket köftelerini üzerinde servis etmeniz.
Pratik tarifimiz şöyle;
Malzemeler:
– 1,5 su bardağı ince bulgur
– 3 su bardağı yoğurt
– 1 su bardağı iri çekilmiş ceviz
– 3 diş sarmısak
– 1 tatlı kaşığı mayonez
– 5-6 dal dereotu
– 5-6 dal maydanoz
– Tuz
– 1 tatlı kaşığı tereyağ veya 2 yemek kaşığı zeytinyağ
– 1 çay kaşığı pulbiber
– Süslemek için taze nane yaprakları
Yapılışı:
Bulgurumuzu derin bir kaseye koyarak, üzerine yoğurdumuzu ekliyoruz ve karıştırdıktan sonra, ağzını kapatarak 12 saat kadar  bekletiyoruz. Burada dikkat etmemiz gereken nokta, eğer hazır yoğurt kullanıyorsanız kıvamı çok yoğun olabileceğinden biraz su ekleyerek yoğurdun kıvamını açmak. Bulgur yumuşayınca dövülmüş sarmısak, çekilmiş ceviz, mayonez, ince kıyılmış maydanoz, dereotunu ve tuzumuzu ilave edip, karıştırarak salatamızı hazırlıyoruz. Salatamızı servis tabağına aldıktan sonra, üzerine tercihimize göre tereyağ veya zeytinyağını tavada ısıtarak, pulbiber ilavesiyle hazırladığımız sosu döküyoruz ve nane yapraklarıyla süslüyoruz. Afiyet olsun….

TİRAMİSU ve ZABAGLIONE KREMASI

31 May
Tiramisu…. Yani beni neşelendir, daha iyi hissettir. İtalyan klasiği olan bu tatlının tam kelime karşılığı “beni yukarı çek”, pek çok tatlı gibi insanı mutlu etmesi beklenen, bu amaçla yediğimiz bir lezzet. Blogda yeralan daha eski tiramisu tariflerinde bundan ve tiramisunun çıkışından bahsetmiştim. En son tarifi 2008’de yayınladığımı farkedince, tiramisunun tarihçesine bu yazıda da yervermeye karar verdim.
En yaygın hikayeye göre, tiramisu ilk kez 17’nci yüzyılın sonlarında yapılmaya başlanmıştır, bu tatlı, Toscana Dükü III. Cosimo De Medici’nin birkaç günlüğüne taşınmaya karar verdiği Siena şehrinde doğar. Sienalı pastacılar dükün onuruna, asaleti temsil eden özellikler taşıyan bir tatlı hazırlamayı kararlaştırırlar. Bu, içinde basit ama lezzetli malzemeler bulunan, asiller hayatın tatlarını çok sevdiğinden aynı zamanda gösterişli ve afrodizyak bir tatlı olmalıdır. Böylece o zamanlar dükün onuruna yapıldığından “dükün tatlısı” adı verilen ve şimdi tiramisu denilen tatlı ortaya çıkar. Dük, Sienalı pastacıların el becerilerine ve tatlının lezzetine hayran kalınca, tarifi Floransa’ya götürür. Böylece “dükün tatlısı” iyice ünlenir, hatta şöhreti Toscana sınırlarını aşıp Venedik’e, oradan da tüm İtalya’ya yayılır. Asırlar geçtikçe de oradan tüm dünyaya…

Tabi bu yayıylamalar sırasında tarif de farklılıklar göstererek, değişik şekillerde yapılmaya başlanmış. Ama sanıyorum ki, tüm farklı yorumlara rağmen klasik tiramisu hiç bir zaman tahtından inmeyecek:) Ben de daha önce pandispanyalı, çilekli versiyonlarını yapmıştım, ama restoranlarda yediğimiz lezzetteki bir tiramisuyu yapmayı da hep istedim. Son yazdığım, buradan ulaşabileceğiniz tarif de bu lezzete çok yakındı. Bugün paylaştığım tarifle krema hazırlama süreci dışında oldukça benzerlik gösteriyor. Bugünkü kremanın adı “zabaglione”. Zabalione yumurta sarısı, şeker, marsala şarabı (tatlı bir şarap çeşidi, yurtdışından almıştım, yerine rom veya tatlı bir şarap veya likör kullanabilirsiniz) ve süt kremasından oluşan bir tarif. Bazı kaynaklarda limon kabuğu rendesi de kullanılıyor. Benmari yöntemi ile hazırlanan pürüzsüz kıvamı ile hem pratik, hem de lezzetli bir krema olduğunu söyleyebilirim. Bu tarife mascarpone peyniri ekleyince tiramisu için harika bir krema oluyor. Peynirsiz hazırlayarak (peynirli de tercih edilebilir tabi) pek çok tatlı için, özellikle meyveliler için kullanabilirsiniz. Tarifimiz gelince;

Malzemeler: (8 kişilik)

Zabaglione Kreması için:

– 6 adet yumurta sarısı
– 2/3 su bardağı toz şeker
– 1/2 su bardağı marsala şarabı
– 200ml süt kreması (1 kutu)

Tiramisu için:

– 2 fincan espresso
– 1 yemek kaşığı şeker
– 1 su bardağı sıcak su
– 300 gr kedi dili bisküvi (savoiardi)
– 500 gr mascarpone peyniri
– 1/2 çay bardağı kahve likörü veya viski
– 1 yemek kaşığı kakao
– Süslemek için beyaz pul çikolata, nane yaprağı

Yapılışı:

Öncelikle kremamızı hazırlıyoruz. Bunun için yumurta sarılarımızı iyice köpürüp, kabarana kadar çırpıyoruz. Sonra şekerimizi ve şarabımızı ekliyoruz. Bir benmari kurarak (derin bir tencereye kaynamış su koyup, ocakta altı açık tutuyoruz ve kabımızı tencerenin üzerine sıcak suya direkt temas etmeyecek şekilde yerleştiriyoruz) kremamızı, koyulaşıp kıvam alana kadar karıştırarak (karıştırma işleminde tahta veya silikon bir spatula kullanıyoruz) pişiriyoruz. Kaynamaya başlayınca ocaktan alıyoruz ve peynirimizi ekleyip, karıştırmaya devam ediyoruz. Ayrı bir kapta kremamızı köpürüp, kabarana kadar çırpıyoruz. Ilınmış olan peynirli kremamıza, çırpılmış süt kremamızı da ekliyoruz ve homojenleşene kadar karıştırıyoruz. 
Derin bir kaseye espresso, şeker ve sıcak suyu ve tercihimize göre likör veya viskimizi ekliyoruz. (İsteğinize göre alkolsüzde hazırlayabilirsiniz.) Tatlımızı hazırlayacağımız kaba kremadan 1-2 yemek kaşığı koyup, üzerine hazırladığımız kahveli karışıma  batırıp çıkarttığımız kedidili bisküvilerden diziyoruz. Krema, kedidili sıralamasını tekrarlayarak kabımızı dolduruyoruz, en üst tabaka krema olacak şekilde. Tatlımızı hazırlayınca üzerine kakaomuzu da serpiştirip, buzdolabında 4-5 saat dinlendirdikten sonra servise çıkarıyoruz. Servis öncesi benim yaptığım gibi beyaz çikolata ve nane yapraklarıyla süsleyebilirsiniz. Tatlıyı ayrıca porsiyonluk kaplarda, tek tek de hazırlayabilirsiniz. Afiyet olsun….

Bu fotoğrafta tatlının en final hali….

YENİ BİR ÇAY SAATİ SOFRASI

29 May
Mart ayında evde büyük halamız için bir çay sofrası hazırladım. Bu sofranın görüntülerini de eklenen yeni tariflerle kısmen paylaşmıştım. Şimdi bütün daveti bu yazı ile bloga eklemiş oluyorum. Eksik olan 2 tarifi de önümüzdeki günlerde yazacağım.
Büyük halamız kızım Yağmur’u ilk defa görmek için gelmişti. Yağmur hariç altı kişilik bu davet için hazırlandım ben de. Uzun süredir davet sofrası hazırlamadığım için, biraz performans kaybı vardı, ama önümüzdeki günlerde yazacağım “blogger kızlar buluşması” için iyi bir idman oldu:)

Masayı hazırlarken, kelebekli yemek takımımın yanısıra, kelebek nakışlı bir masa örtüsü seçtim. Frezya çiçeklerinin bol günleriydi ve sarı-beyaz ikisini seçerek masayı çiçekler ve kokularıyla hareketlendirdim.

Servis için kullandığım çatal bıçakları dantel fiyonklarımla bağlayarak, tabaklara yerleştirdim. Kumaş peçete havası veren kalın kağıt peçeteleri de rulo yaparak, ince kurdele ile bağladım ve içlerine frezyalardan yerleştirdim.

Menüye karar verirken, tuzlu kısmını ağırlıklı tuttum. Tam öğle sonrası, öğlen ve akşam yemeklerinin birleştiği bir saat olduğu için ve davetlilerin hepsinin formuna dikkat ediyor olması sebepleriyle.

Masamızda yeralan lezzetler şunlardı;

Rudolph Van Veen’in hamur tarifi ile hazırladığım mercimekli börekcikler, tarifini geçtiğimiz günlerde burada yazmıştım.

Yine bloga son zamanlarda eklenen, peynirli top top börek, tarif burada.

Yazının başında bahsettiğim yeni tarfilerden ilki, yoğurtlu bulgur salatası, yakında yazılacak.

Yaprak sarması, çay sofralarının vazgeçilmez klasiği olarak masamızdaydı. Bu defa pirinçle beraber az miktadra bulgurda vardı içinde.

Közlenmiş kırmızı biberli, peynirli rulolarda kendi mutfağımda yeniden hatırladığım lezzetli tarfilerden biri, tarifi burada.

Pırasa köftesinin son zamanların gözdelerinden olduğunu yazmıştım. Tarife buradan ulaşabilirsiniz.

Menünün tatlı kısmı için, tadıyla hem yoğun, hem ferah olan limonlu barı seçtim, tarifi burada.

Final için hazırladığım tiramisu…..Blogda tiramisu tarifleri mevcut ama bu farklı bir tarifle hazırlandı, eklenecek tariflerden biri de bu…

Bu da masamızın kuş bakışı fotoğrafı…. Elinde tepsi tutan da benim, çay servisi için bardaklarımızı topluyorum, doğal bir fotoğraf olduğu için, anısı kalsın diye bunu seçtim…….

MOZAİK PASTA ve UZMAN TV İLE VİDEOLU TARİFLER

21 May

Mozaik pasta blogda yeralan birkaç tarif gibi bana çocukluğumu hatırlatır. Canımız tatlı istediğinde annemin hemen yapıverdiği bir tarifti. Çay saatlerinin, tatlı krizlerinin vazgeçilmez bir tarifidir, pratik ve lezzetlidir. Ben de şimdilerde çok olmasa da, eskiden sık yapardım.

Kızıma hamileliğim sırasında Uzman TV’den bana ulaşarak bazı tarifleri benimle çekmek istediler, mozaik pasta da bunlardan biriydi. Biraz gecikmeli oldu ama bu tarifle beraber bloga, videolu tarifler bölümünü de ekliyorum. Uzman TV’de mozaik pastanın yanısıra 11 tarifin daha kayıtları mevcut. Bunlar da zaman içinde bloga eklenecek. Mevcut tariflerin videolarını da sizlere yeni yazılarla duyuracağım. Bu kayıtları izlerken hamileliğimin ilerleyişini ve doğum sonrası halimi göreceksiniz. Ben kendimi izlerken çok güldüm, hamileliğim anlaşılmadığı günlerdeki kilolu halimi izleyenler “bu kız hem yapıyor hem de yiyor belli ki” diyecekler diye. Bu açıklamalardan sonra gelelim pratik tarifimize;

Malzemeler:

– 500 gr pötibör bisküvi

– 150 gr tereyağ

– 1,5 su bardağı süt
– 2 yemek kaşığı kakao
– 1 çay bardağı pudra şekeri
– 1 su bardağı iri kıyılmış ceviz
Üzeri İçin:
– 120 gr bitter çikolata
– 100 ml krema
– Hindistan cevizi

Yapılışı:

Bisküvilerimizi iri olacak şekilde elimizle kırıyoruz ve derin bir kaseye alıyoruz. Tereyağımızı eritiyoruz ve sütümüzü el yakmayacak kadar ısıtıyoruz. Her ikisiniz de bisküvilerimizin üzerine döküp, kakao, pudra şekeri ve cevizimizi de ekleyip, karıştırıyoruz. Kakao ve diğer malzemeler tamamen karışınca içini streç folyo ile kapladığımız bir kalıba döküp, üstünü de streç folyo ile kapatıp, buzdolabında 3-4 saat dinlendiriyoruz. Buzdolabından çıkardığımız mozaik pastamızı servis tabağına alırken streç folyodan ayırıyoruz. Ufak bir sos tenceresinde kremamızı kaynama noktasına gelmeyecek kadar ısıtıyoruz ve ocaktan alıyoruz. Çikolatalarımızı parça parça ekleyip, sürekli karıştırarak kremanın içinde erimesini sağlıyoruz. Çikolatalar tamamen eriyip, sosumuz ılık hale gelince mozaik pastanın üzerine döküyoruz. Üst kısmına hindistan cevizi serpiştirip, buzdolabında tekrar 1 saat dinlendiriyoruz. Dilimleyerek servis yapıyoruz. Afiyet olsun…

Not: Kalıp kullanmak istemezseniz folyo ile piramit şekli de verebilirsiniz.

Nasıl yapıldığını detaylı olarak aşağıdaki videoda izleyebilirsiniz.

PEYNİRLİ TOP BÖREK ( TOP TOP BÖREK)

16 May

Top börek, bundan birkaç ay önce Yasemin’in oğlu Sencer için hazırladığı doğumgünü partisinin lezzetlerinden biriydi. Böreğin nasıl yapıldığı hepimiz için merak konusu oldu, ben de biraz araştırma yapınca, “altın top” ve “top top börek” adlarıyla da bilinen bu böreğin tarifine ulaştım. Sofra Dergisi’nde yayınlanmış olan tarifin önemli olan kısmı, böreğin şeklinin verilmesi ve yufkaların yumuşatılması, bunun dışında istediğiniz iç malzeme ile yapabileceğimiz lezzetli bir börek. Bizim yediğimiz kıymalı idi. Ben peynirli yapmayı tercih ettim. Yaptığım böreği de bir sonraki buluşmamız olan Esra’nın kızı Elif Su’nun doğumgünü partisine götürdüm. Kıymalı, peynirli seçeneklerin yanısıra, patatesli, ıspanaklı, patlıcanlı yapılabileceği gibi bu malzemeler karıştırılarak da yapılabilir, kıymalı-patatesli, kaşarlı-patatesli, ıspanaklı-peynirli gibi.
Yukardaki fotoğrafta Esra’nın hazırladığı, Elif Su’nun çok sevdiği Dora ve dantel konseptli soframız yeralıyor. Danteller ve inci boncuklarla çok zarif görünen bu masayı sizlere de fikir vermesi amacıyla paylaşıyorum.
 
Malzemeler: (24 adet börek için)
– 3 adet yufka
– 200 ml krema (1 kutu)
Üzerine:
– 2 yumurta
– 1 su bardağı galeta unu
İçine:
– 400 gr beyaz peynir
– 6-7 dal ince kıyılmış maydanoz
Yapılışı:
Yufkalarımızı tek tek açarak aralarına birşey sürmeksizin üst üste diziyoruz ve bir paket kremayı fırça yardımıyla en üstteki yufkanın üzerine sürüyoruz. Bir kaç dakika yufkanın yumuşamasını bekledikten sonra, önce yufkamızı 4 eşit parçaya kesiyoruz. Her bir bölümü de tekrar 6 dilime kesiyoruz. İnce uzun üçgen parçalar elde etmiş olacağız. Her bir üçgenin geniş tarafına, ezdiğimiz ve maydanoz eklediğimiz peynirimizden 1 tatlı kaşığı kadar koyuyoruz. Yufka dilimini kenarlarını kapatarak, çeviriyoruz ve yuvarlak bir top elde ediyoruz. Tüm yufkayı bu şekilde hazırladıktan sonra, dinlenmeye bırakıyoruz.  (Böreğin püf noktası, hazırlandıktan sonra bir kaç saat dinlendirilmesi, bu süreçte, yufkalar kremayı iyice çekmiş oluyor. Ben 1 gün beklettim, ertesi gün galeta unu, yumurta karışımına buladım. Hatta ilk seferinde fazla hazırladığım börekleri buzluğa kaldırdım ve bir hafta sonra çıkarıp, donmuş haldeyken yumurta, galeta unu yapıp fırınladım.) Daha sonra her bir topu önce çırpılmış yumurtaya, sonra galeta ununa buluyoruz ve yağlı kağıt serilmiş bir fırın tepsisine diziyoruz. Böreklerimizi önceden ısıtılmış 180 derece fırında, üzerleri kızarana kadar 40-45 dakika pişiriyoruz. Afiyet olsun…