Arşiv | Hayattan RSS feed for this section

"YAĞMUR 2 YAŞINDA" PARTİMİZ

19 Eyl

Yağmur 2 yaşında artık…. Kızımın 2. doğumgününü yine sevdiklerimizle birlikte kutladık. Bu güzel günün fotoğraflarını bu yazımda paylaşıyorum. Partimizi evimize yakın bir cafede yaptık, çoluk çocuk 60 kişi olduk. Parti menüsü tamamen ev yapımı. Aşağıda tuzlu büfemizi görebilirsiniz.

Menüdekilerin çoğunu blogdan hatırlayacaksınız. Menüyü oluştururken dengeli, doyurucu ve lezzetli bulunan tarifleri seçmeye gayret ettim.

Favori lezzetlerden biri olan peynirli kırmızı biber rulo
Tarifine bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

Blog için yeni tariflerden biri, tahinli patlıcan salatası.

Lezzetli hamuru ile favoriler listesine giren mercimekli poğaça

Peynirli, zeytinli ve çörek otlu minik muffinler

Münevver Ablacığımın yaptığı el açması hamurdan ıspanaklı börek

Kızımın babaannesinin elinden kıymalı sigara börekleri (fırınlanmış) Börek tarifi için sigara böreği tarifimi ve iç harcı için sarıyer böreği iç harcı tarifimi kullanabilirsiniz.

Farklı bir lezzet olan pırasa köftesi

Son dönemde daha sık yaptığım batırık köftesi

Anneciğimin elinden kabak çiçeği dolması

Yine babaannemizin yaptığı yaprak sarma

Bloga ilk fırsatta eklenecek eski ama yeni tariflerden biri tavuklu salata

Kızımın teyzesinin elinden çörekotlu kurabiye

Büyük teyzemiz Hüner’in hazırladığı peynirli minik sandviçler

Benim için özel olan ve kızımın partileriyle klasikleşsin istediğim uğur böceği kanepeler

Büyük teyzemizin yaptığı çubukta muhammaralı ve peynirli kanepeler

Yine Hüner Teyze’nin yaptığı, görünü farklı çubukta sosisli milföy börekler

Bu kadar tuzlunun üzerine, tatlı büfesini pasta da olduğu için, hafif tuttum.

Nane saksıları görünümünde:) çikolatalı sürpriz. (sanırım bunlardan en çok kendim yedim:)

Ferah tadıyla özellikle seçtiğim limonlu barlar, bu defa hamurunu da, üzerinide biraz daha kalın yaptım.

Selenciğimin yaptığı tarçınlı, fındıklı kurabiyeler

Yine partilerimizle özdeşleşsin istediğim, çilekler

Ve tabi ki finalde Yaso’mun yaptığı harika pasta, şekliyle, süsleriyle, tadıyla harikaydı, pastanın üstündeki, tabiki Yağmur. İyi ki doğdun kızım…

RUDOLPH VAN VEEN’İN MUHTEŞEM HAMURUYLA MERCİMEKLİ BÖREK

3 May

Mart ayının ilk günlerinde harika bir etkinliğe davetliydim. Kitchen24 kanalının dünyaca ünlü şefi Rudolph Van Veen konuk ettiği Gaggenau‘nun muhteşem showroomunda çok keyifli bir deneyim yaşadım. Hollandalı şef Rudolph son derece sıcak, içten, eğlenceli ve tevazu sahibi bir insan. Benimle birlikte davetli olan blogger arkadaşlarıma kendi deneyimlerini paylaşırken anlattıkları keyifli olmanın yanısıra, eğiticiydi.
Rudolph mesleğini aşkla yapan bir insan, konuşması sırasında hayatta mutluluğu sağlayan 3 şeyi müzik, sevgi ve yiyecek olarak sıraladı. Buna katılmamak mümkün değil sanırım. O gün Rudolph Vaan Veen’in sıcak sohbeti eşliğinde Gaggenau’nun hayranlık veren(mümkün olsa tüm mutfağı değiştirecek kadar) fırınıyla, tek hamurla hem tatlı hem tuzlu pişirdik, yedik ve eğlendik. Ben de çok beğendiğim bu hamuru hemen haftasonu misafirlerim için hazırladığım börek için kullandım.

Bu böreği normalde milföy hamuru ile yapıyorum ama bu defa bu hamuru kullandım ve yiyenlerden tam not aldı. Milföye alternatif olacak lezzetteki hamurun ve böreğin tarifi şöyle;

Malzemeler:

– 285 gr un
– 130 gr krem peynir
– 170 gr soğuk tereyağı
– 3 yemek kaşığı soğuk su
– 1,5 yemek kaşığı sirke
– 1 çay kaşığı kabartma tozu
– Az tuz

İç Harcı İçin:

– 1 su bardağı haşlanmış yeşil mercimek
– 1 orta boy soğan
– 1 yemek kaşığı zeytinyağı
– 1 tatlı kaşığı salça
– Tuz, karabiber

Üzeri İçin:

– 1 yumurta sarısı
– Haşhaş tohumu

Yapılışı:

Hamurumuz için, unumuzu derin bir kaba alıp, ortasını havuz gibi açarak tüm malzemelerimizi ekliyoruz ve yoguruyoruz. Hamur bütünleştiği zaman streç filme sarıp, buzdolabında 1 saat dinlenmeye bırakıyoruz. (Ben hamuru akşam hazırlayıp, sabah kullandım)
Böreğin iç harcı için; ufak küp şeklinde doğradığımız soğanı zeytinyağında soteliyoruz, sonra salçamızı ekleyip, daha sonra da haşlanmış mercimeğimizi ilave ediyoruz. Son olarak tuz ve karabiberle lezzetlendirdiğimiz harcımızı ocaktan alıyoruz ve soğumaya bırakıyoruz.
Dinlendirdiğimiz hamurumuzu, merdane yardımıyla, 1cm kalınlığında açıyoruz. Yuvarlak bir kalıp veya büyük bir su bardağını kullanarak hamurdan yuvarlaklar kesiyoruz. Her bir hamur parçasının bir kenarına, mercimekli harcımızdan koyuyoruz ve hamurun boş kalan kısmını harcın üzerine kapatarak, kenarlarını elimizle bastırıyoruz. Fırın tepsisine aldığımız minik böreklerimizin üzerine, yumurta sarısı sürüp, haşhaş tohumu serpiştirdikten sonra, önceden ısıtılmış 180 derece fırında 30 dakika, üzeri kızarana kadar pişiriyoruz. Afiyet olsun…

ALACARTE 6 YAŞINDA!!!!!!!!!!!!

8 Mar

Alacarte 6. yaşına girdi, şaka gibi geliyor düşününce ama gerçek, blogum büyüyor, gelişiyor. Yazılarımın sıklığı azalsa da, hayatımdaki yeri artıyor.

Blogumun doğumgününü kutlarken sizlerle kızımın 1. yaşgünü kutlamasından 2 fotoğrafı paylaşıyorum. İlki doğumgünü pastamızı keserken, 2.si menümüzün göründüğü masamız. Doğumgünü detaylarını yakında yazmayı planlarken, 6 senedir beni takip ettiğiniz, hobimi benimle paylaştığınız için teşekkür ediyorum.
Nice yıldönümünü keyifle, birlikte kutlamak dileğiyle…..
Neslihan
 

ALACARTE "5" YAŞINDA…..

1 Mar

Blog yaş-1

Geçen sene ALACARTE 4. yaşını kutlarken yazdığım yazıyı okudum az önce, umut dolu, içten ve mutlu bir yazı yazmışım, blogumdan çocuğum gibi bahsetmişim. Evet doğru, bu günlük benim için çok değerli, kendime ait bir alan, içimi her zaman açamasam da kendimi paylaştığım bir yer…
Geçen seneki yazımda Yağmur’u bekliyordum, sizlere söylememiştim henüz, kız olduğundan bile haberim yoktu, şimdi hayatımda ve ufak da olsa blogumda da yer edindi bebeğim.
Blogumun 5. yaşını kutlarken, bundan sonraki hayatım için en değerlim olan kızımın bir fotoğrafını paylaşayım istedim:)
Geçen sene ki kapanış cümlelerimi tekrarlıyorum ve blogger hikayemi okumak isteyenleri geçen yıl ki yazıma yönlendiriyorum.
“Kendi adıma blogumun paylaşımlarla, dostlarla büyümesini, daha üretken olmasını, nice yaşlar almasını diliyorum. Hepinize sevgilerimle…”
Nice yaşlara ALACARTE……….
Not: Fotoğraf doğum fotoğrafçım “Efsane Ersan” tarafından çekilmiştir.

SOFRA DERGİSİ ŞUBAT SAYISINDAYIZ

2 Şub

Alacarte Sofra Dergisi'nde

Bebeğim Yağmur ile birlikte Sofra Dergisi Şubat sayısındayız….
Dergi için doğum gelenekleriyle ilgili tarifler hazırladım. Yeni anne olmanın heyecanına geçtiğimiz ay Sofra Dergisi için yapılacak çekim eklendi. Dergiden Selma Hanım (Selma Şen) doğum gelenekleriyle ilgili bir çekim yapmak istediklerini ve kızıma da dergide yer vermek istediklerini belirtti. Bu güzel öneriye hayır demem mümkün değildi. Selma Hanım ile doğum geleneklerini, benim ve ailemin yaptığı hazırlıkları konuştuk hangilerini hazırlayacağıma ve çekim gününe karar verdik. Sonrası heyecanlı bekleyiş ve hazırlıklarla geçti. Her ne kadar Yağmur’un doğumu sayesinde tecrübeli olsam da, dergide yeralacak olmak farklıydı.
Doğum sırasında, bebek mevlidinde ve diş buğdayında yapılan hazırlıklar ve güzel gelenekler üzerine çalışarak dergi için 6 tarif hazırladım. Çekim günü de çok güzel geçti, tatlı kızım çok uyumluydu. Sonrası baskıyı bekleyişle geçti. Haftasonu Yağmur’u gezidirirken Remzi Kitabevi’ne girdim, baktım dergi gelmiş, heyecanla açtım ve çok güzel bir bölüm hazırlamıştı, Selma Hanım, Erkin Bey’in (Erkin Ön) fotoğrafları harika görünüyordu. Sizlere ancak yazabildim. Ben çok beğendim, bakalım sizler nasıl bulacaksınız.
Senelerdir okuduğum, her ay evimden eksik etmediğim Sofra Dergisi’nde yeralmak, hele bebeğim Yağmur’la birlikte yeralmak çok güzel bir anı olacak….
Not: Başlığı kızımı düşünerek çoğul yazdım:)
Ayrıca bu güzel günü daha detaylı olarak ilerki günlerde yazacağım

MSA ELECTROLUX AUDITORIUM’DA MEHMET GÜRS İLE "TAZE BİR BAKIŞ"

28 Oca

MSA Auditorium Mehmet Gürs

2012 yılının ilk yazısı 2011 yılında katıldığın son etkinliklekle ilgili. 19 Aralık 2011 Pazartesi akşamı MSA’nın yeni Auditorium’unun tanıtıldığı ve Mehmet Gürs’ün yeni pişirme teknikleri hakkında bir demo sunumu yaptığı keyifli, ilginç ve bilgilendirici davete katıldım.
MSA’yı pek çoğunuz biliyorsunuz, Mehmet Aksel’in kurduğu profesyonel aşçılık okulu, kendi deyimleriyle “mutfağın okulu”. MSA öncülüğünü yine göstererek Elektrolux’ün katkılarıyla ileri teknoloji mutfak donanımına sahip 150 kişi kapasiteli bir Auditorium hazırlamış MSA içerisinde. Bu salonda yerli şeflerin yanısıra, 20’den fazla yabancı şef ağırlanmış ve pek çok tanıtım, pişirme demosu gibi organizasyon yapılmış.
Benim katıldığında bu organizasyonlardan biriydi. Davet günü 2012’ye sayılı gün kalması nedeniyle yeni yıl buluşması olarak düzenlenmişti. Etkinlik Mehmet Aksel’in konuşması ile başladı, ardından Elektrolux Türkiye Genel Müdürü Semih Orcan bir konuşma yaptı ve sahneyi şef Mehmet Gürs’e bıraktı.
Mehmet Gürs “A Fresh Look/Taze Bir Bakış Açısı” ismini verdiği demo sunumunda, geleneksel lezzetlere yeni pişirme teknikleri uygulanmasına örnekler verdi. Bundan önce ise bulunduğumuz coğrafyada pek çok kültürün harmanlandığından, pek çok şey için olduğu gibi yemek konusunda da köklerin öneminden bahsederek Anadolu’daki doğal mutfağı anlattı. Bu mutfağı keşfetmek için yaptığı seyahat ve çalışmalardan bahsetti.
Mehmet Gürs demo sunumunda 3 tabak hazırlandı. Bunlardan biri sucuklu yumurta idi. Ancak hepimizin alışık olduğu gibi sucuğu pişirip, yumurtayı kırmadı üzerine, uygun hava ve nem koşullarında kurutulmuş sucuk toz hale getirilmişti ve yumurtayı pişirmek için gereken uygun sıcaklık denemeler sonucunda tespit edilmişti. Bir derecenin yaratacağı farkı bize örnekleriyle gösterdi Mehmet Gürs.
İkinci tabak tarhana, tuzlu yoğurt, kuzu kol ve firik pilavından oluşan bir tabaktı ama bu tabak da yeni pişirme teknikleriyle hazırlanmıştı ve en çarpıcı tarafı ise tarhananın farklı bir şekilde kullanılmasıydı.
Üçüncü tabak ise kabak tatlısı idi, tabi kireç kaymağında bekletilmiş bir kabak tatlısı. Bunun yanında ise Antep fıstığının erken hasat dönemindeki adı olan “kuş boku” dondurması ve tahin vardı.
Bu sunum geleneksel tatların, tesadüflerden çıkarılarak, çalışılarak elde edilen bilgilerle hazırlanması konusunda bir örnek ve mutfağın gerçek bir kimyası olduğunun çok güzel bir kanıtı idi. İlginç olan şeylerden biri de salonun havalandırma sistemi sayesinde yemek hazırlıklarında çıkan kokuyu kesinlikle hissetmememizdi.
Sunum tamamlandığında ise MSA şefleri ve öğrencilerinin hazırladığı yemeğe katıldım, yeni lezzetler ve içkiler eşliğinde keyifli sohbetlerle geçti akşam. Ben de bu davet sayesinde daha önce etkinlik ve kurslar sayesinde tanımış olduğum MSA’nın dünya sıtandartlarındaki salonunu da keşfetme fırsatı bulmuş oldum….
MSA kolaj

2012 GÜZELLİKLER GETİRSİN, İYİ SENELER……

29 Ara

Masa

Yılın bitmesine 2 gün kala gece bilgisayar başındayım, Yağmur’u uyuttum ve fotoğraf düzenleme işine girişmişken, bir yeni yıl mesajı yazmalıyım düşüncesiyle yazıma başladım..

2011 bana hayatımın en değerli şeyini verdi, Yağmur’un annesi olmayı, bu nedenle hep özel kalacak.

2012’yi karşılamak üzere toplandığımız ve benim için 2011 yılının son daveti olan soframızdan bir fotoğraf eşliğinde hepinize hayallerinize kavuştuğunuz bir yıl diliyorum.

İYİ SENELER!!!!!!!!!!!!!